Zapatistalar yeniden yollarda…Yolunuz açık olsun!
19 March 2006

Haziran 2005’teki Kırmızı Alarm ve ardından açıkladıkları Lakandon Ormanları’ndan 6. Deklarasyon ile yeni bir dönemece girdiklerinin sinyalini veren Zapatistalar, yeniden yollara düştü. 6. Deklarasyon’da da ayrıntılı olarak belirttikleri gibi, Zapatistalar, tüm Meksika’nın seslerini ve renklerini anti-kapitalist bir eksende buluşturmak üzere başlattıkları Öteki Kampanya kapsamında, bundan 12 yıl önce ilk çıkışlarını yaptıkları gün ve yerde, yani 1 Ocak günü San Cristobal de las Casas, Chiapas’ta uzun yürüyüşlerine başladılar.
Attıkları her yeni adımda, her yeni yönelimde dünyanın devrimci hareketleri kadar egemenlerinin de dikkatlerini üzerlerine çeken Zapatistalar, 19 Haziran tarihinde açıkladıkları Kırmızı Alarm ile, bir süredir devam eden sessizlik ve içe kapanma olarak yorumlanan dönemi bozup yeniden dünya kamuoyunun gözünü üzerlerinde topladı. “Yoksa Zapatistalar bir ‘iç tartışmaya’ mı girmişlerdi, bölünecekler miydi?”, “Ya da 12 yıl sonra yeniden bir saldırı hazırlığına mı girmişlerdi?” soruları kafaları kurcaladı. Çünkü 21 Haziran tarihli, Ulusal ve Uluslararası Sivil Topluma Mektup’ta “Bu bir veda mektubu değil; ama kimileri için öyle olabilir…” deniyor ve “Bir gün muhakkak Milan Internazioale’ye karşı maç yapacağız, biz ya da bizden geriye kalanlar.” diye ekleniyordu. Ama hayır, yeni bir saldırı planı yoktu; çünkü yine aynı mektupta, spekülasyonların önüne geçmek için, yapacakları bu “öteki şeyin” kendileri tarafından herhangi bir askeri saldırıyı içermediğini açıkça vurgulamışlardı. Evet, bir iç tartışma sürecinin habercisiydi kırmızı alarm; ancak dışlamaya değil, aksine artık Zapatistaların deneyimleriyle oturttukları, tam bir içermeye dayalı, consulta adını verdikleri bir karşılıklı danışma sürecinin habercisiydi. EZLN’nin Şubat 1995’teki consulta sürecinde, (şu anda ulus ötesi şirketlerde kendine yer edinmiş durumda olan) Ernesto Zedillo başkanlığındaki hükümet Zapatistalara saldırmıştı,ı hem de ateşkes bir yıldır sürmesine rağmen. Kırmızı Alarm; tüm isyan ordusuna, kadın ve erkek kumandanlarına, yerel ve bölgesel sorumlularına ve yerel topluluklara yeni sürecin analizini yapma ve yeni bir yön belirleme çağrısıydı. Çünkü EZLN liderliği asla tek başına yönetmez; o yalnızca olası yolları, patikaları, yönelimleri, hedefleri araştırır ve hangi yolu tercih ettiklerinde karşılarına nelerin çıkabileceğini Zapatista komünleriyle beraber analiz eder, tartışır ve karara varır. İşte Zapatista hareketinin dünya devrimci tarihine miras bırakacağı en önemli deneyimlerden birisi, şüphesiz ki bu komünal demokrasi deneyimi olacaktır.
Zapatistalar, Kırmızı Alarm ile, bir yandan da dünya kamuoyuna ve özellikle de seçim telaşı içindeki Meksika hükümetine saldırı hazırlığı içinde olmadıklarını; ama herhangi bir saldırıya karşı ise, askeri olarak tamamen hazır durumda olduklarını deklare ediyorlardı. Yani deniliyordu ki, biz savaşmak istemiyoruz, ama şayet buna mecbur kalırsak, davetiniz kabulümüzdür; çünkü EZLN, yani Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu yıllardır devletin ordusunun, paramiliter güçlerinin bölgede cirit attığı ve hatta kimi zaman çocukları şekerle kandırıp, kimi zaman taksi şoförü kılığında istihbarat toplamaya çalıştığı bir ortamda, aslında Ocak 1994’ten beri asla saldırmamıştı; çünkü EZLN orduların, silahların olmadığı bir dünya için silahlanmıştı. Dedikleri gibi, dağlar bir sese kavuşmak için silahlanmalarını söylemişti; bir yüze sahip olmak için yüzlerini örtmelerini, bir ada kavuşmak için adlarını unutmalarını, bir geleceğe sahip olmak için geçmişlerini kurmalarını söylemişti.
İç consulta sürecinin ardından ve bu danışma sonucunda yayınlanan Lakandon Ormanları’ndan 6. Deklarasyon (her kritik dönemeçte yayınlanan diğer beş deklarasyonda da olduğu gibi), hem yönelim hem de işleyiş anlamında kimi değişikliklere işaret eder. İçerik olarak en temel fark, kapitalizmin tüm toplumsal bedendeki işleyişine karşı bedenin tüm güçlerini ortaklaştırma vurgusunun belirginleşmesidir. Başlangıçta görünmez olanı görünür kılmak için, yerli halkların hakları için yola çıkan Zapatistalar, şimdi güçlerini artan şekilde diğer sömürülenler, mülksüzleştirilenlerle ortaklaştırma ya da en azından bu diyaloğu güçlendirme uğrağına gelmiş durumdalar. 6. Deklarasyon’da şöyle denir: “Bir kez daha risk alma ve tehlikeli ama buna değecek bir adımı atma zamanı geldi. Çünkü, belki bizimle aynı yoksunluğu paylaşan öteki toplumsal kesimlerle birleşirsek, ihtiyacımız ve hakkımız olanı elde etmemiz mümkün olur. Yerli mücadelesinde ileriye doğru yeni bir adım, ancak yerlinin işçilerle, köylülerle, öğrencilerle, öğretmenlerle, memurlarla… kır ve kent emekçileriyle bir araya gelmesiyle mümkün olabilecektir.” Bugün Zapatistaları anlamak için temel metin olan 6. Deklarasyon’da kendi mücadele tarihlerini anlattıktan sonra, “Dünyayı Nasıl Görüyoruz” bölümünde son derece anlaşılır ve bütünlüklü bir küresel kapitalizm çözümlemesiyle karşı karşıya kalırız ki, bunun en güzel özeti Marcos’un “Düşmanın birçok yüzü ama tek bir ismi var: Kapitalizm” sözüdür. Örgütsel yapı anlamında ise, 6. Deklarasyon EZLN’ye üç görev yükler ve buna göre, isyancı orduyu üç komiteye ayırır. Bunlardan birincisi olan ordunun genel komutanlığı, yerel Zapatista otonom yönetim birimlerinin güvenliği ve işleyişinin devamlılığının sağlanmasını üstlenirken; galaksiler arası komite, daha önce 1996’da Chiapas’ta ve 1997’de İspanya’da yapılan uluslararası buluşmaların (encuentros) bir üçüncüsünün toplanmasını yürütecek ve üçüncü olarak da, Marcos ve diğer birkaç kumandandan oluşan Altıncı Komite ülke çapında bir kampanya örgütleyecektir. Altıncı Komite’nin silahsız bir şekilde tüm Meksika’yı dolaşarak yürüteceği bu “Öteki Kampanya”nın süreç içinde EZLN’nin değil, Zapatistalarla kucaklaşmak isteyen herkesin kampanyası olması hedefleniyor. Bu yüzden, ne EZLN ne de Marcos Öteki Kampanya’nın sözcülüğünü üstlendi. 1 Ocak’ta Chiapas’tan başlayarak Meksika’nın 31 eyaletini dolaşacak bu “Zapatur” sırasında, Subcommandante yerine “Sıfırıncı Delege” (Delegado Zero) sıfatını alan Marcos, “Biz rüzgârız. Savaşırken ölmekten korkmuyoruz. Doğru laflar iyi toprağa ekildi bile. Bu iyi toprak sizin kalbiniz ve Zapatista saygınlığıyla devamlı gelişiyor.” diyerek, atını dağlarda bırakıp, ışık ve gölge adını verdiği motosikletiyle Öteki Kampanya için yola çıktı. 6 ay sürecek Zapatur boyunca, 6. Deklarasyon’u destekleyen kardeş örgütlerin davetlisi olarak uğradıkları her eyalette, şehirde, kasabada, köyde “sıradan, mütevazı insanlarla”, yaşadıkları sıkıntılar, mücadeleleri, örgütlenme deneyimleri, başarıları ve başarısızlıkları, acıları ve mutlulukları üzerine konuşacaklar. Bu tur, aslında Zapatistaların ilk Meksika turu değil; bundan önce, 1994 ve 2001’de de ülkeyi dolaşarak başkente, meclise yürümüşlerdi; ama bu Zapatur’u diğerlerinden farklı kılan şey, daha önce kendi seslerini duyurmak için yürürken, bu sefer ülkenin dört bir yanındaki diğer seslere kulak vermek istemeleri. Yani, bu sefer konuşacak olanlar Zapatistalar değil, daha önce sesleri duyulmamış, kimsenin kulak kabartmadığı insanlar olacak. Bu Zapatur için, bir tek kelimeyle “dinleme” eylemi denebilir: “İyi konuşmayı bilen, bilmeyenden ve seyahat edecek parası olan, belki de köyünden asla dışarı çıkamayandan daha değerli olmadığı için… büyük küçük demeden” herkesi dinlemek. Bu yüzden, Marcos şöyle der: “Haziran 2006’da tur tamamlandığında, ulusal mücadele programı hâlâ oluşmuş olmayacak; size sadece, ‘Öteki Kampanya’nın yoldaşları, sizi Öteki Kampanya’nın yoldaşlarıyla tanıştırayım’ diyeceğim.” Çünkü Eduardo Galeano’nun da dediği gibi, “Chiapaslı isyancılar için hakikat, dışarıdan veya yukarıdan değil, aşağıdan geliyor” ve bu zaman alabilir. Kapitalizmin ve onun iktidar ilişkisinin ideolojisi olan modernizmin zaman algısına taban tabana zıt bir şekilde işleyen Zapatista zaman algısı, Maya zamanıdır; bu “en yavaşın hızıyla” işler. Küçük bir grubun diğerleri adına karar almasına dayanmayıp herkesin eşit ve özgür katılımıyla işleyen karar mekanizmasında, ardında hep kazanan ve kaybedenlerin olduğu oylama yöntemi de kullanılmaz.
Kendi iç işleyişlerinde burjuva demokrasisi ile tüm bağlarını koparmış olan Zapatistaların Öteki Kampanyasının ülkedeki genel seçim kampanyasıyla eşzamanlı olması ve seçim propagandalarının biteceği gün Zapatur’un son bulacak olması, kimi çevrelerde Zapatistaların seçimlere gireceği yönünde yorumlara neden oldu. Oysa ki Marcos, seçimlere katılan siyasal partilerin Öteki Kampanya’ya dahil olamayacaklarını net bir şekilde ifade etmişti. Hatta bunu, 24 Ocak tarihinde Zapatur’un, Guatemala sınırındaki Güney Campeche eyaletine bağlı Candalaria durağındaki bir toplantısında da tekrar etti. Katılımcılardan Convergencia partisi üyesi birinin, Bolivya’nın yeni başkanı Evo Morales, Venezüella’nın popüler başkanı Hugo Chavez ve Küba Başkanı Fidel Castro’yu desteklediğini söyleyen Convergencia partisinin desteklenmesi gerektiğini söylemesi üzerine, Marcos söz edilen partinin de diğerlerinden özünde çok da farklı olmadığını söyleyerek yanıt vermişti. Aslında Zapatistaların yıllardır ısrarla söyleyegeldikleri şey buydu:
“Bizim aradığımız, bizim ihtiyacımız olan, bizim istediğimiz, partisi ya da örgütü olmayan insanların ne istediklerine karar vermeleri ve bunu almak için (tercihen barışçı ve sivil yollardan) örgütlenmeleridir, iktidarı ele geçirmek için değil, uygulamak için. Biliyorum, bunun ütopyacılık olduğunu ve çok da ortodoks olmadığını söyleyeceksiniz; ama Zapatistaların varoluş biçimi budur.”
Hem, söz konusu partinin ya da diğer bir partinin Morales ya da başka bir devlet başkanını desteklemesini pek de önemsemiyorlardı ve Bolivya’daki seçimleri kazanan Evo Morales’in davetini de zaten kabul etmemişlerdi. Parlamenter demokrasi, bir sirkten öte bir şey değildi. Ocak ayının ilk günlerinde Marcos, Zapatista mücadelesi yandaşlarının alternatif eğitim aldığı Universidad de la Tierra’da (Toprak Üniversitesi’nde), Öteki Kampanya’ya dair yaptığı konuşmada, adayların “sirki” bittiğinde Zapatista mücadelesinin devam edeceğini de açıkça belirtmişti. Zapatistaların, genel olarak ortamın politikleştiği bu Meksika çapındaki seçim dönemini tercih etmeleri asıl olarak, kayaların bile yoksulluk haykırdığı bölgeleri, yerli halkları, sistemin kendisi tarafından mülksüzleştirilenleri boş vaatlerle seçim döneminden seçim dönemine hatırlayan burjuva politikacılarını deşifre edip, parlamenter demokrasinin bu burjuva politika tarzının kendisinin abesliğini gözler önüne sererek bunun karşısında emeğin kurucu potansiyelini açığa çıkarmak amacını taşıyor gibi görünmekte. Bu bağlamda Marcos, Zapatur’un üçüncü günü, Palenque şehrinde şunları söylüyordu: “…kendi çabalarımızla, yaşamı dönüştürme yönündeki örgütlü çabamızla elde ettiklerimiz dışında, onların bize vereceği bir şey yok.” Hayattan kopuk, soyut ilkelerle değil, yaşamın gerçekçi ihtiyaçları doğrultusunda yürüyüş hatlarını oluşturan Zapatistalar, ilk çıktıkları günden beri yapageldikleri gibi, yine yürümüş oldukları patikaları deneyimleştirerek, sürecin, içinden geçilen dönemin ortak analizi üzerinden, yine ortak bir şekilde yeni politikalarını kurmaktalar.
12 yıl önce, tüm yönleriyle yaşamın, özgür yaratıcı insan etkinliğinin ticarileştirilmeye çalışıldığı ve başka bir seçeneğin olamayacağına ikna edilmeye çalışıldığımız günlerden bir gün, Meksika için tarihi önemdeki NAFTA’nın (Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması) imzalanacağı gün, Zapatistalar bu sisteme karşı ilk karnaval ateşini alevlendirmişlerdi. İlerleyen süreçte, birbirlerinin sesini dinlemek ve kendi seslerini duyurmak için çok çeşitli yollar denediler. Hep yürüdüler… kâh sadece Lakandon Ormanları’nda bir Zapatista komününden diğerine, kâh Chiapas’tan iki bin kilometre uzaktaki başkent Mexico City’ye yürüdüler. Ama Zapatista atasözünde de dendiği gibi, yürürken hep sordular; çünkü devrim önce bir soruydu. Tektipleştirici, modern ulus-devlet tarafından ellerinden alınan kimliklerini, küresel sermaye tarafından el konulan komünal topraklarını, yani umutlarını, onurlarını ve yaşamlarını yeniden kendilerinin kılmak için meclise girip anayasanın değiştirilmesini talep ettiler; biliyorlardı taleplerinin kabul edilmeyeceğini; taviz vermediler; sermayenin sınıflaştırmasına karşı emeğin sınıfsızlaşması yolunda kendi öz-örgütlenmelerini kurmaya devam ettiler… Bir diyalog mekânı olarak ismini, Meksika isyan tarihinde Villa ve Zapata’nın 1914’teki ilk ulusal kongrede güçlerini birleştirdikleri Orta Meksika eyaletinden alan Aquascalientes’leri inşa ettiler… Ordu gelip ilkini, Guadalupe Tepeyac Aquascalientesini yerle bir ettiğinde, yenilerini inşa ettiler… 1995’te otonom belediyelerini oluşturdular… Daha sonra, her bölgedeki belediyelerin uyumlu çalışması için İyi Yönetim Konseyleri’ni kurdular; bu birimler, toplulukların ortak iradesi ve itaat ilkesiyle, yönetenlerin de izlenmesini sağlayacaktı… Bu özyönetim birimlerine Caracoles dendi; çünkü Caracoles, binlerce yıldır yerli toplulukların biraraya gelme çağrısı için kullandıkları, helezon şeklindeki, sedefli deniz kabuklarıydı; çünkü caracol, ilk insanların bilgi dediği yüreğe girmeyi temsil ediyordu ve aynı zamanda ilk insanların yaşam dedikleri dünyada yürümek üzere yürekten çıkmayı da temsil ediyordu; yani caracol, ortak olanın içkin kuruluşunun, komünalizmin ikonuydu… Böylelikle, Zapatistalar sürekli değişen koşullar doğrultusunda birbirlerine ve geçmişten gelen isyan seslerine kulak vererek, birbirlerinden öğrenerek, devrimciliğin gerektirdiği şekilde esneklik, açıklık ve değişim dışında hiçbir kategori ya da boş ilkeye körü körüne saplanıp kalmaksızın yürümekteler. “…Bilincimiz onura uzanan büyük bir köprü… okyanusları ve sınırları aşabilen, sesleri olmayanların konuşabilmesi ve dinleyebilmesi için” diyerek geldikleri bu Öteki Kampanya uğrağının sonunda, somut olarak nelerin çıkacağını şimdiden öngörmek ise kurgusallık olacaktır. Ama gelişmelerin her koşulda, yabancılaşmış burjuva politikasının ve iktidarın suratına bir tokat gibi çarpacağı açık.
Seçim öncesi yerlilerin desteğini kaybetme korkusuyla Zapatur’u açıkça engelleyemeyen egemenler, bir yandan çeşitli kılıklarda istihbarat toplamaya ya da, Zapatistalarla beraber alternatif medya da uzaklaşır uzaklaşmaz, Öteki Kampanya toplantılarına katılanlara baskı ve şiddet uygulamaya ve hatta aynı gün ve saatlerde halka seçim rüşveti olarak erzak, battaniye vs. dağıtıp toplantılara katılımlarının önüne geçmeye çalışsalar da, Öteki Kampanya’ya dönük yoğun ilgi ve desteği asla engelleyemiyorlar ve engelleyemeyecekler de. Emeğin, özgür insan etkinliğinin ölçüsüz yaratıcılığının, onurunun ve yaşamın önüne geçemeyecekleri gibi. Çünkü yaşam metalaştırılamayacak kadar zengindir, indirgenemeyecek kadar yaratıcıdır. Sermayenin sınıflaştırma eğilimine karşı, emeğin sınıfsızlaşma arzusu ise ortaklığıdır, komünalliğidir. Ve yoksulların en yoksulunun onur mücadelesi olan Zapatista mücadelesi, zenginler kulübünün, mesela Davos’ta, Dünya Ekonomik Forumu’nda onursuzların en onursuzlarının, kendi kâr mantıkları uğruna “onur” kavramının içini boşaltanların suratına inen tokat olacak.
Zapatistaların ilk çıkışında, dünyanın dört bir yanından gelen eylemciler Zapatistalarla dayanışma mesajlarını iletip “Bizden ne istersiniz?” diye sorduklarında, “Bizim için gerçek dayanışma, herkesin kendi yaşamlarına uygun şekilde kendi devrimlerini yapmalarıdır.” yanıtını almışlardı. Çünkü onur mücadelesi, tekleştirilemeyecek kadar zengindi. 2005’in son saatlerinde ise, Marcos konuşmasını, “Size umut tohumlarımızdan, isyanımızdan, onurlu yerli yüreklerimizden başka verecek bir şeyimiz yok.” diyerek bitirmişti… O tohumları aldık ve bu topraklara ektik. Kapitalizmin tahakkümüne ve soğuk yüzüne karşı, sermayenin sunduğu yaşamı reddedenlerin, öteki yaşamların Öteki Kampanyası bizim kampanyamızdır.
Yolunuz yolumuzdur! Yolumuz açık olsun yoldaşlar!
Kaynaklar:
Gustavo Esteva, Zapatista Deneyimi ve Meksika’da Değişim, çev. Sibel Özbudun, Kaldıraç Yayınevi, 2005.
Harry Cleaver, “Chiapas Ayaklanması ve Yeni Dünya Düzeninde Sınıf Mücadelesi”, çev. Sinem Özer, Conatus Çeviri Dergisi, sayı 1.
John Holloway, “Zapatista Mücadelesi Anti-Kapitalist Bir Mücadele mi?”, çev. İlker Kabran, Conatus Çeviri Dergisi, sayı 1.
John Ross, “Los Caracoles: Zapatistaların Yapısında Önemli Değişiklikler”, çev. Kızılca Yürür, Conatus Çeviri Dergisi, sayı 1.
Massimo De Angelis, “Zapatismo ve Toplumsal İlişkiler Olarak Küreselleşme”, çev. Ali Sümer, Conatus Çeviri Dergisi sayı 5 içinde yayımlanacak.
Metin Yeğin, Marcos’la On Gün, Su Yayınları.
Monty Neill, “Rethinking Class Composition Analysis in Light of the Zapatistas”, Auroras of the Zapatistas.
Mayaların Dönüşü, (der.) Anahtar Kitaplar Yayınevi, 1998.
http://www.narconews.com.

