<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress/2.0.3" -->
<rss version="2.0" 
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
	<title>Comments on: Bir ontoloji olarak politikleşme</title>
	<link>http://otonomlar.org/politik-felsefe/72</link>
	<description></description>
	<pubDate>Fri, 21 Nov 2008 09:05:13 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.0.3</generator>

	<item>
		<title>by: taner</title>
		<link>http://otonomlar.org/politik-felsefe/72#comment-11</link>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2006 11:30:16 +0000</pubDate>
		<guid>http://otonomlar.org/politik-felsefe/72#comment-11</guid>
					<description>Merhaba,
felsefenin yarattığı bilgiyi karikatürize etmekten kaçınmak sizce ne demek? Sanırım cevap şuna benzer bir şey olacak: Felsefe tarihinin inşasında önemli katkı yapmış filozof ya da filozofların düşüncelerine herşeyden önce sadakatle eğilmek ve ayrıntılarını indirgemeden okumak. Takdir edilmesi gereken bir davranış olduğu kesin. Fakat böyle bir okumadan sonra &quot;Bir Ontoloji Olarak Politikleşme&quot; adlı yazıda dile getirilmiş çerçeveyle tamamen uyumlu bir bakış açısına ulaşmak mümkün değil mi? Kimdir bu filozoflar? Politikaya ilişkin söz sarf etmeden önce &quot;dur bakalım, ama şunu da düşündün mü hiç, sorun senin sandığın gibi kolay değil, transcendental aperzeption'dan yararlanarak...&quot; diyen kişiler mi? Kimdir gerçekten bu kişiler? Politikayla felsefe arasındaki ilişkiyi sonsuza kadar ertelememizi sağlayacak kavramlar inşa eden kişiler mi? Öyle düşünmüyorum. Rasgele seçelim; mesela I.Kant'ı tamamen sadık kalarak, yani önyargısız, tarafsız ve poltik sorunlardan bağımsız okumaya çalışın; kaybolacaksınız. Başka bir yola başvurmak gerek. Kant'ı okurken tarih sahnesinde dev adımlarla yürümeye başlayan burjuva sınıfını unutmamak gerek. Emin olun her taşın altında &quot;burjuva sınıfını&quot; arayan paranoit bir zihin hali değildir bu. Politika, felsefe tarihininin dışında bir yer değildir, tam tersine, onun tam da merkezinde bulunan bir yerdir. O halde politika, felsefe tarihi halledildikten sonra girilmesi gereken bir alan değil, felsefe tarihinde kaybolmayıp felsefeden bir şeyler anlamamızı sağlayabilecek bir alandır. Kant, Descartes, Hegel ...v.b sadece felsefenin sınırları içinde değerlendirilebilecek kavramlar üreten insanlar değil, üretirken bazı şeyleri öne süren ve bazı şeyleri dışlayan kimselerdir. Politika öne sürülüp dışlanan şeylerin en uygun ifade biçimidir. Kısaca, &quot;Bir Ontoloji Olarak Politikleşme&quot; adlı yazıda dile gelen düşünceler indirgemeciliğin ürünü değildir. 1000 sayfalık ayrıntılı bir incelemenin ardından da rahatlıkla ileri sürülebilecek düşüncelerdir. Üstelik bu ne ilk ne de son olur.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba,<br />
felsefenin yarattığı bilgiyi karikatürize etmekten kaçınmak sizce ne demek? Sanırım cevap şuna benzer bir şey olacak: Felsefe tarihinin inşasında önemli katkı yapmış filozof ya da filozofların düşüncelerine herşeyden önce sadakatle eğilmek ve ayrıntılarını indirgemeden okumak. Takdir edilmesi gereken bir davranış olduğu kesin. Fakat böyle bir okumadan sonra &#8220;Bir Ontoloji Olarak Politikleşme&#8221; adlı yazıda dile getirilmiş çerçeveyle tamamen uyumlu bir bakış açısına ulaşmak mümkün değil mi? Kimdir bu filozoflar? Politikaya ilişkin söz sarf etmeden önce &#8220;dur bakalım, ama şunu da düşündün mü hiç, sorun senin sandığın gibi kolay değil, transcendental aperzeption&#8217;dan yararlanarak&#8230;&#8221; diyen kişiler mi? Kimdir gerçekten bu kişiler? Politikayla felsefe arasındaki ilişkiyi sonsuza kadar ertelememizi sağlayacak kavramlar inşa eden kişiler mi? Öyle düşünmüyorum. Rasgele seçelim; mesela I.Kant&#8217;ı tamamen sadık kalarak, yani önyargısız, tarafsız ve poltik sorunlardan bağımsız okumaya çalışın; kaybolacaksınız. Başka bir yola başvurmak gerek. Kant&#8217;ı okurken tarih sahnesinde dev adımlarla yürümeye başlayan burjuva sınıfını unutmamak gerek. Emin olun her taşın altında &#8220;burjuva sınıfını&#8221; arayan paranoit bir zihin hali değildir bu. Politika, felsefe tarihininin dışında bir yer değildir, tam tersine, onun tam da merkezinde bulunan bir yerdir. O halde politika, felsefe tarihi halledildikten sonra girilmesi gereken bir alan değil, felsefe tarihinde kaybolmayıp felsefeden bir şeyler anlamamızı sağlayabilecek bir alandır. Kant, Descartes, Hegel &#8230;v.b sadece felsefenin sınırları içinde değerlendirilebilecek kavramlar üreten insanlar değil, üretirken bazı şeyleri öne süren ve bazı şeyleri dışlayan kimselerdir. Politika öne sürülüp dışlanan şeylerin en uygun ifade biçimidir. Kısaca, &#8220;Bir Ontoloji Olarak Politikleşme&#8221; adlı yazıda dile gelen düşünceler indirgemeciliğin ürünü değildir. 1000 sayfalık ayrıntılı bir incelemenin ardından da rahatlıkla ileri sürülebilecek düşüncelerdir. Üstelik bu ne ilk ne de son olur.
</p>
]]></content:encoded>
				</item>
	<item>
		<title>by: kamil</title>
		<link>http://otonomlar.org/politik-felsefe/72#comment-2</link>
		<pubDate>Mon, 13 Mar 2006 16:59:09 +0000</pubDate>
		<guid>http://otonomlar.org/politik-felsefe/72#comment-2</guid>
					<description>Selamlar
Tarihi özetleme çabası başlı başına bir 'iktidar'kurgusunun tezahürü değil midir?Yazınız elbete değerli bir amaca yönelik kaleme alınmış;ama felsefenin yaratığı bilgiyi karikatürize etmiş.Hızlı tarih okumaları önce kendi söyleyeceklerimizi önemsiz hale getirme tehlikesini içinde barındırmaz mı(başkaları tarafından da elbette;ama önce kendimiz için...)?
  Kavramlarmız kullanma şekliyle ama daha çok hayata yedirdiğimiz kendi anlamlarımızla tanımlanır bir bakıma, öyleyse 'teori tekrarı' yerine buradalığın ve eylemselliğin gerçek manasına denk tarzda kullnılması sizin de ereğinize hizmet etmez mi;eğer amacınız biz de felsefe yazıyoruz demekle sınırlı değilse?
  Tarihi özetleyip 'doğru budur' demek,bizi devrimci kılmaz;devricilik,hayatta doğrularımızı bulmak değil, yanlışlarımızda kendimizi tecrübe etmektir...
Saygılar</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Selamlar<br />
Tarihi özetleme çabası başlı başına bir &#8216;iktidar&#8217;kurgusunun tezahürü değil midir?Yazınız elbete değerli bir amaca yönelik kaleme alınmış;ama felsefenin yaratığı bilgiyi karikatürize etmiş.Hızlı tarih okumaları önce kendi söyleyeceklerimizi önemsiz hale getirme tehlikesini içinde barındırmaz mı(başkaları tarafından da elbette;ama önce kendimiz için&#8230;)?<br />
  Kavramlarmız kullanma şekliyle ama daha çok hayata yedirdiğimiz kendi anlamlarımızla tanımlanır bir bakıma, öyleyse &#8216;teori tekrarı&#8217; yerine buradalığın ve eylemselliğin gerçek manasına denk tarzda kullnılması sizin de ereğinize hizmet etmez mi;eğer amacınız biz de felsefe yazıyoruz demekle sınırlı değilse?<br />
  Tarihi özetleyip &#8216;doğru budur&#8217; demek,bizi devrimci kılmaz;devricilik,hayatta doğrularımızı bulmak değil, yanlışlarımızda kendimizi tecrübe etmektir&#8230;<br />
Saygılar
</p>
]]></content:encoded>
				</item>
</channel>
</rss>
