Marcos’la Söyleşi

7 May 2006

Marcos.jpg

ABD’deki Free Speech Radyosu haber sunucusu ve muhabiri Aura Bogado’nun Sıfırıncı Delegeyle(Marcos) yaptığı söyleşi

Aura Bogado: Neden şimdi 2005 ve 2006’da Öteki Kampanya?

Sıfırıncı Delege: Çünkü biz Zapatistalar olarak, bir hazırlanma sürecini devam ettirmek zorundaydık—1994’deki başkaldırıda olduğu gibi, onu gerçekleştirmek için 10 yıl boyunca hazırlanmıştık– aynı şekilde Öteki kampanya içinde bir hazırlanma süreciyle uğraşmalıydık


Öteki kampanya asıl olarak 2001 de , Meksika’nın üç politik partisi – PRI, PAN ve PRD— yerlilerin kültürel hakları için COCOPA inisiyatifini reddettikleri zaman doğdu. Böylece, bu noktada, Meksikalı politik sınıfla olan yolun tükendiğini gördük—başka bir yol bulmalıydık. Seçenekler şöyleydi: savaş, savaşmaya geri dönmek, ya da sessiz kalıp ne olacağını görmek için beklemek ya da şimdi yaptığımızı yapmak.

Bu olasılık için hazırlanmak zorunda olduğumuza karar verdiğimiz zaman, yerlilerin kültürel hakları için bize bu noktaya kadar destek olanların politik partilerle özellikle de sözde “kurumsal solla”: PRD’yle aramıza mesafe koyduğumuz anda desteklerini geri çekme ihtimallerinin büyük olduğunu tahmin ettik Ama aynı zamanda, kendimizi cerrahi bir müdahaleye, polis ya da asker müdahalesine karşı da hazırlamalıydık—her hangi bir bahaneyle EZLN’nin boynunu vurarak ,onu gideceği yönden mahrum bırakmaya çalışan bir müdaheleye karşı.

Bizim için, Altıncı Deklerasyon girişimi, 1994’deki Savaş ilanımız kadar, belki ondan da daha önemlidir. Bütün liderliğimizi kaybetmeye hazır olmalıydık. Çünkü bizim yöntemimize göre, ve aynı zamanda bir şey yapmaya koyulduğumuzda, liderlerimizi, örnek olmaları için en öne koymalıyız. Yalnızca Marcos’u değil, bilinen tüm liderliğimizi, politik görevi gerçekleştirmek için dışarı çıkanları kaybetmeye hazır olmalıydık: Kumandan Esther, Kumandan Tacho, Kumandan David, Kumandan Zebedeo, Kumandan Susana gibi comandanteleri. Hasta olan Kumandan Ramona da çıkmaya hazırlanıyordu, ama ne yazık ki… toplum tarafından az ya da çok tanınanlarımızın hepsi dışarı çıkmayı planlıyordu, bu yüzden buna hazırlanmalı ve benim üstlendiğim ve şimdi yapmakta olduğumuz,ilk keşif gezisi için planlar yapmalıydık.

Özellikle seçim dönemini seçtik, böylece bizim başka bir şey istediğimiz açıkça görülecek, ve insanlar bizim politik önerilerimizi görebilecek ve karşılaştırabilecekti. Doğduğumuz zamandan beri ,politika yapmanın başka bir yolu üzerinde sürekli ısrar ettik. Şimdi, bunu silahsız ama Zapatista olmayı bırakmadan yapma şansımız var , bu yüzden hala maskelerimizi takıyoruz.

AB: Latin Amerika’daki insanlar için, Brezilya’daki Lula, Arjantin’deki Kirchner, Venezuela’daki Chavez gibi politikacılar genellikle büyük umut vaat eder. Latin Amerika solundaki bu değişimi nasıl görüyorsunuz?

Sıfırıncı Delege: Biz her zaman, yalnızca kendi ülkemizde değil, özellikle bütün Latin Amerika’da aşağıdan bakmaya başlarız. Evo Morales başkanlık töreni için bu daveti yaptığında, ne Bolivya’da ne de Latin Amerika’da gözlerimizi yukarı çevirmediğimizi söyledik ve bu anlamda hükümetleri yargılamayız, bu yargı orada olan halkındır. Bolivyalı yerli hareketliliğine ve Ekvador’dakine ilgiyle bakıyoruz. Aslında onlar, Altıncı Deklerasyon’da anılmıştı.

Arjantin gençliğinin mücadelesine, esas olarak piquetero hareketine ve genel anlamda ise Arjantin’deki gençlik hareketine yakınlık duyuyoruz. Arjantin’de, Uruguay’da, Şili’deki Terörün uzun gecesinin acısını dindiren ve belleği geri alan harekete yakınlık duyuyoruz. Ve bu anlamda aşağıya bakmayı, deneyim alışverişini ve olan üzerine onların kendi düşüncelerini anlamayı tercih ediyoruz.

Esas olarak, Latin Amerika’nın, yalnızca Meksika’nın değil bütün Latin Amerika’nın gelecekteki öyküsünün aşağıdan kurulacağını düşünüyoruz – olanların geri kalanı, her durumda yalnızca adımlardır, belki yanlış adımlar , belki de sağlam adımlar, bunu göreceğiz.

Ama temel olarak, kendilerini başka bir şekilde örgütlemenin sorumluluğunu alabilecek olan aşağıdaki insanlar olacaktır. Eski reçeteler ve parametreler ne yapıldığına dair bir referans olarak işe yaramalıdır , yeni bir şeyler yapmak için bugüne yeniden uyarlanacak bir şey olarak değil.

AB: Örneğin, dünyanın herhangi bir yerindeki kadınların temsiliyetini arttırmak için, —ailelerde, kültür merkezlerinde ve ötesinde – erkekler ne yapabilir?

SD: Bizim ve diğer tüm örgütlerin ve hareketlerin bu konuda hala gidecek çok yolu var, çünkü gerçekten daha iyi olma ve ötekine—bu durumda kadınlara– saygı duyma eğilimiyle, gerçek pratiklerimiz arasında hala büyük mesafe var.

“Biz bu şekilde eğitilmişiz, elimizden gelen bir şey yok” bahanesinden bahsetmiyorum, ki erkekler genelde bu bahaneye sığınır ve aynı düşünme biçimine itaat eden ve diğer kadınlar arasında o ya da bu şekilde bu düşünme biçimini savunan kadınlar da bu bahaneye sığınır.

Kendi sürecimizde bizim gördüğümüz farklı şey ise şu oldu; biz[isyancılar], topluluklara geldiğimiz zaman ve bizi bir parçaları olarak kendilerine kattıklarında, planlanmamış, önemli değişimler gördük. İlk değişim, kadınların kendi aralarındaki ilişkilerinde gerçekleşti. ufukları evle ,çok erken yaşta evlenmekle, bir çok çocuk sahibi olmak ve kendilerini eve adamakla sınırlı olan bir grup yerli kadının şimdi dağa çıkabilmesi, silah kullanmayı öğrenmesi ve askeri birliklerin kumandanı olabilmesi, topluluklar ve toplulukların içindeki kadınlar için çok güçlü bir devrim oldu. Bu noktada, meclislerde yer almaları , kararları örgütlemeleri , sorumluluk alacakları konumlarda olmaları gerektiğini ileri sürmeye başladılar. Daha önce böyle değildi.

Ama gerçekte, Zapatista kadınlarının bu dönüşümüne ön ayak olan, kadın isyancıların erdemiydi. Dağ koşullarında gerilla olmak erkekler için oldukça zordur, ama kadınlar için bunun iki , üç katı daha zordur. Düşmanca dağ koşullarının yanında, bizim kendi maçoluğumuzun ve kendi aramızdaki ilişkilerin patriarkal sisteminin düşmanlığıyla da başa çıkmaları gerekiyordu.

[kadınların karşılaştığı başka bir zorluk ise], dışarı çıkmayı ve başka bir şey yapmayı kötü bir şey olarak gören kendi topluluklarının onları reddetmeleriydi. [Eğitimlerini tamamladıktan sonra], Topluluklarına geri döndüklerinde yol gösteren, mücadeleyi açıklayan, ve şimdi üst olansa bir grup isyancı kadın oldu. İlk başta bu bir çeşit ayaklanma, alanları ele geçirmeye başlayan kadınların ayaklanmasını yarattı. Eski bir yerli geleneği olan kadınların evlilik için satılmasının yasaklanması bu ilk ayaklanmaların içindeydi ve bu aslında ( kağıt üzerinde olmasa da) eşlerini seçme hakkını kadınlara verdi.

Ayrıca, kadınların erkeklere olan ekonomik bağımlılığı devam ettiği sürece, başka bir şeyin gelişmesinin oldukça zor olduğunu düşünüyoruz. Çünkü, kadınlar oldukça isyankar olabilirler, şu ya da bu ellerinden geliyor olabilir, ama sonuçta erkeğe ekonomik açıdan bağımlılarsa, çok az olasılıkları oluyor.

Bu anlamda, İsyankar Otonom Belediyelerin toplulukları ve İyi Yönetim Konseyleri içerisinde olan kadınlar, zaten kentsel düzeyde ya da İyi Yönetim Konseylerinde, ortak alanlarda, projelerde ve kadınlar için olan ekonomik örgütlenmelerde, ekonomik bağımsızlıklarını kurabilecek ve[kadınların] diğer bağımsızlıkları için maddi temel oluşturacak bir şekilde sorumluluk sahibi olan yetkililerdir.

Bununla birlikte, kadınlara karşı ev içi şiddet meselesinde hala sıkıntı çekiyoruz. Diğer alanlarda bazı kazanımlarımız oldu, örneğin daha önce okula gitmeyen kızlar, şimdi okula gidiyor. Kadın oldukları ve okul olmadığından dolayı gitmiyorlardı, ve şimdi okullar var ve kadınlar olsun erkekler olsun herkes gidiyor.

Ve kadınlar şimdiden, sivil yetkelerde en üst makamlardalar – çünkü askeri yetkelerde ya da politik örgütlenmelerde kadınların katılımına ihtiyacımız olduğunu söyleyebiliriz—ama sivil toplum meselelerinde biz,[isyancılar] yetkiyi elimizde tutmayız, yalnızca öneride bulunuruz. Bu yüzden gerçekte, topluluklardaki kadınlar, daha önce bir kadın için düşünülemez olan sivil yetkeye ve otonom belediye makamlarına ulaştılar.

[Bu pozisyonlara] EZLN’nin otoritesiyle değil, kendi mücadeleleriyle geldiler.

AB: ABD’deki insanlar için, özellikle de Meksika ve Latin kökenliler için bir mesajınız var mı?

SD: Derdimizi anlatmak için dolaşırken – Chiapas’ı, Quintana’ı, Roo, Yucatan, Campeche ve Tabasco’yu dolaştık ve Veracruz’u dolaşmaya başladık— her yerde, aşağıda olan insanlardaki bu acıyı gördük. Bunun kaderlerinden ,kötü şanslarından ya da Meksika hükümetinin dediği gibi bir turist bakış açısından kaynaklanmadığını hissediyorlar. Halbuki, bu bize yüklenen
acı veren bu sürecin bir parçası. Onlar hissediyor, ve biz de bunu onlarla, bir kısmı uzakta ve dışarıda olanlarla birlikte hissediyoruz. Ve bu kısım Latin kökenli ya da Meksika kökenli olan ya da sınırı geçmek zorunda kalan Meksikalılar olan bizim erkek ve kadınlarımızdır. Onlar orada.

Dediğimiz gibi, Altıncı’nın* yaklaşımı, sormaktır: Biz kimiz?, Biz nerdeyiz?, Ne yapmak istiyoruz? Altıncı Deklarasyon’a ve Öteki Kampanya’ya yakınlık duyan bir çok insan var. Ve buranın, bu tarafta olan bizlerin hemen yanındaki bu yerin onların yeri olduğu konusunda ısrar etmek istiyoruz.

Sınırdan kaynaklanan acıya yol açanlar, ölümü, marjinalleştirmeyi, bir ırkın ya da diğerinin ayrı tutulmasını yüceltenler konusunda ısrar etmek istiyoruz—bir köprü kurmalıyız ve sınırı bu mücadele ve onur köprüsüyle yıkmalıyız. Öteki kampanya bu alan olabilir. Kimse onlar için konuşmayacak, kimse Meksikalılar için ya da diğer taraftaki Meksika göçmenleri için konuşmayacak, bunun yerine onlar kendi alanlarını kuracak, onu koruyacak ve kendileri için konuşacak ve neden orada olduklarını, karşılaştıkları zorlukları ve isyankarlık ve direniş olarak o tarafta kurabildiklerini açıklayacaklar ve birbirimizi orada Juarez ve Tijuana’da göreceğiz.

Cevap ver.

XHTML: Kullanabileceginiz tagler: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <code> <em> <i> <strike> <strong>