26 Haziran 2005/ Lacandon ormanlarindan 6. deklarasyon
19 March 2006

Zapatista Ulusal Kurtulus Ordusu-Meksika…
Bu, bizler gibi mütevazi ve basit insanlara, ama bizler gibi saygin ve asi
insanlara basit sözümüzdür. Bu sözü yolumuzun ne oldugunu, simdi nerede
oldugumuzu, dünyayi ve ülkemizi nasil gördügümüzü açiklayabilmek, ne yapmayi
ve bunu nasil yapmayi düsündügümüzü açiklamak ve baska insanlari, adina
Meksika denilen bu büyük yerde ve dünya denilen daha da büyük yerde birlikte
yürümeye çagirmak için söylüyoruz.
Bunlar, tüm dürüst ve soylu yüreklere, Meksikaâ??da ve dünyada neyi
istedigimizi bildirmek üzere söyledigimiz basit sözler. Bu, bizim yalin
sözümüz, çünkü fikrimiz, bizim gibi olanlara seslenmek ve yasadiklari ve
mücadele ettikleri her yerde onlarla bulusmak.
I-) BIZ NEYIZ?
Bizler, EZLN Zapatistalariyiz; bize â??neo-Zapatistalarâ? dendigi de oluyor.
Biz, EZLN Zapatistalari, bizi yalnizca asagilayan, yagmalayan, hapseden ve
öldüren güçlülerin getirdigi kötülügün ne kadar yayginlastigini ve kimsenin
bir sey söyleyip yapmadigini gördügümüz için Ocak 1994â??te silahlarimizla
ayaklandik. Bu nedenle, onlarin bizleri asagilamasina ya da hayvanlardan daha
kötü davranmalarina artik izin vermeyecegimizi göstermek için â??Ya Basta!â?
dedik. Ve Yerli halklar üzerinde yogunlasmis olsak da, tüm Meksikalilar için
demokrasi, özgürlük ve adalet istedigimizi söyledik. Çünkü biz, EZLN hemen
tümüyle Chiapasâ??li yerlilerdik, ama yalnizca kendi iyiligimiz ya da Chiapas
yerlilerinin iyiligi, ya da yalnizca Meksikaâ??nin yerli halklarinin iyiligi
için mücadele etmek istemiyorduk. Bizler gibi mütevazi ve basit olan,
ihtiyaçlar içinde olan ve burada, Meksikaâ??da ya da dünyanin öteki ülkelerinde
zenginler ve kötü hükümetlerin hirsizligina maruz kalan herkesle birlikte
savasmak istiyorduk.
Ve küçük tarihimiz öyleydi ki, güçlülerin sömürüsünden yorgun düsmüstük ve
kendimizi savunmak ve adalet için savasmak üzere örgütlendik. Baslangiçta
sayimiz azdi, bu yolda giden, bizim gibi olanlarla konusup onlara kulak veren
birkaç kisiydik. Bunu yillar boyu yaptik ve kipirtisiz, gizlice yaptik. Bir
baska deyisle, sessizce güçlerimizi birlestirdik. 10 yil kadar böyle yaptik,
ve sonra büyüdük, ve binlere ulastik. Siyaset ve silahta kendimizi iyi
egittik ve birden, zenginler Yilbasi partileri verirken kentlerine girip
onlari ele geçirdik. Ve herkese, burada oldugumuz ve bizi fark etmeleri
gerektigi mesajini verdik. Ve zenginler harekete geçip bizi hâlletmek için
üzerimize büyük ordularini gönderdiler – tipki sömürülen asilere her zaman
yapildigi gibi: hepsinin hâlledilmesini emrederler. Ama biz hâlledilmedik,
çünkü savastan önce iyi hazirlanmis ve daglarimizda güç kazanmistik. Ve
ordular geldi, bizi ariyorlar ve üzerimize kursun ve bomba yagdiriyorlar ve
tüm yerlileri birden öldürmeyi tasarliyorlardi, çünkü kimin Zapatista olup
kimin olmadigini bilmiyorlardi.
Ve tipki atalarimiz gibi bir yandan kaçiyor, bir yandan savasiyor, bir yandan
savasiyor, bir yandan kaçiyorduk. Vazgeçmeden, teslim olmadan, yenilmeden.Ve
kentlerden insanlar sokaklara çikip savasa son verilmesi için bagirmaya
basladilar. Ve bizden, sorunun katliam olmadan çözülebilmesi için kötü
hükümetlerle bir anlasmaya varmamizi isteyen kentli kiz ve erkek
kardeslerimizin sözüne kulak vererek, biz savasimizi durdurduk. Onlarin
sözüne kulak verdik, çünkü onlar â??halkâ? dediklerimiz, Meksika halki. Böylece
atesi bir kenara birakip söze sarildik.
Ve öyle oldu ki hükümetler iyi davranacaklarini, diyaloga giriseceklerini ve
anlasmaya varip buna uyacaklarini söylediler. Ve biz bunun iyi oldugunu
söyledik, ama ayni zamanda savasi durdurmak için sokaga dökülen insanlari
tanimamizin iyi oldugunu da düsündük. Ve kötü hükümetlerle diyaloga
girdigimizde, o insanlarla da konusuyorduk ve çogunun bizler gibi basit ve
mütevazi insanlar oldugunu gördük ve onlar da, biz de neden savastigimizi
gayet iyi anliyorduk. Ve bu insanlara â??sivil toplumâ? dedik, çünkü çogu
siyasal partilere ait degildi, daha çok, bizler gibi, siradan, her gün
karsilasilan insanlardi ve basit ve mütevazi insanlardi.
Ama öyle oldu ki, kötü hükümetler iyi bir anlasma istemediler; daha çok,
konusup anlasmaya varmak istediklerini söylerken bizi topyekûn yok etmek için
saldiri hazirliklarini yürütüyorlardi. Ve bize birkaç kez saldirdilar ama
bizi yenemediler, çünkü iyi direndik ve dünyada pek çok insan harekete geçti.
Ve kötü hükümetler sorun çok sayida insanin EZLNâ??yle neler olup bittigini
görmesinde oldugunu düsünüp, hiçbir sey olmuyormus gibi davranma planlarini
uygulamaya koydular. Bu arada bizleri hizla kusattilar, daglarimiz gerçekten
de uzakta oldugu için, insanlarin çok uzaklardaki Zapatistalari unutacagini
umuyorlardi. Ve kötü hükümetler sik sik bizi deniyor ve bize ihanet etmeye ve
saldirmaya çalisiyorlardi, tipki dev bir orduyu üzerimize saldiklari Å?ubat
1995â??te oldugu gibi. Ama bizi yenemediler. Çünkü, o zaman söyledikleri gibi,
yalniz degildik ve pek çok insan bize yardim etti ve biz iyi direndik.
Ve kötü hükümetler EZLNâ??yle anlasmaya varmak zorunda kaldilar ve bu
anlasmalara â??San Andrés Anlasmalariâ? denildi, çünkü bu anlasmalarin
imzalandigi yerin adi â??San Andrésâ? idi. Ve kötü hükümetlerden insanlarla
konustugumuz bu diyaloglarda yalniz degildik. Meksikaâ??nin yerli halklari için
mücadele eden pek çok insani ve örgütü çagirdik ve herkes sözünü söyledi ve
herkes kötü hükümetlerle nasil konusacagimiz konusunda bir anlasmaya vardi.
Ve diyalog böyle oldu, salt bir tarafta Zapatistalar, öbür tarafta hükümetler
degil. Bunun yerine Meksikaâ??nin yerli halklari ve onlari destekleyenler,
Zapatistalarla birlikteydi. Ve kötü hükümetler bu anlasmalarda Meksikaâ??nin
yerli halklarinin haklarini taniyacaklarini, kültürlerine saygi
göstereceklerini, ve her seyi Anayasaâ??da yasa hâline getireceklerini
söylediler. Ama, imzalar imzalamaz kötü hükümetler söylediklerini unutmus
gibi davrandilar ve çok yil geçti ve anlasmalar hiç yerine getirilmedi.
Tersine, hükümet yeniden mücadeleye çekebilmek için yerliye saldirdi; tipki
Zedilloâ??nun Chiapasâ??in ACTEAL adli kentinde 45 erkek, kadin ve çocugun
katledilmesini emrettigi 22 Aralik 1997â??de oldugu gibi. Bu korkunç cinayet o
kadar kolay unutulmadi ve kötü hükümetlerin haksizliklara karsi ayaklananlara
saldirip onlari katletmek için kalbini nasil boyadiginin bir kanitidir. Ve
tüm bunlar olup biterken, biz Zapatistalar her seyimizi anlasmalarin yerine
getirilmesine koyuyor ve Meksikaâ??nin güneydogusundaki daglarda direniyorduk.
Ve Meksikaâ??nin öteki yerli halklari ve örgütleriyle konusmaya basladik ve
onlarla ayni amaç, yerli haklari ve kültürünün taninmasi için birlikte
mücadele etme kararini aldik. Artik tüm dünyadan pek çok insan ve Meksika ya
da dünyanini yer yanindan büyük aydinlar, sanatçilar ve bilimciler olduklari
için saygi gören ve sözleri büyük sayilan kisiler bize yardim ediyordu.
Ayrica uluslar arasi encuentroâ??lar (bulusmalar) da düzenledik. Bir baska
deyisle, Amerikaâ??dan ve Asyaâ??dan ve Avrupaâ??dan ve Afrikaâ??dan ve Okyanusyaâ??dan
insanlarla bulusup konustuk ve onlarin mücadelelerini ve tarzlarini ögrendik
ve, sadece budala olmak için, ve baska gezegenlerden olanlari da çagirdigimiz
için bunlara â??galaksiler arasiâ? bulusmalar dedik, ama galiba gelmediler ya da
belki geldiler ama bunu belli etmediler.
Ama kötü hükümetler sözlerini tutmadilar ve pek çok Meksikaliyla, bizlere
yardim etmeleri için konusmayi planladik. Ve sonra, önce 1997â??de Mexico
Cityâ??ye â??1111â??lerin Yürüyüsüâ? dedigimiz yürüyüsü düzenledik, her bir
Zapatista kasabasindan bir compañero ya da compañera yola çikacakti, ama kötü
hükümet buna da kulak vermedi. Sonra, 1999â??da ülke çapinda bir consulta
(danisma toplantisi) düzenledik ve burada çogunlugun yerli halklarin
taleplerini paylastigi ortaya çikti, ama kötü hükümetler yine kulak
asmadilar. Nihayet, 2001â??de, Meksikali yerlinin taninmasini talep etmek
üzere, milyonlarca Meksikaliâ??nin ve öteki ülkelerden insanlarin destekledigi
ve milletvekilleri ve senatörlerin oldugu Birlik Kongresiâ??ne kadar uzanan
â??Yerli Sayginligi Yürüyüsüâ?nü yaptik.
Ama öyle oldu ki, PRI, PAN ve PRDâ??li politikacilar kendi aralarinda
anlastilar ve yerli haklari ve kültürünü tanimadilar. Bu, Nisan 2001â??deydi ve
politikacilar hiçbir sayginliklari olmadigini, yalnizca iyi para kazanmayi
düsünen domuzlar olduklarini, ve kötü politikacilar olduklarini gösterdiler.
Bu unutulmamali, çünkü yerli haklarini tanidiklarini söylediklerini
göreceksiniz ama size söyledikleri, onlara oy vermeniz için bir yalan. Bu
konuda bir sanslari oldu ve sözlerini tutmadilar.
Ve sonra, Meksikaâ??nin kötü hükümetleri ile diyalog ve müzakereleri sürdürmede
bir yarar olmadigini açikça gördük. Politikacilarla konusmayi sürdürmek bizim
için bir zaman kaybiydi çünkü ne yürekleri ne de sözleri dürüsttü.
Çarpiktilar ve sözlerini tutacaklarina dair bize yalan söylediler, ve
tutmadilar. Bir baska deyisle, PRI, PAN ve PRDâ??den politikacilar ise yaramaz
bir yasayi onayladiklarinda, diyalogu hepten öldürdüler ve neyi kabul edip
imzaladiklarinin önemi olmadigini, çünkü sözlerini tutmadiklarini açikça
belli ettiler. Ondan sonra federal organlarla hiç temas etmedik. Çünkü
diyalog ve müzakerenin o siyasal partiler yüzünden basarisizliga ugradigini
anladik. Kanin, ölümün, acilarin, hareketlerin, consultalarin, çabalarin,
ulusal ve uluslar arasi demeçlerin, encuentroâ??larin, anlasmalarin, imzalarin,
taahhütlerin onlar için önemli olmadigini gördük. Ve böylece siyaset sinifi
yalnizca kapiyi yerli halklara kapatmakla kalmiyor, savasin,diyalog ve
müzakere yoluyla barisçil çözüme ulasmasina da ölümcül bir darbe indiriyordu.
Anlasmalarin elinde herhangi bir seyle çikagelecek biri tarafindan yerine
getirilecegine de artik inanilamaz. Bunu görmeleri gerek ki, bize olanlarin
deneyimlerinden ders çikartabilsinler.
Ve sonra biz tüm bunlari gördük, ve yüreklerimizde, ne yapacagimizi düsündük.
Ve gördügümüz ilk sey, yüreklerimizin eskisi, mücadeleye basladigimiz zamanki
gibi olmadigiydi. Daha genisti, çünkü pek çok iyi insanin yüregine
dokunmustuk. Ve yüreklerimizin daha acili, daha yarali oldugunu gördük. Ve
kötü hükümetlerin ihanetleriyle yaralanmamisti, ötekilerin yüreklerine
dokundugumuzda, onlarin üzüntülerine de dokunmustuk. Sanki bir aynada
kendimizi görüyorduk.
II-) Å?IMDI NEYIZ?
O zaman, Zapatistalar olarak hükümetle diyalogu kesmenin yeterli olmadigini,
tembel politikaci asalaklara ragmen mücadeleye devam etmek gerektigini
düsündük. EZLN böylece yalniz basina ve tek tarafli olarak (â??tek tarafliâ?,
çünkü öbür taraf yoktu) yerli haklari ve kültürüne iliskin San Andrés
Anlasmalariâ??ni yerine getirmeye karar verdi. 2001 ortasindan 2005 ortasina,
dört yil boyunca kendimizi buna ve size söyleyecegimiz baska seylere adadik.
Evet, bundan sonra-halkin yönetmek ve kendini yönetmek için örgütlendigi-
özerk isyanci Zapatista belediyelerini daha güçlenmeleri için tesvik ettik.
Bu özerk yönetim biçimini EZLN kesfetmis degildi, bu tarz, birkaç yüzyillik
yerli direnisinden ve Zapatistalarin kendi deneyimlerinden gelir. Cemaatlerin
kendilerini yönetmesidir. Bir baska deyisle, yönetmek üzere disaridan kimse
gelmez ama insanlar, kendi aralarinda kimin yönetecegine karar verirler ve
onlar boyun egmezlerse, yerlerinden alinirlar. Yöneten kisi halka boyun
egmezse, onu izlerler ve görevden alinir, yerine baskasi getirilir.
Ama sonra Özerk Belediyelerin ayni düzeyde olmadigini gördük. Bazilari daha
ileriydi ve sivil toplumdan daha fazla destek aliyordu, digerleri daha fazla
ihmal edilmisti. Onlari birbiriyle denk hâle getirecek bir örgüt yoktu. Ve
siyasal-askerî bileseniyle EZLNâ??nin, demokratik otoritelere, söylendigi gibi
â??sivillereâ? ait olan kararlara müdahil oldugunu gördük. Ve burada sorun suydu
ki, EZLNâ??nin siyasal-askerî bileseni demokratik degildi, çünkü o, bir
orduydu. Ve tepede ordunun, altta demokratik olanin olmasinin iyi olmadigini
gördük, çünkü demokratik olan askrî olan tarafindan kararlastirilmamali,
bunun tersi geçerli olmaliydi: demokratik-siyasal olan yukaridan yönetmeli,
askerî olan altta boyun egmeliydi. Ya da belki asagida hiçbir seyin olmamasi,
her seyin ayni düzeyde olmasi, askeriyenin bulunmamasi daha iydi;
Zapatistalar artik kimsenin asker olmamasi için asker olmuslardi. Pekâlâ, bu
sorun konusunda sunu yaptik: siyasal-askerî olani Zapatista cemaatlerdeki
örgütlenmenin özerk ve demokratik veçhelerinden ayirmaya basladik. Ve
böylece, önceleri EZLN tarafindan alinan karar ve yapilan eylemler yavas
yavas köylerdeki demokratik biçimde seçilmis otoritelere devredilmeye
basladi. Tabii bunu söylemek kolay, ama yapmasi çok zor oldu, çünkü -ilkin
savas hazirliklarinda, sonra da savas sirasinda- uzun yillar geçmisti ve
siyasal-askerî veçheler aliskanlik hâline gelmisti. Ama buna ragmen, bunu
yaptik, çünkü bizim yolumuz söyledigimizi yapmaktir, çünkü bunu yapmazsak,
yapmayacagimiz seyleri neden söyleyelim ki?
Iyi Yönetisim Hükümetleri, 2003 Agustosuâ??nda böyle dogdu ve onlar
araciligiyla, kendini yetistirme ve â??boyun egerek yönetâ? uygulamasi devam
etti.
O zamandan 2005â??in ortasina dek, EZLN önderligi sivil konularda emir vermedi
ama halklar tarafindan demokratik biçimde seçilen otoritelere eslik ve yardim
etti. Bunun yani sira, halklarin ve ulusal ve uluslar arasi sivil toplumun
saglanan yardim ve bunun kullanimi konusunda bilgilendirilmesini gözetti.
Å?imdi geçici yönetim görevlerinin, herkesin bu isi ögrenip yürütebilmesi için
dönüsümlü oldugu iyi hükümetin korunmasi görevini Zapatista destek üslerine
devrediyoruz.
Çünkü yöneticilerini denetlemeyen bir halkin kölelesmeye mahkûm olduguna
inaniyoruz ve biz özgür olmak için mücadele ettik, alti yilda bir
efendilerimizi degistirmek için degil.
EZLN bu dört yil boyunca, savas ve direnis sirasinda tüm Meksikaâ??dan ve
dünyadan edindigi yardimi ve iliskileri de Iyi Yönetisim Cuntalarina ve Özerk
Belediyelere devretti. EWLN ayni zamanda bu süre içerisinde Zapatista
cemaatlerin özerkliklerinin insasinda ve yasam kosullarinin
iyilestirilmesinde ilerleme kaydederken daha az güçlükle karsilasmalarini
saglayacak ekonomik ve siyasal destegi de insa etmisti. Belki pek fazla bir
sey degil, ama Ocak 1994â??te isyanin baslamasindan önceki günlere göre
durumlari çok daha iyi. Hükümetin yaptirdigi incelemelerden birine
bakarsaniz, -egitim, saglik ya da konut açisindan- yasama kosullarinda
düzenleme kaydeden yerli cemaatlerin yalnizca Zapatista bölgesinde olanlar
oldugunu görürsünüz, buradaki köylere biz böyle diyoruz. Ve tüm bunlar
Zapatista köylerinin kaydettigi ilerleme ve â??sivil toplumlarâ? adini
verdigimiz iyi ve soylu insanlardan ve örgütlerden aldigimiz çok genis destek
sayesinde mümkün oldu. Bütün bu insanlar â??baska bir dünyanin mümkün
oldugunuâ?, sözlerle degil, eylemlerle gösterdiler.
Ve köyler iyi ilerlemeler kaydetti. Artik yönetmeyi ögrenen daha fazla
compañero ve compañera var. Ve -azar azar da olsa- daha çok kadin bu ise
girisiyor, ama hâlâ compañeraâ??lara yeterince saygi gösterilmiyor ve
mücadeleye daha fazla katilmalari gerekli. Ve yine, Iyi Yönetisim Cuntalari
araciligiyla, Özerk Belediyeler arasindaki esgüdüm daha iyi bir duruma geldi
ve diger örgütlerle ve resmî otoritelerle iliskilerdeki sorunlar çözüme
kavusmakta. Cemaatlerdeki projelerde ilerlemeler kaydedildi ve tüm dünyadan
sivil toplumun sagladigi projeler ve yardimin dagilimi daha adil bir hâl
aldi. Henüz olmasi gereken duruma erisilmemesine ragmen, saglik ve egitimde
düzelmeler saglandi. Ayni durum konut ve besin için de geçerlidir, ve bazi
yerlerde, finqueroâ??lardan (kahve plantasyonlarinin sahipleri -ç) el konulan
topraklar dagitildigi için, toprak sorununda çok ilerleme kaydedildi. Ama
hâlâ ekilecek topraklardan yoksun bölgeler var. Ayrica ulusal ve uluslar
arasi sivil toplumdan gelen destekte de büyük ilerlemeler kaydedildi, çünkü
önceden isteyen istedigi yere gidiyordu, simdi Iyi Yönetisim Cuntalari en
fazla gereksinim duyan bölgelere yönlendiriyor. Ve benzer biçimde, heryerde
artan sayida compañero ve compañera Meksikaâ??nin ve dünyanin baska yerlerinden
gelen insanlarla iliski kurmayi ögreniyor. Saygi göstermeyi ve saygi talep
etmeyi ögreniyorlar. Bir çok dünyanin oldugunu ve herkesin kendine ait bir
yeri, zamani ve tarzi oldugunu ve bu nedenle de herkesin birbirine saygi
göstermesi gerektigini ögreniyorlar.
Biz EZLN Zapatistalari bu kez esas kuvvetimizi bizi destekleyen insanlara
adadik. Ve durum biraz iyilesti. Zapatista örgütlenme ve mücadelesinin bosuna
oldugunu kimse söyleyemez. Bizi yok etmeyi basarsalar dahi, mücadelemiz yarar
sagladi.
Ama büyüyen yalnizca Zapatista köyleri degildi – EZLN de büyüdü. Çünkü bütün
bu süre içinde yeni kusaklar tüm örgütümüzü yenilediler. Ona yeni güç
kattilar. 1994 ayaklanmasinin baslangicinda olgunluk çaglarinda olan kadin ve
erkek komutanlar artik savasta ve tüm dünyadan binlerce erkek ve kadinla
kurduklari diyalogdan edindikleri bilgeligi tasiyorlar. Zapatista
siyasal-örgütsel önderligi CCRI üyeleri artik mücadelemize yeni giren
kisilere ve önderlik konumunda olanlara danismanlik yapip onlari egitiyor.
â??Komitelerâ? (onlari böyle adlandiriyoruz) bir süredir yepyeni bir erkek ve
kadin komutani hazirliyor. Onlar bir egitim ve sinanma döneminin ardindan
örgütsel önderlik isini ögrenip görevlerini yerine getirmeye basliyorlar.
Ayaklanmanin baslangicinda genç olan erkek ve kadin isyancilarimiz,
militanlarimiz, yerel ve bölgesel sorumlularimiz ve destek üslerimiz, artik
olgun erkek ve kadinlar, birim ve cemaatleri içinde mücadele veteranlari ve
dogal önderler oldular. Ve Ocak 94â??te çocuk olanlar, direniste büyüdüler ve
bu 12 yillik savas boyunca büyüklerinin yükselttigi isyanci sayginligi içinde
yetistiler. Bu genç insanlarin, Zapatista hareketini baslatan bizlerin sahip
olmadigi bir siyasal, teknik ve kültürel donanimi var. Bu gençlik, artan
ölçüde birliklerimizi ve örgütteki önderlik konumlarini beslemekte. Ve
gerçekten de hepimiz Meksika siyaset sinifinin ihanetlerine ve eylemlerinin
ülkemizde neden oldugu yikima tanik olduk. Ve neo-liberal küresellesmenin tüm
dünyada neden oldugu büyük adaletsizlikleri ve katliamlari gördük. Ama size
bunlardan daha sonra söz edecegiz.
EZLN böylelikle 12 yil boyunca savasa, askerî, siyasal, ideolojik ve iktisadî
saldirilara, kusatmaya, tacize, kovusturmalara direndi ve bizi alt
edemediler. Ne sattik ne de teslim olduk, ve ilerleme de kaydettik. Pek çok
yerden artan sayida compañero mücadeleye girdi ve böylece, bunca yilda,
zayiflayacak yerde güçlendik. Tabii siyasal-askeri alanla sivil-demokratik
alanin birbirinden ayrilmasiyla çözülebilecek sorunlar var. Ama baska seyler,
ugruna mücadele ettigimiz taleplerimiz gibi daha önemli konular var ki,
bunlar tam olarak elde edilemedi.
Düsünme tarzimiza göre ve yüreklerimizde gördüklerimize göre, daha fazla
ileri gidemeyecegimiz bir noktaya ulastik ve buna ek olarak, oldugumuz gibi
kalirsak ve ileri dogru gidebilmek için bir sey yapmazsak, her seyi
yitirmemiz mümkün. Bir kez daha risk alma ve tehlikeli ama buna degecek bir
adimi atma zamani geldi. Çünkü, belki bizimle ayni yoksunlugu paylasan öteki
toplumsal kesimlerle birlesirsek, ihtiyacimiz ve hakkimiz olani elde etmemiz
mümkün olur. Yerli mücadelesinde ileriye dogru yeni bir adim, ancak yerlinin
isçilerle, campesinoâ??larla (köylüler -ç.), ögrencilerle, ögretmenlerle,
memurlarlaâ?¦ kir ve kent emekçileriyle bir araya gelmesiyle mümkün
olabilecektir.
III-) DÜNYAYI NASIL GÖRÜYORUZ?
Å?imdi sizlere biz Zapatistalarin, dünyada olup biteni nasil degerlendirdigini
açiklayacagiz. Kapitalizmin su anda en güçlü hâlinde oldugunu düsünüyoruz.
Kapitalizm toplumsal bir sistem, toplumun seyleri ve insanlari, kimin mülk
sahibi olup kimin olamayacagini ve kimin emir verip kimin itaat edecegini
örgütleyis tarzidir. Kapitalizmde para ya da sermaye sahibi olan insanlar ve
hiçbir seyleri olmayip yalnizca çalisacak güce ve bilgiye sahip olan insanlar
vardir. Kapitalizmde parasi olanlar emreder, çalisma yetisinden baska bir
seyi olmayanlar itaat eder.
Å?u hâlde kapitalizm büyük servet sahibi olan az sayida insanin varligi
demektir, ama bunlar bu parayi bir ödül kazanarak, bir define bularak ya da
bir ebeveynden kalitarak elde etmemislerdir. Bu serveti çok sayida insanin
emegini sömürerek elde etmislerdir. Å?u hâlde kapitalizm isçilerin sömürülmesi
üzerine temellenir, bu onlarin isçileri sömürüp alabilecekleri kadar kâri
aldiklari anlamina gelir. Bu adaletsiz bir sekilde yapilir, çünkü isçiye
çalismasinin degeri ödenmez. Bunun yerine, ona biraz yiyebilmesini ve biraz
dinlenebilmesini saglayacak bir ücret verirler ve ertesi gün, ister kirda
olsun ister kentte, sömürüldügü isinin basina döner.
Ve kapitalizm servetini yagma ya da hirsizliktan saglar, çünkü istediklerini
baskalarindan alirlar, örnegin toprak ya da dogal kaynaklar. Böylelikle
kapitalizm soyguncularin özgür oldugu ve takdir görüp örnek sayildiklari bir
sistemdir.
Ve sömürü ve yagmaya ek olarak, kapitalizm baskicidir da, çünkü haksizliga
baskaldiranlari cezaevlerine atar ve öldürür.
Kapitalizm en çok metalarla ilgilidir, çünkü bunlar alinip satildiginda, kâr
edinilir. Ve kapitalizm her seyi metaya dönüstürür, insanlari, dogayi,
kültürü, tarihi, vicdani. Kapitalizme göre her sey alinip satilabilmelidir.
Ve her seyi metalarin arkasina gizler ki varolan sömürüyü görmeyelim. Ve
metalar piyasada alinip satilir. Ve piyasa, alip satmanin disinda isçilerin
sömürülmesinin gizlenmesinde kullanilir.Örnegin piyasada küçük paketi ya da
sik kavanozu içindeki kahveyi görürüz ama, o kahvenin hasadi için istirap
çeken campesinoâ??yu, emegine karsilik ona az ücret ödeyen coyoteâ??u, büyük
sirkette, kahveyi paketlemek için yüreklerini tüketen isçileri görmeyiz. Ya
da cumbias, rancheras veya corridos gibi müzikleri dinlemede kullanilan
cihazlari görürüz ve iyi ses verdigi için onu begeniriz ama, kablolari ve
cihazin parçalarini bir araya getirmek için saatlerce ugrasan ve bunun
karsiliginda eline ancak üç-bes kurus geçen, isinden çok uzakta oturdugu için
yolda saatler geçiren ve Meksikaâ??da Ciudad Juárezâ??de oldugu gibi, kaçirilma,
tecavüze ugrama ve öldürülme riskiyle karsi karsiya olan maquiladoraâ??daki
isçiyi göremeyiz.
Böylece, piyasada metayi görürüz ama onu imal eden sömürüyü göremeyiz. Ve
kapitalizmin bir çok piyasaya ihtiyaci vardirâ?¦ ya da çok genis bir piyasaya,
bir dünya piyasasina.
Böylece günümüz kapitalizmi, zenginlerin kendi ülkelerindeki isçileri
sömürmekle yetindigi eskisiyle ayni degildir, simdi, Neo-liberal Küresellesme
denilen yola girmislerdir. Bu küresellesme kapitalistlerin, bir ya da birkaç
ülkedeki isçiyi denetlemekle yetinmeyip dünyadaki her seyi tahakküm altina
almaya çalistiklari anlamina gelir. Ve dünya, ya da yeryüzüne â??küreâ? de
dendigi için, bu sürece â??küresellesmeâ? ya da bütün dünya deniliyor.
Ve neo-liberalizm kapitalizmin tüm dünyayi tahakkümü altina almada özgür
oldugu fikridir; öyle kabadayidir ki, sizin payiniza teslim olup boyun egmek
ve sorun çikarmamak, yani isyan etmemek düstügünü düsünür. Å?u hâlde
neo-liberalizm, kapitalist küresellesmenin kurami ya da plani gibidir. Ve
neo-liberalizmin kendi iktisadi, siyasal, askeri ve kültürel planlari vardir.
Bu planlarin hepsi herkesi tahakküm altina almayla ilgilidir ve boyun egmeyen
herkesi, isyanci fikirleri baskalarina bulasmasin diye baski altina alir ya
da tecrit ederler.
Å?u hâlde, neo-liberal küresellesmede, ABD gibi güçlü ülkelerde yasayan büyük
kapitalistler tüm dünyayi metalarin büyük bir piyasa gibi üretildigi büyük
bir tesebbüse çevirmek isterler. Tüm dünyanin alinip satilabilecegi ve tüm
sömürünün dünyadan gizlenebilecegi bir dünya pazari. Bunun için küresel
kapitalistler büyük islerini çevirmek, büyük sömürüyü gerçeklestirmek için
kendilerini heryere, bütün ülkelere eklemlerler. Hiçbir seye saygi
göstermezler ve diledikleri seye karisirlar. Baska ülkeleri
fethedermiscesine. Bu nedenledir ki Zapatistalar neo-liberal küresellesmenin,
kapitalizmin küresel tahakküm için verdigi, tüm dünyayi fethetme savasi
oldugunu söylüyorlar. Bu fetih kimi zaman bir ülkeyi istila edip zor yoluyla
fetheden ordular eliyle yürütülüyor. Ama kimi zaman da, ekonomi yoluyla; bir
baska deyisle, büyük kapitalistler paralarini baska bir ülkeye yatiriyor ya
da ona borç veriyorlar – ama söylediklerini yapmasi kosuluyla. Ve ve
piyasanin meta, kâr kültüründen baska bir sey olmayan kapitalist kültürle
birlikte fikirlerini de dayatiyorlar.
Böylece fetih savasi yürüten kapitalizm, diledigini yapiyor, begenmedigini
tahrip edip degistiriyor ve yoluna çikani tasfiye ediyor. Örnegin, modern
metalari üretmeyenler, alip satmayanlar çikiyor yollarina, ya da bu düzene
baskaldiranlar. Ve islerine yaramayanlardan nefret ediyorlar. Yerliler bu
nedenle karsilarina çikiyor ve onlardan bunun için nefret edip tasfiye etmek
istiyorlar. Ve neo-liberal kapitalizm sömürmelerine ve kâr etmelerine engel
olan yasalardan da kurtulmanin yolunu buluyor. her seyin alinip satilabilir
olmasini talep ediyorlar ve kapitalizmin parasi oldugu için her seyi satin
aliyorlar. Kapitalizm fethettigi ülkeleri neo-liberal küresellesmeyle tahrip
ediyor ama ayni zamanda her seyi kendi tarzina, kapitalizme yarayacak ve
yoluna çikmayacak bir tarza dönüstürmeyi istiyor. O zaman, neo-liberal
küresellesme kapitalizmi bu ülkelerde varolani tahrip ediyor, kültürünü,
dilini, iktisadî sistemini, siyasal sistemini, bu ülkede yasayanlarin
birbirleriyle iliskilenme tarzini tahrip ediyor. Böylece bir ülkeyi ülke
yapan her sey tahrip ediliyor.
Å?u hâlde neo-liberal küresellesme dünya uluslarini yikip tek bir Ulus ya da
ülkenin kalmasini istiyor, paranin, sermayenin ülkesi. Ve kapitalizm her
seyin kendi istedigi gibi olmasini istiyor ve farkli olana tahammül edemiyor
ve onu kovusturup saldiriyor ya da bir köseye koyup yokmus gibi davraniyor.
Å?u hâlde, kisacasi, neo-liberal küresellesme kapitalizmi sömürü, yagma,
asagilama ve reddedenlerin bastirilmasi üzerine temellenmektedir. Tipki
eskiden oldugu gibi, ama bu kez küresellesmis, dünya çapindaki hâliyle.
Ama isler neo-liberal küresellesme için pek kolay degil, çünkü her ülkede
sömürülenler hosnutsuzlar arasina katiliyor ve â??eh, ne yapalim, çok kötüâ?
diyip oturmak yerine, ayaklaniyorlar. Ve kapitalizmin yolu üzerinde olanlar
direniyor, kendilerinin tasfiye edilmesine izin vermiyorlar. Bu nedenledir
ki, tek bir ülkede de degil, tüm dünyada, kaderlerine razi olmayip
ayaklananlari görüyoruz. Tipki neo-liberal küresellesme gibi, isyan da
küresellesiyor.
Isyanin küresellesmesinde boy gösterenler yalnizca kir ve kent emekçileri
degil; ayni nedenlerden ötürü, tahakkümü reddettikleri için asagilanan,
kovusturmalara ugrayan baskalari da var, kadinlar, gençler, yerliler,
escinseller, lezbiyenler, transseksüeller, göçmenler ve dünyada varolmalarina
karsin, asagilanmaya karsi â??Ya Basta!â? diye haykirana dek göremedigimiz,
ancak ondan sonra görüp, duyup, tanimaya basladigimiz gruplar.
Ve bütün bu gruplarin neo-liberalizme, kapitalist küresellesme planina karsi,
insanlik için mücadele ettiklerini görüyoruz.
Ve savaslari ve sömürüleriyle tüm dünyayi tahrip etmek isteyen
neo-liberallerin aptalliklarini gördügümüzde sasiriyoruz, ama direnis ve
ayaklanmalarin her yerde patlak verdigini görmek, bizleri mutlu ediyor; tipki
bizimkisi gibi, belki küçük, ama iste buradayiz. Ve bunu tüm dünyada
görüyoruz ve yüregimiz yalniz olmadigimizi ögreniyor.
IV-) ÜLKEMIZI, MEKSIKAâ??YI NASIL GÖRÜYORUZ?
Å?imdi Meksikaâ??mizda olup bitenleri nasil gördügümüzü anlatacagiz. Gördügümüz,
ülkemizin neo-liberaller tarafindan yönetildigidir. Yani, daha önce de
açikladigimiz gibi, liderlerimiz ulusumuzu, Meksika Patriaâ??mizi tahrip
ediyorlar. Bu kötü liderlerin halkin refahiyla bir ilgileri yok, tek
kaygilari kapitalistlerin refahi. Örnegin, Serbest Ticaret Antlasmasi gibi
yasalar çikartiyorlar ve bunlar, büyük tarim-sinaî sirketlerinin â??yuttuguâ?
pek çok Meksikaliâ??yi çaresizlik içine sürüklüyor. Ayni zamanda isçileri ve
kimse hiçbir sey demeden, hatta tesekkürler arasinda gelip düsük ücretleri ve
yüksek fiyatlari tesis eden büyük çokuluslularla rekabet edemeyen küçük
isletmecileri de. Böylece Meksikaâ??mizin kira, sanayiye ve ulusal ticarete
dayanan iktisadi temellerinden bazilari yikima ugruyor ve -hiç kuskusuz ki
satisa sunacaklari- bir moloz kaliyor geride.
Ve bu, Patriaâ??miz için büyük bir rezalet. Çünkü artik kirda besin
üretilemiyor, sadece büyük kapitalistlerin sattiklari tüketiliyor ve güzelim
topraklar hile yoluyla ve politikacilarin yardimlariyla çaliniyor. Kirda
olanlar, tipki Porfirismo döneminde olanlara benziyor, ama artik
hacendadoâ??lardansa (büyük çiftlik sahipleri -ç.) campesinoâ??nun çanina ot
tikayan birkaç yabanci sirket var. Eskiden kredi ve fiyat kontrolünün oldugu
yerde, simdi sadece hayirsever yardimlari varâ?¦ bazen o da yok.
Kentteki isçiye gelince, fabrikalar kapaniyor ve issiz kaliyorlar, ya da ya
da yabanci ve uzun çalisma saatleri karsiliginda birkaç kurus ödeyen
maquialdoraâ??lar ver. Ve insanlarin ihtiyaç duydugu maddelerin fiyatinin bir
önemi yok, kimsede para olmadigi için ucuz, pahali fark etmiyor. Ve eskiden
küçük ya da orta boy isletmelerde çalisanlar, artik çalismiyorlar çünkü onlar
kapatilip büyük isletmelere satildilar. Ve küçüs is sahiplerinin isletmeleri
de yok oldu, ya da onlari feci sekilde sömüren ve küçük çocuklari bile
çalistiran büyük isletmeler için kayitdisi çalismaya basladilar. Ve isçi
yasal haklari için sendikaya üye olmussa, simdi ayni sendikalar ona
ücretlerinin düsürülmesine, çalisma saatlerinin uzatilmasina, sosyal
haklarinin budanmasina razi olmasini, yoksa isin kapanip baska bir ülkeye
tasinacagini söylüyorlar. Ve böylece, hükümetin bütün kentli isçileri sokak
köselerinde ciklet ya da telefon karti satmaya yönelten ekonomik programi
â??microchangarroâ? ortaya çikiyor. Bir baska deyisle, kentlerde mutlak iktisadi
yikim.
Ve böylece olan su ki, hem kir hem de kentte ekonomilerinin çanina ot
tikaninca çok sayida Meksikali erkek ve kadin Patriaâ??dan, Meksika
topraklarindan ayrilmak ve is aramak için baska bir ülkeye, ABDâ??ye göçmek
zorunda kaliyor. Ve onlara orada iyi davranilmiyor, sömürülüyor,
kovusturuluyor, asagilaniyor, hatta öldürülüyorlar. Kötü hükümetlerin
dayattigi neo-liberalizmde, ekonomi iyilesmedi. Tam tersi, kirsal kesim
ihtiyaç içinde ve kentlerde is yok. Öyle oldu ki, Meksika artik insanlarin
yabancilarin, çogunlukla da zengin gringoâ??larin serveti için çalistigi bir
ülke, kisa bir süre için dogup, kisa sürede öldügünüz bir yer hâline geldi.
Bu nedenle Meksikaâ??nin ABDâ??nin tahakkümü altinda oldugunu söylüyoruz. Ama
salt bu degil. Neo-liberalizm Meksikaâ??nin siyaset sinifini da degistirdi,
onlari her seyi çok ucuza satmak zorunda olan tezgahtarlara çevirdiler. Ejido
ve ortak topraklarin satilabilmesi için Anayasaâ??nin 27. maddesini ortadan
kaldirmak üzere yasalari degistirdiklerini gördünüz. Bu, Salinas de
Gortariâ??nin dönemiydi ve çetesiyle birlikte, bunun kirsalin ve campesinoâ??nun
iyiligi için oldugunu söylüyordu, böylece zenginlesip iyi yasayacaklardi.
Öyle mi oldu? Meksika kirsalinin durumu her zamankinden daha kötü ve
campesinoâ??lar Porfirio Diaz döneminden daha kötü bir durumdalar. Å?imdi de
halkin refahi için Devletâ??in elindeki sirketleri özellestireceklerini
-yabancilara satacaklarini- söylüyorlar. Çünkü, diyorlar, bu sirketler iyi
çalismiyor ve modernlestirilmeleri gerekiyor, onlari satmak en iyisi. Ama
1910 devriminde kazanilan toplumsal haklar, iyilesecek yerde artik insani
üzüyorâ?¦ ve daha cesaretli kiliyor. Ayrica sinirlarin yabanci sermayeye
açilmasi gerektigini söylüyorlar, böylece Meksika is dünyasi onarilabilecek
ve her sey düzelecekmis. Ama artik ulusal bir girisimcilikten söz etmenin
mümkün olmadigini, yabancilarin hepsini yuttugunu ve satilan seylerin,
Meksikaâ??da imal edilenlerden daha kötü oldugunu görüyoruz.
Ve Meksikali politikacilar simdi de tüm Meksikalilara ait olan petrolü,
PEMEXâ??i satmak istiyorlar; aralarindaki tek fark, bazilari hepsinin
satilmasini savunurken, digerleri bir kisminin satilmasini istiyor. Ve sosyal
sigortalari, elektrigi ve suyu da özellestirmek istiyorlar; ta ki Meksikaâ??dan
geriye hiçbir sey kalmasin ve ülkemiz bombos bir arazi olarak kalsin ya da
bütün dünyadan zenginler için bir eglence merkezine dönüssün ve biz Meksikali
erkek ve kadinlar da onlarin bahsettiklerine bagimli -kötü konutlara mahkûm,
köklerinden kopmus, kültürünü yitirmis, hatta Patriaâ??siz kalmis- hizmetkarlar
olalim.
Böylece neo-liberaller Meksikaâ??yi, Mexsika Patriaâ??mizi öldürmek istiyorlar.
Ve siyasal partiler yalnizca onu savunmamakla kalmiyorlar, kendilerini
yabancilarin, özellikle de ABDâ??lilerin hizmetine ilk sunanlar onlar oluyor ve
bizlere ihaneti onlar üstleniyor, ve her sey satilip kendi ceplerini
doldururken bizim dikkatimizi baska taraflara çekmeye çalisiyorlar. Å?u an
mevcut bütün partiler, yalnizca birkaç tanesi degil. Hiç iyi bir sey yapildi
mi, düsünün, göreceksiniz ki hayir, hirsizlik ve yolsuzluk disinda hiçbir
sey. Ve bakin, politikacilarin hepsinin güzel arabalari var, lüks içinde
yasiyorlar. Ve hâlâ kendilerine tesekkür edip oy vermemizi istiyorlar. Ve
utanmadiklari o kadar açik ki. Utanmiyorlar, çünkü onlarin Patriaâ??lari yok,
sadece banka hesaplari var.
Ve uyusturucu kaçakçiligi ve suçun da hizla arttigini görüyoruz. Ve kimi
zaman suçlularin sarkilarda ve filmlerde gösterildikleri gibi olduklarini ama
gerçek reisler olmadiklarini düsünüyoruz. Gerçek reisler pahali giysiler
içinde dolasiyor, yutdisinda egitim görüyor, çok sik giyiniyorlar, saklanmaya
gerek duymuyorlar, iyi restoranlarda yemek yiyip gazetelerde, sik
giysileriyle partilerde boy gösteriyorlar. Onlar, söyledikleri gibi â??iyi
insanlarâ?, hatta kimi zaman yüksek dereceli memurlar, milletvekilleri,
senatörler, bakanlar, zengin is adamlari, emniyet müdürleri ve generaller.
Siyasetin hiçbir ise yaramadigini mi söylüyoruz? Hayir, söyledigimiz, O
politikanin bir ise yaramadigi. Bir ise yaramiyor, çünkü halki hesaba
katmiyor. Onlara kulak vermiyor, dikkat etmiyor, sadece seçimler yaklasinca
yanina gidiyor. Artik oy dahi istemiyorlar, çünkü kamuoyu yoklamalari kimin
kazanacagini söylemek için yeterli. Ve ardindan sunun ne yapacagi, berikinin
ne yapacagina dair vaatler ve sonra da eyvallah, görüsürüz; ama bir daha
onlari görmüyorsunuz – yalnizca çok miktarda para çaldiklarinda basinda
görünüyorlar ve yanlarinda kaliyor, çünkü -ayni politikacilarin yaptigi-
yasalar, onlari koruyor.
Çünkü, baska bir sorun daha var; Anayasa tümüyle çarpitildi ve bastan asagiya
degistirildi. Artik çalisan insanlarin haklari ve özgürlükleriyle ilgili
degil. Artik, devasa kârlar saglamalari için neo-liberallerin hak ve
özgürlüklerini koruyor. Ve yargiçlar bu neo-liberallere hizmet etmek için
var, çünkü hep onlara hizmet eden kararlar veriyor ve zengin olmayanlarin
payina adaletsizlik, cezaevi ve mezarliklar düsüyor.
Ama neo-liberallerin yarattigi bu pislikte dahi örgütlenip direnen Meksikali
erkek ve kadinlar var.
Ve gördük ki, topraklari bizden çok uzakta, Chiapasâ??da olan yerliler var ve
özerkliklerini kuruyor, kültürleri için mücadele ediyor, topraklari,
ormanlari ve sularlini savunuyorlar.
Ve kirsal kesimde, kredi ve kirsal kesime yardim için örgütlenen ve
yürüyüsler, kampanyalar düzenleyen campesinoâ??lar var.
Ve kentlerde, haklarinin ellerinden alinmasina, islerinin özellestirilmesine
izin vermeyen isçiler var. Ellerinde kalan pek az seyin alinmamasi, tipki
elektrik, petrol, sosyal güvenlik, egitim gibi kendisinin olan ülkenin
ellerinden alinmamasi için protestolar düzenliyor, gösteriler yapiyorlar.
Ve egitimin özellestirilmesine geçit vermeyen ve onun özgür, halkçi ve
bilimsel olmasi için, parasiz olmasi için, herkesin ögrenebilmesi için,
okullarda aptalca seylerin ögretilmemesi için mücadele eden ögrenciler var.
Ve kendilerine bir süs esyasi gibi davranilmasina ve salt kadin olduklari
için asagilanmaya karsi çikan ve kadin olduklari için hak ettikleri saygi
için örgütlenip mücadele eden kadinlar var.
Ve uyusturucuyla budalalastirilmaya karsi çikan ya da tercihleri yüzünden
kovusturulmayi reddeden ve kendilerini müzikleri ve kültürleriyle,
baskaldirilariyla ortaya koyan genç insanlar var.
Ve asagilanmaya, alay edilmeye, itilip kakilmaya, hatta salt tercihi farkli
oldugu için öldürülmeye, patolojik ya da suçlu muamelesi görmeye karsi çokop,
farkli olma hakkini savunmak için kendi örgütlerini kuran escinseller,
lezbiyenler, transseksüeller ve baska farkli tarzlar var.
Ve zenginlerin yaninda saf tutmayip, kadere boyun egmeyip halkin mücadelesine
eslik etmek üzere örgütlenen rahipler, rahibeler, kilise görevlileri var.
Ve tüm ömürlerini sömürülen insanlar için mücadeleye adamis, toplumsal
eylemci dedigimiz erkek ve kadinlar var ve onlar büyük grevlere ve isçi
eylemlerine omuz veriyor, büyük yurttas hareketlerine, köylü hareketlerine
katiliyor, baskilara ugruyor ve artik bazilari yaslanmis da olsa, teslim
olmadan devam ediyorlar ve mücadelenin, adaletin pesinde heryere gidiyor, sol
örgütler, sivil toplum kuruluslari, insan haklari örgütleri, siyasal
tutuklular ve kaybedilenler için örgütler, sol yayinlar, ögretmen ve ögrenci
örgütleri, toplumsal mücadele örgütleri, hatta siyasal-askerî örgütler
kuruyorlar; susup oturmuyorlar ve çok sey görüp yasadiklari, çok mücadele
ettikleri için çok sey biliyorlar.
Ve böylece, Meksika denen ülkemizde olaylarin akisina kendini kaptirmayan,
teslim olmayan, satmayan pek çok insan oldugunu görüyoruz. Saygin olan. Ve
bu, bizi çok hosnut ve mutlu ediyor, çünkü böyle insanlar oldukça
neo-liberallerin kazanmasi o kadar kolay olmayacak ve belki de Patriaâ??mizi
gerçeklestirdikleri büyük hirsizliklara ve yikima karsi korumak mümkün
olabilecek. Ve â??bizâ?imizin belki de tüm bu baskaldirilari kucaklayabilecegini
düsünüyoruz.
V-) NE YAPMAK ISTIYORUZ?
Å?imdi size dünyada ve Meksikaâ??da ne yapmak istedigimizden söz edecegiz, çünkü
durdugumuz yerde oturup gezegenimizde olup bitenlere seyirci kalamayiz.
Dünyada yapmak istedigimiz, kendi tarzlarinda direnip savasanlara, yalniz
degilsiniz, biz Zapatistalar, küçük de olsak, sizi destekliyoruz ve
mücadelelerinizde size nasil yardimci olacagimizi arastiracagiz ve ögrenmek
için sizinle konusacagiz, çünkü bizler ögrenebilmeyi ögrendik, demektir.
Ve Latin Amerika halklarina sizin küçük de olsa bir parçaniz olmaktan gurur
duyuyoruz, demek istiyoruz. Yillar önce bu kitanin nasil aydinlandigini gayet
iyi hatirliyoruz ve bu isigin adi Che Guevaraâ??ydi; tipki daha öncesinde
Bolivar oldugu gibi; çünkü bazen insanlar bir bayragi devraldiklarini
söyleyebilmek için bir ad alirlar.
Ve yillardir direnen Küba halkina, yalniz degilsiniz, ve size dayatilan
ambargoyu desteklemiyoruz ve direnisiniz için size bir seyler göndermeye
çalisacagiz – bu yalnizca misir olsa da, demek istiyoruz. Ve Kuzey Amerika
halkina, sahip oldugunuz ve tüm dünyaya zarar veren kötü hükümetlerinizle,
ülkelerinde mücadele eden, baska ülkelerdeki mücadelelere omuz veren Kuzey
Amerikalilar ayri seyler demek istiyoruz. Ve Å?iliâ??deki Mapuche kardeslerimize
mücadelelerinizi izliyor ve ondan ögreniyoruz, demek istiyoruz. Ve
Venezüellalilara, egemenliginizi, olanlar üzerinde ulusunuzun karar verme
hakkini ne kadar iyi savundugunuzu görüyoruz demek istiyoruz. Ve Ekvator ve
Bolivyaâ??daki yerli kardeslerimize Tüm Latin Amerikaâ??ya iyi bir tarih dersi
veriyorsunuz, çünkü neo-liberal küresellesmeyi durduruyorsunuz, demek
istiyoruz. Ve Arjantinâ??in piqueteroâ??larina ve genç insanlarina, sizleri
seviyoruz, demek istiyoruz. Ve daha iyi bir ülke isteyen Uruguaylilara,
sizleri begeniyoruz, demek istiyoruz. Ve Brezilyaâ??daki topraksizlara, size
saygi duyuyoruz demek istiyoruz. Ve Latin Amerikaâ??nin tüm genç insanlarina,
yaptiginiz sey iyidir, bize ümit veriyorsunuz demek istiyoruz.
Ve sosyal Avrupaâ??daki erkek ve kiz kardeslerimize saygin ve isyankar
olanlara, yalniz degilsiniz demek istiyoruz. Neo-liberal savaslara karsi
büyük hareketleriniz bizi sevindiriyor, demek istiyoruz. Sizin örgütlenme
biçimlerinizi ve mücadele yöntemlerinizi, belki bir seyler ögrenebiliriz diye
dikkatle izliyoruz, demek istiyoruz. Mücadelenizde sizlere nasil destek
olabilecegimizi düsünüyoruz, ama euro göndermeyecegiz, çünkü Avrupa
Birligiâ??nin kargasasi nedeniyle deger yitimine ugrayacagini biliyoruz, demek
istiyoruz.. Ama belki size el sanatlari ve kahve gönderebiliriz, siz de
onlari pazarlayip geliri mücadeleniz için kullanabilirsiniz. Belki size bir
miktar pozol da gönderebiliriz, bu direnisinizde size kuvvet katar; ama
gönderip göndermeyecegimizi kim bilir, çünkü pozol, bizim tarzimiz, ya
midenizi hasta edip mücadelelerinizi zaafa ugratir, neo-liberaller karsisinda
yenik düsmenize neden olursa?
Ve Afrika, Asya ve Okyanusyaâ??daki kardeslerimize sizlerin de mücadele
ettigini biliyorzu ve fikirlerinizi ve pratiklerinizi daha yakindan tanimaya
istekliyiz, demek istiyoruz.
Ve dünyaya, onu içine, tüm bu dünyalari, direnen dünyalari sigdirabilecek
kadar genisletmek istedigimizi söylemek istiyoruz. Onlar neo-liberalleri yok
etmek için mücadele veriyorlar ve insanlik için mücadele etmeyi
birakamiyorlar.
Å?u hâlde, Meksikaâ??da yapmak istedigimiz, sadece sol kisi ve örgütlerle bir
anlasmaya varmak, çünkü neo-liberal küresellesmeye karsi direnme ve herkes
için adalet, demokrasi ve özgürlügün hüküm sürdügü bir ülke yaratma fikrinin
yalnizca siyasal solda bulunduguna inaniyoruz. Adaletin yalnizca zenginler,
özgürlügün yalnizca büyük is sahipleri için oldugu ve demokrasinin yalnizca
seçim propagandasi için duvarlara yazi yazmadan ibaret oldugu günümüzdeki
gibi degil. Ve Patriaâ??miz Meksikaâ??nin ölmemesi için bir mücadele planinin
yalnizca soldan çikabilecegine inaniyoruz.
Ve düsünüyoruz ki bu sol kisi ve örgütlerle birlikte, Meksikaâ??nin, bizler
gibi mütevazi ve basit insanlarin yasadigi her yerine gitmek için bir plan
yapabiliriz.
Ve onlara ne yapmalari gerektigini söyleyip emirler vermeyecegiz.
Bir adayi desteklemelerini de istemeyecegiz, mevcut olanlarin hepsinin
neo-liberaller oldugunu biliyoruz.
Ne de onlardan bizim gibi olmalarini, ya da silaha davranmalarini
isteyecegiz.
Sadece onlara yasamlarinin, mücadelelerinin, ülkemiz hakkindaki
düsüncelerinin ne oldugunu ve yenilgiye ugramamak için ne yapmamiz
gerektigini soracagiz.
Basit ve mütevazi insanlarin görüslerini dikkate alip belki de orada
Patriaâ??miza duydugumuz sevginin aynini bulacagiz.
Ve belki de biz basit ve mütevazi insanlar anlasmaya varacagiz ve tüm ülkede
örgütlenip, simdi birbirimizden ayri, yalniz basimiza sürdürdügümüz
mücadeleleri birlestirmeye, bütün isteklerimizi karsilayan bir programa
benzeyen bir sey bulmaya, ve â??ulusal mücadele programiâ? denilen bu programi
nasil gerçeklestirecegimize dair bir plan yapmaya karar verebiliriz.
Ve kulak verecegimiz bu insanlarin çogunlugunun onayi ile, herkesle,
yerliler, isçiler, campesinoâ??lar, ögrenciler, ögretmenler, memurlar,
kadinlar, çocuklar, yaslilar, erkekler ve iyi yürekli olan ve adina Meksika
denen, Rio Grande ve Rio Suchiate arasindaki, bir ucu Pasifik Okyanusuâ??na,
bir ucu Atlantik Okyanusuâ??na dayanan bu Patriaâ??mizin tahrip olup satilmamasi
için mücadeleye gönüllü bütün iyi yürekli insanlarla birlikte mücadeleye
girisecegiz.
VI-) BUNU NASIL YAPACAÄ?IZ?
Ve Meksikaâ??nin ve dünyanin bütün mütevazi ve basit insanlarina basit
sözlerimiz su ki, bugünkü sözümüzü söylüyoruz.
Lacandona Ormanindan Altinci Deklarasyon:
Ve basit sözlerimizle, diyoruz kiâ?¦
EZLN saldirgan bir ateskese bagliligini sürdürmektedir, hükümet kuvvetlerine
saldirida bulunmayacak ve saldirgan askeri hareketlere girismeyecektir.
EZLN sürdürmekte oldugumuz barisçil girisim araciligiyla siyasal mücadele
yolu üzerinde israrini sürdürmektedir. EZLN bu nedenle ne ulusal
siyasal-askerî örgütlerle ne de baska ülkedekilerle hiçbir gizli iliski
kurmama kararliligini sürdürmektedir.
EZLN kendisini olusturan ve en yüksek komuta organi olan Zapatista
cemaatlerini savunma, destekleme ve itaat etme ve, -iç demokratik süreçlerine
müdahale etmeksizin- özerklerinin, iyi yönetimlerinin güçlenmesi ve yasam
kosullarinin iyilesmesi konusunda elinden geleni yapacagina taahhüdünü bir
kez daha yeniler. Bir baska deyisle, Meksikaâ??da ve dünyada yapacagimiz seyi,
silahsiz olarak, sivil ve barisçil bir hareket araciligiyla ve kendi
cemaatlerimizi ihmal etmeden ve desteklemeyi elden birakmadan yapacagiz.
Bu nedenleâ?¦
Dünyadaâ?¦
1. Neo-liberalizme karsi, insanlik için direnen ve mücadele eden kisi ve
örgütlerle
karsilikli saygi ve destege dayali yeni iliskiler kuracagiz..
2. Yapabildigimiz kadariyla, tüm dünyada mücadele eden kiz ve erkek
kardeslerimize yiyecek ve el sanatlari gibi maddi yardim gönderecegiz.
Baslamak için, La Realidad Iyi Yönetisim Cuntasiâ??ndan, â??Chompirasâ? adli, 8
ton yük tasiyan kamyonlarini ödünç vermelerini istiyoruz. Ona misir ve belki,
eger isterlerse 200 varil petrol yükleyip, Kuzey Amerika ambargosuna karsi
direnislerine Zapatistalardan bir yardim olarak Küba halkina göndermeleri
için Meksikaâ??daki Küba elçiligine teslim edecegiz. Ya da belki teslimati
buraya daha yakin bir yerdeyapabiliriz; çünkü Mexico City çok uzak ve
â??Chompirasâ? yolda bozulursa isimiz zorlasir. Bunu hasattan sonra yapacagiz,
ürün simdi tarlalarda yeseriyor ve tabii bize saldirmazlarsa, çünkü
önümüzdeki birkaç ay içinde gönderirsek misir koçanlarindan baska bir sey
gönderemeyiz ve bunlar tamaleâ??de (bir çesit misir yiyecegi -ç.) bile
kullanilamaz. En iyisi Kasim ya da Aralikâ??ta göndermek.
Ve kadinlarin el sanatlari kooperatifleriyle de bir anlasma yapip henüz hâlâ
Birlik olamamis Avrupalara çok sayida el isi gönderecegiz belki yaninda
Zapatista kooperatiflerinden bir miktar organik kahve de gönderebiliriz, bunu
satip mücadeleleri için biraz para saglayabilirler. Satamasalar bile,
afiyetle bir fincan kahve içip neo-liberalizme karsi mücadeleden söz
edebilirler ve eger hava soguksa elle ve tasla yikanmaya karsi dirençli
Zapatista islemeli battaniyelerine bürünebilirler. Bunlarin rengi yikandikça
solmuyor.
Ve Bolivya ve Ekvatorâ??daki yerli kardeslerimize de biraz transgenik-olmayan
misir göndermek istiyoruz ama ellerine ulasmasi için tam olarak nereye
gönderebilecegimizi bilmiyoruz, ama bu küçük yardimi yapmaya istekliyiz.
3. Ve dünyada direnen herkese, baska kitalararasi encuentroâ??larin (bulusmalar
-ç.) düzenlenmesi gerektigini söylüyoruz; bir tane dahi olsa. Belki bu yilin
Aralik ya da önümüzdeki yilin Ocak ayinda; bakmamiz gerek. Sadece ne zaman
olacagini söylemek istemiyoruz, çünkü ayni zamanda nerede, ne zaman, nasil ve
kim üzerine, her sey üzerine anlasmak gerek. Ama birkaç kisinin konusup geri
kalanlarin dinledigi bir sahne degil, herkesin es bir düzlemde ama düzenli
bir biçimde konustugu bir yer olmali, aksi durumda kargasa olur ve sözler
anlasilmaz ve herkesin baskalarinin direnis sözcüklerini duyupnot edebilecegi
iyi bir örgütlenme olmali ve herkes dünyalarindaki compañerolar ve
compañeralarla konusabilmeli. Ve çok büyük bir hapishanesi olan bir yer
olmali, çünkü bizi bastirip cezaevine koymak isterlerse ne olacak; öyle ki
üst üste yigilmayalim, ve hapishanede de neo-liberalizme karsi, insanlik için
bulusmamizi sürdürebilelim. Nasil anlasacagimiz konusunda anlasabilmek için
neler yapacagimizi size ileride söyleyecegiz. Bunlar dünyada yapmak
istediklerimiz konusundaki düsüncelerimiz. Å?imdi siraâ?¦
Meksikaâ??da
1. Meksikaâ??nin yerli halklari için savasmayi sürdürecegiz, ama artik yalnizca
onlar için ve yalnizca onlarla birlikte degil, Meksikaâ??nin tüm sömürülenleri
ve mülksüzlestirlenleri için ve tüm ülkede. Ve Meksikaâ??nin tüm sömürülenleri
dedigimizde buna, is aramak ve hayatta kalabilmek için ABDâ??ye giden kiz ve
erkek kardeslerimizi de dahil ediyoruz.
2. Meksika halkinin basit ve mütevazi insanlarina kulak verip araci olmadan
dogrudan onlarla konusacagiz, ve duyup ögrendiklerimize göre, bizim gibi
basit ve mütevazi olan insanlarla birlikte, ulusal bir mücadele programi
gelistirecegiz; ama bu sol, ya da antikapitalist ya da neo-liberalizm karsiti
ya da Meksika halkinin adalet, demokrasi ve özgürlügü için bir program
olacak.
3. Tipki geçmisteki sol militanlarin darbeler, cezaevi ya da ölümle
durdurulmadiklari ya da satin alinmadiklari zaman yaptiklarina benzer tarzda,
siyaset yapmanin, baskalarina hizmet ruhuna sahip, maddi çikar gütmeyen,
özverili, adanmis, sözüne sadik, dürüst, tek ödülü görevini yerine getirmenin
kivanci olan baska bir tarzini insa ya da yeniden insa etmeye çalisacagiz.
4. Meksika halkinin konut, toprak, is, yiyecek, saglik, egitim, bilgilenme,
kültür, bagimsizlik, demokrasi, adalet, özgürlük ve baris taleplerini hesaba
katan yeni bir Anayasa ve yasalar talebi için mücadeleyi yükseltecegiz.
Halkin hak ve özgürlüklerini taniyan ve güçlü karsisinda zayiflari koruyan
bir Anayasa.
BU AMAÇLAR IÇINâ?¦
EZLN önderliginden bir heyeti ulusal topraklarda bu isi gerçeklestirmesi için
belirsiz bir süreyle görevlendirecektir. Zapatista heyeti,Lacandona Ormanlari
Altinci Deklarasyonuâ??na katilan diger sol örgüt ve kisilerle birlikte, açikça
davet edildikleri yerlere gidecektir.
EZLNâ??nin kuramda ve pratikte, asagidaki kosullar uyarinca kendilerini sol
olarak tanimlayan seçime-yönelik-olmayan örgüt ve hareketlerle bir ittifaklar
politikasi olusturacagini da duyuruyoruz.
Tepeden asagiya dayatilacak anlasmalar yapmayip, öfkeye kulak verip onu
örgütlemek üzere birlikte davranmaya yönelik anlasmalar yapmak. Kendilerini
olusturanlarin arkalarindan müzakere edilecek hareketler olusturmayip
katilimcilarin görüslerini her zaman dikkate almak. Iktidardan ya da onu ele
geçirmeye çalisanlardan armagan, konum, avantaj, kamusal görev beklemeyip
seçim takviminin ötesine geçmek. Ulusumuzun sorunlarini tepeden çözümlemeye
kalkismayip, neo-liberal yikima karsi bir alternatifi, Meksika için solun
alternatifini
TABANDAN VE TABAN IÇIN gelistirmek.
Evet, örgütlerin özerkligi ve bagimsizligina, mücadele yöntemlerine,
özgütlenme tarzlarina, iç karar alma süreçlerine, mesru temsillerine
karsilikli saygiya evet. Ve ulusal egemenligin ortak ve esgüdümlü savunusuna,
elektrik, petrol, su ve dogal kaynaklarin özellestirilmesine uzlasmaz bir
karsi-durusa evet.
Bir baska deyisle, kayitdisi sol siyasal ve toplumsal örgütleri ve kayitli
partilere üye olmayan sol iddiasindaki kisileri, ulusal bir kampanya
örgütlemek, halkimizin sözüne kulak verip onu örgütlemek üzere Patriaâ??mizin
her kösesini ziyaret etmek üzere, zamani gelince önerecegimiz zaman, yer ve
tarzda bizimle bulusmaya çagiriyoruz. Evet, bu bir kampanyaya benziyor ama
ayni zamanda çok farkli, çünkü seçimle iliskili degil.
Kardesler:
Ilan ettigimiz sözümüz sudur ki:
Dünyada neo-liberalizme karsi, insanlik için direnis mücadelelerine daha
fazla omuz verecegiz.
Ve verebilecegimiz pek az sey olsa da, bu mücadeleleri destekleyecegiz.
Ve karsilikli saygi temelinde deneyimleri, tarihleri, fikirleri, düsleri
paylasacagiz.
Meksikaâ??da ise, tüm ülkeyi, neo-liberal savastan geriye kalan yikintilari ve
bu yikintilarda yesermekte olan direnisleri dolasacagiz.
Bu topraklari, bu gökyüzünü bizler kadar seven insanlari arayip bulacagiz.
La Realidadâ??dan Tijuanaâ??ya, örgütlenmek, mücadele etmek ve belki de bu
Ulusâ??un ölmeme konusundaki, en azindan kartalin yilani yemek üzere nopal
üzerine kondugu günden beri süregelen son umudu olacak seyi insa etmek
isteyenleri arayacagiz.
Yoksun birakilanlarimiza demokrasi, özgürlük ve adalet adina gidiyoruz.
Bir baska siyasetle, bir sol program ve yeni bir Anayasa için gidiyoruz.
Tüm yerlileri, isçileri, campesinoâ??lari, ögretmenleri, ögrencileri, ev
kadinlarini, esnafi, küçük isletme sahiplerini, mikro-isletme sahiplerini,
emeklileri, engellileri, dindar erkek ve kadinlari, bilim insanlarini,
sanatçilari, aydinlari, genç insanlari, kadinlari, yaslilari, escinselleri ve
lezbiyenleri, erkek ve kiz çocuklari, bireysel ya da kolektif olarak, baska
tarzda bir siyasetin insasina, solun ulusal mücadele programi ve yeni bir
Anayasa olusturmaya yönelik bu ULUSAL KAMPANYAâ??ya, Zapatistalarla birlikte
dogrudan katilmaya çagiriyoruz.
Ve ne yapacagimiza ve nasil yapacagimiza dair sözümüz bu. Katilmayi isteyip
istemediginize sizler karar vereceksiniz.
Ve bu sözümüzle ayni fikirdeki, ve korkmayan, ya da korkup da korkusunu
denetleyebilen iyi yürekli ve iyi niyetli erkek ve kadinlari, sundugumuz bu
fikri uygun bulup bulmadiklarini açiklamaya çagiriyoruz ki, mücadeledeki bu
yeni adimin kiminle, ne zaman, nasil, ne zaman ve nerede atilabilecegini
görelim.
Sizler bunun üzerine düsünürken, size, bugün, 2005 yilinin altinci ayinda,
Zapatista Ulusal Kurtulus Ordusuâ??nun erkek, kadin, çocuk ve yaslilarinin,
Lacandona Ormanlarindan Altinci Deklarasyonu kabul edip benimsediklerini ve
imza atmayi bilenlerin imzaladigini, bilmeyenlerin ise parmak bastigini
bildirelim. Ama bugün okuma-yazma bilmeyenlerin sayisi daha az, çünkü egitim,
insanlik için neo-liberalizme baskaldiran bu bölgede, yani Zapatista
toraklari ve göklerinde ilerleme kaydetti.
Ve tüm dünyada haksizliklara baskaldiran ve direnen bütün basit ve mütevazi
insanlarin soylu yüreklerine gönderdigimiz basit sözümüz, budur.
Demokrasi!
Özgürlük!
Adalet!
Meksika Güneydogusu daglarindan.
Gizli Devrimci Yerli Komitesi,
Zapatista Ulusal Kurtulus Ordusu Genel Komutanligi.
Meksika, 2005 yilinin altinci ayi.
Çeviren: Sibel Özbudun

