Geçmisten günümüze Otonomist Marksizmin yol haritasi
6 September 2008

Geçmisten günümüze Otonomist Marksizmin yol haritasi
Otonomist Marksizmin son çeyrek yüzyil içindeki hatlari nasil yorumlanabilir? 1979â??dan önce, bu konuya iliskin herhangi bir tartisma zorunlu olarak Italyan deneyimine odaklanirdi. Ancak 80â??lerin basiyla, daha önce emek süreci, hareket ve teori arasinda var olan yakin iliskinin görünüste kirilmasiyla birlikte, Italyaâ??da â??operaismoâ? (isçicilik) olarak bilinen proje â??parçalara ayrilmisâ? görünüyordu. Sonuç olarak, hâlâ Italyan â??otonomist Marksizmiâ? olarak adlandirilabilecek olan sey, o zaman için, birkaç kisinin çalismalari disinda, daha çok tarihsel bir merak ve ilgi konusu olarak görünüyordu. Valerio Evangelistaâ??nin daha sonra hatirlattigi gibi, o zaman,
â??bütün iyi militanlar ya hapisteydi ya da kaçakti, kuramcimiz kalmamistiâ?¦geriye kalan yoldaslarin sayisi çok azdi; daha önce bizimle birlikte olan genç insanlar (hepsi olmasa bile) teker teker uzaklasmislardi. Bu duruma üretilen yanit toplum merkezleri oldu; ancak negatif bir açidan, neredeyse dogal bir egilimin sonucu olarak toplum merkezleri, her açidan dogru olmasa bile, çöldeki bir vaha haline gelmisti.â?
Ancak on yil sonra, Italyaâ??da tablo ciddi bir degisiklige ugradi. Pek çok toplum merkezinin kabuklarindan çikip diger toplumsal güçlerle bulusmaya hazir hale gelisi, genç aktivistlerden olusan yeni kusak içinde entelektüel merakin giderek büyümesiyle ayni anda gelisti; bunun nedeni, kismen â??operaistâ? deneyimden gelen pratikler ve görme biçimleri, ama daha da önemlisi bazi hareketten gelenlerin çalismalariydi. Bu yüzyilin basinda genel olarak otonomist olarak adlandirilan -basta Antonio Negri olmak üzere, Paolo Virno ve Franco â??Bifoâ? Berardi gibi- Italyan kuramcilarin çalismalarina duyulan bu ilgi, ister â??küresel karsitiâ? hareketle sokaklarda, isterse â??Imparatorlukâ? kitabinin yayinlanmasiyla birlikte kitap tezgahlarinda olsun, Ingilizce konusan dünyada da açik hale geldi. Enda Brophyâ??nin sözleriyle, â??operaismoâ?nun eski katilimcilarindan bazilarinin çalismalarina yeniden gösterilen ilgi,
â??anakronik olmanin ötesinde, otonomist düsüncenin zamanla dönüsebilme yönünde son derece esnek bir kabiliyete sahip oldugunun kanitidir.â?
Bu nedenle bu yazinin amaci, Italyan hareketinin 70â??lerin sonundaki yenilgisinden bu yana â??otonomist Marksizmâ? içinde neler olduguyla ayrintili olarak ilgilenenlere birtakim ipuçlari saglayabilmektir. Görülecegi gibi böyle bir tartisma, Italyan baglaminin ötesine bakmamizi zorunlu kilacaktir. Pek çok yazarin belirtmis oldugu üzere, â??otonomist Marksizmâ? hiçbir zaman salt bir Italyan olgusu olmamis ve 1979â??dan sonraki gelisiminin en ayirt edici yönü uluslararasi düzeyde yayginlasmasi olmustur. Elbette bu meseleyi bu yazinin sinirlari içinde yeterince ayrintili olarak ele almak olanaksizdir. Yine de en azindan bir ön kesif yapmak, alanin genis yüzeyini arastirmak, kuytuluklari ve gizli yerleri bulmaya çalismak ve tüm bunlardan bu meydan okumayi kabul etmeye hazir cesaretli yüreklere yakisir sorular olusturmak mümkün olabilir.
Yalniz önce isimlendirmelere dair birkaç uyarida bulunalim. Ancak bu soru karsisinda hayrete düsüp Italyan â??otonomist Marksizminiâ? â??operaismoâ?dan türeyen pek çok farkli kolla esitlemeye çalisanlar varsa, 1) bu ismin bu dallar tarafindan tipik bir biçimde benimsenmedigini, 2) bu dallarin halihazirdaki kendi çalismalariyla 60â??larin ve 70â??lerin isçicilikleri arasindaki iliskiye dair oldukça farkli görüslere sahip oldugunu unutmamak gerekir. Örnegin Berardi (sinif bilesimini okuma yöntemine göndermeyle) â??bilesimcilikâ? (compositionism) diye bahsetmeyi tercih ederken, Negri kökten bir sekilde yeni toplumsal iliski biçimlerinin farkli bir dönemde gelistirilmis olan kavramsal çerçevelerden, â??operaismoâ?dan baslamak üzere, bir kopusu gerektirdigini vurgular. Bu terimi ilk ortaya atan Harry Cleaverâ??a dönersek, onun da bu terimi kullanirken â??operaismoâ? ve sonrasindan daha fazlasini ima ettigini görürüz:
â??Özgün bir gelenek olarak â??otonomist Marksizmâ?? kavramina anlam veren sey, genel Marksist gelenek içinde isçilerin otonom gücüne Â-sermayeden, (sendika ve siyasal partiler gibi) resmi örgütlerden otonom- ve belli bir isçi grubunun diger gruplardan (örnegin, kadinlarin erkeklerden) bagimsiz hareket edebilme gücüne vurgu yapan çesitli hareket, politika ve düsünürleri saptayabilmemizdir. â??Otonomiâ?? ile isçilerin kendi çikarlarini tanimlama ve bunlar için mücadele edebilme -sömürüye salt bir tepkiselligin ya da kendi kendini tanimlayan â??liderlikâ??in ötesine geçip sinif mücadelesini sekillendirecek ve gelecegi belirleyecek sekilde hücum pozisyonuna geçebilme- yetilerini kastediyorum.â?
O halde baska hiçbir sey olmasa bile, â??otonomist Marksizmâ? teriminin kendisi, 1979â??dan sonraki dönemde neler oldugunu anlama sürecinin bir parçasi olarak yeniden gözden geçirilmeyi hak ediyor. Bu terim, degerlendirmekte oldugumuz süreçleri açiklamaya yardim ediyor mu, yoksa bu süreçler bu terimin sinirlarina mi isaret ediyor?
Öyleyse Italyan isçiciligi, en parlak döneminde bile ne kadar türdesti? Guido Borio, Francesca Pozzi ve Gigi Roggero tarafindan, 90â??larin sonundan itibaren yürütülen genis ön tartisma, â??operaismoâ?yu â??ne bir homojen doktriner bir külliyat, ne de bölünmez bir politik özneâ?, daha ziyade â??kökleri ortak bir kuramsal dölyatagindan gelen çesitli patikalarâ? olarak tanimlamalarini destekler. Bununla birlikte, belli ana unsurlar tanimlanabilir. Bu egilimin dibe vurmus gibi göründügü bir zamanda, Sergio Bologna bu â??ortak kuramsal dölyatagiâ? üzerine sunlari söylemisti:
â??Her seyin ötesinde â??operaismoâ??nun isçi sinifinin -bazen elestirel olmayan bir tarzda- yücelestirilmesi, ayni zamanda da gücün asiri yücelestirilmesi oldugunu düsünüyorum. â??Operaismoâ??nun â??Operai e capitaleâ?? (Isçiler ve sermaye) ile birlikte dogmasi bir tesadüf degildir. Isçi sinifina düzülen övgünün mü, yoksa bu isçi sinifini kendi bilesenleri açisindan boyunduruk altina alma yönündeki kapitalist kapasiteye düzülen övgünün mü agir bastigi belirsizdir. Öyleyse pek çok kuramcisinin, sonradan devlet kuramcilarina simdi ise yönetisim kuramcilarina dönüsmüs olmasi tesadüf degildir. Ve bu insanlara hain denebilecegini düsünmüyorum; çünkü sermayenin iktidarina düzülen bu methiye, sonradan politik olanin iktidarina, politik olanin otonomisine methiyeye dönüsen â??operaismoâ?? içindeki bir risktir. Bu bence oldukça tutarli bir sonuçtur. Bu bir siçrama ya da bir dönüsüm ugragi degildir, bana göre mantiksal bir sonucudur.â?
Bu ikilik, Tronti ve digerlerinin Italyan Komünist Partisiâ??ni kucaklamasiyla ortadan kalkmaz. Berardi, bu iki ruhun Potere Operaio (Isçilerin Gücü) içinde nasil karsi karsiya geldigini oldukça ayrintili bir sekilde gösterirken; Bologna, 70â??lerin ortalarinda politik örgütlenme ile sinif otonomisi arasinda sürekli bir çeliskinin var oldugu sonucuna varir. Ve bu dönemde sinif otonomisi projesini benimsemis olan bazilari partiye vurgu yaparken, Yann Moulier Boutang gibi bazilari ise farkli bir bakisa sahipti: â??Dogal olarak, görünmeyen Mirafiori partisinin en sevdigim yani parti degil, daha ziyade görünmezligiydi.â?
Ironik olan su ki, â??operaismoâ? gelenegini paylasanlari birbirine baglayan en güçlü baglardan biri gelenekleri -özellikle â??devrimci gelenekleriâ?- azimsamadir. Sonuçta kuramsal gelismelerde oldugu kadar örgütsel projelerde de, hem mücadelelerdeki hem de â??isçi sinifi bilimiâ?ndeki süreksizliklerin ve siçramalarin yüceltilmesi, 60â??lar ve 70â??lerdeki isçici literatür içinde ortak bir meseleydi. Trontiâ??nin â??Operai e capitaleâ? adli klasik eserindeki sözleriyle söyleyecek olursak, â??siradan adamlarin bilim adamlarina çilginlik gibi görünen fikirleriâ? â??tehlikeli siçramalarâ?la, â??süreklilik çizgisiâ?nin kirilmasiyla olusturulmustu.
Ancak otonomi ve iktidar arasindaki iliskiyle ilgili olarak, bu süreksizlikler anlayisi oldukça farkli yönlere gidebilir. Belki de bir uçta, Negriâ??nin 80â??lerin basindaki â??hafiza eksikligi olarak Komünist geçisiâ? (ve diyalektigin toplumsal antagonizmayi açiklamaya yarayan kullanisli bir araç olarak terk edilmesini) öven argümani; diger uçta ise, ABDâ??deki sinif antagonizmasina referansla Peppino Ortolevaâ??nin bundan birkaç yil önce yaptigi asagidaki vurgu yer alir:
â??Kapitalist kültürün hegemonyasi ve bunun Amerikan tarihindeki versiyonu, Amerikan isçi sinifinin â??kolektif hafizasininâ?? bir â??tabula rasaâ??sina çevrilmez. Isçi sinifi geleneklerinin hazinesi hâlâ durur; ancak bu bir bütün olarak Amerikan proletaryasinin degil, daha ziyade bölünmüs olan tek tek isçi gruplarinin, sendika efradinin deneyimlerinin bir zenginligi olarak.â?
1979 öncesi ve sonrasi için tüm bunlara anlam verebilmek adina, Borio, Pozzi ve Roggeroâ??nun 2002â??de yayimlanan ve â??operaismoâ? üzerine olan çalismasina sürekli bir referans vermeden bu zemini arastirmak imkânsiz olacaktir. â??Futuro Anterioreâ?[1] adli kitaplari, bu görüsmelerde sözü geçen temalarin zengin (ve bazen de provakatif) bir degerlendirmesini sunarken, ekteki yaklasik altmis görüsme içeren CD-ROM â??operaistâ? deneyime ortak olanlarin düsüncelerini derleyen, belgesel niteliginde bugüne kadarki en zengin kaynaktir. Sergio Bologna bu projeyi söyle anlamlandirir:
â??Aramizda birbiriyle hiç konusmamis olan, yillar yili hiçbir düzeyde kisisel iliskisi olmamis insanlar oldugunu düsünürsek bu garip bir olaydi ve hepimizi sasirtmisti; kisisel yollarimiz bu kadar ayrilmisti. 2000 yilinda bir gün, deneyimlerine elestirel olarak baksalar bile geçmislerini inkâr etmeksizin, kendilerini ortak bir gelenek içinde kabul etmek konusunda ayni fikri paylasir hale gelmislerdi.â?
Dolayisiyla asagida sadece 1980 ile 2005 arasinda üretilmis olan çalismalara degil, ayni zamanda Borio, Pozzi ve Roggeroâ??nun alan çalismasinda elde edilen bazi fikirlere de dayanarak ilerleyecegiz. Ilerledikçe de Enda Brophyâ??nin â??Operaisti after operaismoâ? (Operaizmden sonra operaistler) adli muhtesem çalismasinda dile getirdigi bir nokta da açiklik kazanmis olacak. Kismen â??Futuro Anterioreâ?nin çikisi için 2002 yilinda Romaâ??da düzenlenen önemli bir konferansi naklederken, Brophy bize, 1979â??dan sonraki â??ortak gelenekâ?le ilgili tartismaya dair sunlari hatirlatir:
â??Teori ve pratige dair temel meseleler üzerindeki derin farkliliklar, o yillarin önde gelen kisilerinden bazilarini birbirinden daha da uzaklastirmisti; bu, Italyaâ??da toplumsal çatisma düzeyinin yükselmis oldugu 60â??larin sonundan itibaren baslamis bir süreçti.â?
Haritalar
1960 ve 70â??lerin â??operaismoâ?sundan bu kopmalarin haritasini nasil çizmeli? Burada bir dizi farkli yaklasim akla gelir: egilimler açisindan, ya da projeler açisindan, ya da kategoriler açisindan kurgulanmis haritalar. Ilk yaklasima için, Chris Wrightâ??in â??liberter Marksizm içinde farkli egilimlereâ? dair olusturdugu son derece ilginç harita, otonomist Marksizmin daha genis bir siyasal ve entelektüel tarih içine oturtulmasi konusunda son derece faydalidir (bkz. Harita 1). Asil olarak internette bir metin arsivine eslik etmesi için tasarlanmis bu harita, â??bunlarin mükemmel eslestirmeler olmadigi ve iliskilerin aslinda çok daha karmasik oldugunuâ? kabul ederek, â??teori ve pratikteki essiz katkilarin izini sürmeâ?yi hedefler. Wrightâ??in haritasi, Johnson-Forest Egilimi gibi diger akimlarin her biri üzerindeki etkiye de isaret ederek, â??Operaismoâ? (1960-72), â??Otonomiâ? (1972-1980) ve â??Otonomist Marksizmâ? arasinda bir ayrim çizer. Buna eslik eden tartisma belgesine baktigimizdaysa, kimi iliskilerin ne denli karmasik oldugu çok net görülür. Ingilizce konusan dünyada â??açik Marksizmâ? ve otonomist Marksizm arasindaki asagida ele alacagimiz iliskileri düsünün. Wrightâ??in kendisinin de belirttigi gibi,
â??Her ne kadar Hegelâ??in önemi ve diyalektik sorunu her iki egilim arasindaki ayrimin temel zemini olsa da, kiminle konustugunuza bagli olarak ya Açik Marksizmin otonomist Marksizmi içerdigi ya da otonomist Marksizmin Açik Marksizmi içerdigi söylenir.â?
Bu sekilde bir harita hazirlamanin bir diger siniri, bir yanda â??egilimlerâ? ve diger yanda bireyler ya da kolektiviteler arasinda bir baginti aradigimizda ortaya çikar. Örnegin -özsel olarak liberter Marksist olan- Primo Moroniâ??yi böylesi bir semanin neresine koyabiliriz? Siyasal yolculuklari boyunca kimilerinin yaptigi gibi, bir egilimden digerine geçmek yerine, Moroniâ??nin çalismasi, bir keresinde kendisinin dedigi gibi â??Bordigacilardan ilk-sitüasyonistlere, konseycilerden enternasyonalistlere, anarsistlerden anarko-komünistlere, liberter komünistlere uzanan bu tanimlanamaz alandanâ? ilham alir.
Bunlarin tümü, bizi ilk baslangiç noktam olan Primo Moroniâ??nin 80â??lerin sonunda çizdigi bir haritaya (Harita 2) götürür. Moroni, bilginin görsel temsili konusunda özel bir yetenege sahipti. Bu haritada, Macaristanâ??daki isçilerin ayaklanmasini takip eden otuz yil boyunca, Italyaâ??daki devrimci kitle iletisim araçlari arasindaki iliskileri göstermeye çalisir. Bunu yaparken, bu zamanin içinden mekânin öyküsünü anlatmayi hedefler. Bu, cografi bir mekân (kismen buna da isaret edilse de) degil, daha ziyade mantar gibi biten otonomi â??alaninaâ? dair bir mekândir.
Å?imdi Moroniâ??nin haritasina bir bakalim. Bu harita, onlari görmüs olanlar için diger kartografik çabalari animsatacaktir: Bunlardan biri, 1969â??larin â??Lâ??Espressoâ? dergisinin bir sayisindaki o dönemin ögrenci hareketinin içinde yer alan ya da yakinindan geçmis egilimlerin haritasidir. Benzer bir diger semada ise, 70â??lerde Italyan Komünist Partisiâ??nin hegemonyasina meydan okuyan siyasi örgütlerin ve yayinlarin cümbüsüne, bir de önde gelen militanlarin isimleri eklenmistir (â??Working Class Autonomy and Crisisâ?[2], Red Notes, 1979). Moroniâ??nin haritasi ise, aksine sunumu açisindan daha yalin ama daha ayrintilidir. Açikça gösterdigi gibi, 60â??larda kurulan genis yelpazedeki dergiler üç ya da dört yildan daha uzun sürmediyse de, 70â??lerde bol miktarda yayin patlamasina zemin saglamislardir. Ok cümbüsünün de isaret ettigi gibi, bu projeler arasindaki çapraz dölleme, sürekli ve siklikla â??erdemliâ? olmustur (Yani, oklar hiçbir sekilde yalnizca kimi çevreler arasindaki yol ayrimina isaret etmeyip, ortak projeler yoluyla yakin iliskilere ve hatta kesisen üyeliklere isaret eder).
Moroniâ??nin haritasini dikkatle inceledigimizde, bir dizi baska seyi daha fark ederiz. Birincisi, sayfadan asagi inen kalin sütunlara dairdir (Harita 3). Daha dikkatli bakildiginda, semanin solunda Italyan radikal solu içinde bir sekilde liberter ve/veya karsi-kültürel anlayislarla iliskilendirilebilecek projeleri ayirt etmek mümkündür: bir yanda sitüasyonistler ve â??Collegamentiâ?den öte yanda â??Re Nudoâ? ve Radio Alice-â??A/traversoâ?ya. Sagdaki bir baska sütun ise, seceresi IKPâ??den Il Manifesto ve sonra da Romali otonomistlere (ve â??Laboratorio Politicoâ?nun Tronticileri, burada iyi bir varlik gösterir) çizilebilecek projeleri içerir. Ortadaki sütunda â??Quaderni Rossiâ? ve â??Classe Operaiaâ?dan â??Potere Operaioâ?ya geçip â??Rossoâ?nun yani sira â??Primo Maggioâ? ve (bir çogu Moroniâ??nin kitapçisi Calusca ile iliskili) diger girisimler de dahil bir dizi otonomist yayini içeren â??operaismoâ?nun â??merkezi gövdesiâ? bulunur.
Buradaki ikinci nokta, en azindan Moroni için, 80â??lerin ortalarina dogru Italyaâ??da devrimci medyanin en önemli ifadesinin büyük oranda radyo yayinlari cephesinde oldugudur. Kimi dikkat çekici istisnalar olsa da, Romaâ??da Radio Proletaria ve Onda Rossa, Padovaâ??da Sherwood ve Bresciaâ??da Onda dâ??Urto öne çikar. Burada dikkate deger bir diger seyse, o yillarda Moroniâ??nin de özel bir yakinlik duymaya basladigi bir hareket olan punkla bagdastirilan â??radikal metropol olaylariâ?dir.
Peki niye bu harita üzerine böyle kafa yoruyoruz? Bunun bir nedeni, Moroniâ??nin haritasini içinde bulundugumuz yillara dogru bir yirmi yil daha uzatirsak neleri görebilecegimizi düsünmenin anlamli olabilecegidir. Böylesi bir çaba, doksanlarda oldukça önemli hale gelen radikal medyayi da içermek durumundadir: yalnizca interneti degil, ayrica o zamanda (toplum merkezleriyle iliskili) elektronik bülten aglarinin yani sira dolasima giren yeni yayinlari da. 1990â??larin basinin parçali bir haritasi, â??Luogo Comuneâ?, â??Klinamenâ? ve Paduaâ??da â??Riff Raffâ? (ayrica Torinoâ??da ayni isimde ama ayni içerikte olmayan bir diger dergi), bunun yani sira â??Altreragioniâ?, isyeri yönelimli â??Incompatibiliâ?, Torinoâ??da Virus ve benzerleri Venetoâ??da â??Zeronetworkâ?. â??Collegamentiâ? ve â??Autonomiaâ? (Padua) gibi kimi eski sadik üyeler de orada olacakti. Ayrica, daha önceki yillarin hareketlerinin üyeleri ve genç kusak aktivistler arasindaki yeni birliklerle, basin-yayin cephesindeki bu bolluk daha da zenginlesmisti. Sandro Mezzadraâ??nin animsadigi gibi, seksenlerde bu tür insanlarla bag kurmak â??bir hayli güçâ? iken -â??kismen çogu hapiste ya da ülke disinda oldugundan, kismen de digerleri (en azindan benim kendi deneyimimde) buna özellikle egilimli olmadigindanâ?- simdi toplum merkezleri ve diger hareket alanlari bu tür karsilasmalara zemin saglayan bir dizi seminere ev sahipligi yapiyordu.
Ayni zamanda, baska tür bir haritaya da ihtiyaç olabilir. Mesela bireylerin yörüngelerinin izini sürmek ya da yine kimi kategori ve kavramlarin gelisiminin haritasini çizmek oldukça ilginç ve faydali olabilir. Iste burada, seksenlerden itibaren kategorilerin evrimini yansitan baska bir tür harita var (Harita 4). Bu kavramlar, isçici deneyimden etkilenen kimi yazarlarin geçmis kusaklarin toplumsal öznelligini anlama çabalarinda kullandiklari kimi temel kategorileri gösterir. Geçen on yili askin sürede ,bu çerçevedeki hakim terim elbette çokluktur. Görülecegi gibi diger anahtar kavramlar, bu kavrami yetmislerde Negri ve digerleri tarafindan toplumsallastirilan bir kategoriye baglar: â??toplumsal isçiâ?. Ve bunlar kullanilmaya devam etse ve kendi adina ilgi çekici olsa da, kitlesel zekâ ve genel zekâ gibi terimler de toplumsal isçi ile çokluk arasinda bir köprü olarak görülebilir: özellikle 80â??lerin sonu ve 90â??larin basinda, yüksek ögretimde Pantera gibi hareketler, kimi çevreleri entelektüel emegin dogasina dair yeni kuramsallastirmalara sevk ettirdiginde.
Bu tür bir egzersizde büyük bir ihtilaf olmasi pek olasi degildir; çünkü artik çogu Ingiliz dilinde okuyan kisi bu terimlere asinadir. Burada benim vurgulamak istedigim asil nokta farkli bir sey: Tartismanin parametrelerini genislettigimizde ve â??operaismoâ? ve ondan kopanlar tarafindan ele alinan tüm o görme biçimlerini (bunu yaparken Italyaâ??nin ötesine de geçmek durumunda kalacagimizi da akilda tutarak) kucakladigimizda nasil bir tablo ortaya çikar?
Eger buna girisirsek, önümüzdeki tablo biraz daha farklilasir (bkz. Harita 5). Aslinda son 25 yillik literatürü inceledigimizde, karsimiza devasa bir toplumsal figürler geçidi çikar. 1980â??den itibaren bu cephedeki gelisimler hakkinda bize söyleyecekleri çok sey olabileceginden, bir sonraki bölümde her birini sirasiyla ele almak istiyorum. Å?imdilik her ne olursa olsun, çogunun sinif figürü olarak taninabilecegini belirtmekle yetinelim. Daha önceki kullaniminda, â??çoklukâ? bu anlamda belki daha muglak olmus olabilir -Negri son yillarda çoklugun bir sinif kategorisi oldugunun altini çizerken, bu kavramin sinif dogasi konusunda israrci olan yorumcular her zaman vardi (örnegin, â??DeriveApprodiâ?nin editörleri).
Yetmislerden beri emperyalizm, sermaye ve devlet gibi eskilerinin yani sira Imparatorluk, Savas Devleti, Bütünlesmis (Entegre) Dünya Kapitalizmi, Yerküresel Is Makinesi, bilissel kapitalizm, postfordizm ya da Yeni Çitlemeler gibi terimlere dair farkli anlayislari yansitan benzer bir kavramsal harita da çizebiliriz. Ve sermaye ile sinif (ya da isterseniz Potere-iktidar ile potenza-güç) arasindaki iliskiyi niteleyen süreçlere bakan üçüncü bir harita da olusturabiliriz: kendini degerli kilma, öz-belirleme, yeniden yapilanma, isin reddi gibi eski kavramlar; exodus (kaçis), garip döngüler[3], elbirligi, ortak olan, temel gelir ve devlet-disi kamusal alan gibi daha yeni kavramlar.
Yine de arastirilmasi en merak uyandirici olanlar patikalardir: tüm sapaklari ve dönemeçleri ile tartismanin çesitli hatlari; kesisimler, yankilar ve bu hatlarla hareketler ve bu hareketlerin kavramaya çalistigi olaylar arasinda yankilanan sessizlikler. Bu makalenin ikinci bölümü, bir kusak önce â??operaismoâ?nun çöküsünden dogan çesitli hatlarin sinirlarinin yani sira zenginligini tam anlamiyla anlayabilmek için yapilacak daha çok seyin farkinda olmakla beraber, bu materyalin bir kismini ele alacaktir.
1980â??den Sonra
Bu patikalari takip etmenin, son haritada gösterilen toplumsal figürlerin her birini sirasiyla incelemekten daha kötü yollari vardir. Birincisi â??bir çogu, bunu Hegel kadar ölü kabul ettigi için üzerinde çok durmayacagimiz- kitlesel isçidir. Bu konuda en çarpici çalismalar, FIAT yenilgisinin sonrasinda özellikle â??Primo Maggioâ? (1 Mayis) dergisi editörleri tarafindan yapilan ve Marco Revelliâ??nin â??Lavorare in FIATâ? adli muhtesem tarih kitabinda doruk noktasina ulasan çalismalardir. Peki kitlesel isçi, salt tarihsel ilgiye layik bir özne olarak bir kenara atilabilir mi? Guido Bianchini, â??bir yerde gelismenin sonu baska bir yerde gelismenin kendisidirâ? demisti ve son yirmi yil, â??kitlesel isçilerinâ? Koreâ??den Güney Afrikaâ??ya, bir zamanlarin â??çevreâ?deki toplumsal olusumlarina damgalarini vurduklarina tanik olmustur.
1980â??den sonra yine kimi â??Primo Maggioâ? üyelerinin basini çektigi bir baska önemli sinif bilesimi incelemesi, ulasim sektöründeki isçilerle ilgilidir ve derginin bu alandaki çalismalari bugüne dek devam eden önemli mücadele döngülerini müjdeler. â??Primo Maggioâ? seksenlerin sonlarinda kepengini indirse de Bologna, Alman isçileri ve Nazizm ile Italyaâ??da sinif bilesiminin gelisimi hakkindaki çalismalariyla isçi sinifi tarihine dair arastirmalarini devam ettirmistir. â??Sinif bilesimi ekolüâ? temsilcileri tarafindan yürütülen tarih arastirmalarinda, her zaman oldugu gibi, güncel siyasal kaygilar hep söz konusu olmustur. Ama Bolognaâ??nin en önemli emek eksenli arastirmalari, en görkemli günlerinde â??operaismoâ?nun ele aldiklarindan oldukça uzak bir toplumsal özneye hitap etmistir: Italyaâ??da sayilari doksanlarin basinda belirgin sekilde artan, kendi hesabina çalisan isçiler. Bolognaâ??nin; Borio, Pozzi ve Roggeroâ??nun arastirmalarini tartismak üzerine düzenlenen bir toplantida isaret ettigi gibi:
â??Kendi hesabina çalisan emek, benim yürekten sevdigim bir temaya geri dönecek olursak, â??operaismoâ??nun kavradigi o çatismaya artik sahip degildir: yani â??par excellenceâ?? (mükemmel) çatisma olarak isyeri çatismasina (â??conflitto sindacaleâ??). Öznel olarak buna yatkin olmadigi için degil, üretim iliskilerinin yapisi degistigi için. Bu yüzden, safkan bir isçici kendi hesabina çalisan emegi özne listesinden silecek ve ona çoklugun batakligi ve alicisi muamelesi yapacaktir.â?
Seksenlerin ortalarinda, temel olarak kamusal sektördeki gayri resmi taban gruplar aginin hem isverenlerine hem de sendikalarin ücret iliskisinde isçilerin çikarlarini temsil etme rolüne meydan okuyan COBAS olgusu, çogu Italyan â??safkan isçiciâ?yi yüreklendirmisti. Dönemin eski-isçici ve sol liberter basininda COBAS üzerine makaleler bulmak mümkünken, hem bu yeni gruplasmalara hem de doksanlarda bunlarin ardindan gelen alternatif sendikalara en çok yer ayiranlar, özellikle ücretli isyerine odaklanan dergilerdi â??â??Collegamentiâ? ve daha sonra â??Incompatibiliâ?. Fransa ve Ispanyaâ??da ortaya çikan benzer hareketlerde de bu isçilerin yeniden yapilanmaya karsi mücadeleleri sorusu -karsi karsiya kaldiklari korporatist tahrik olarak özel sektöre yayilma potansiyelleri- kamu sektöründe çalisanlarin kosullarinin, seksenlerin ortalarindan doksanlarin basina dek uzanan yillarda yürütülen somut sinif bilesimi analizlerinde genellikle öne çiktiklari anlamina geliyordu.
Paolo Virnoâ??nun da belirttigi gibi, â??77 Hareketiâ? deneyimleri büyük bir soru yumagini cevapsiz birakiyordu, ki bu sorular post-fordizm denilen dönemde toplumsal çatisma tartismalarinda yeniden su yüzüne çikacakti. Politik yeniden bilesim açisindan bu sorular temsiliyet ve örgütlenme konularini içeriyordu; sinif bilesimindeki degisimler açisindan, kitlesel isçiyi meydana çikaran fordist isyeri rejimleri disindaki emek süreçlerinin kapitalist birikiminin artan önemini içeriyordu. 1977â??de ortaya atilan ve ancak son on yilda belirgin bir sekilde yeniden dirilecek bu anahtar kavramlardan birisi güvencesizliktir. Bu konu, daha çok hükümet otoritelerinin hazirladigi kisa dönemli is projelerine odaklanilan seksenlerin basina kadar â??Collegamentiâ? ve â??Primo Maggioâ? çevresinin ilgisini çekmeye devam etmistir. Italyaâ??da bu kavrama dair devam eden bir pratik referans noktasi anlaminda seksenler boyunca güvencesiz isçilerin mücadeleleri, egitim sektörüyle baslamak üzere bir dizi toplumsal çatismanin içinde kendisini ördü. Doksanlarin ortalarinda â??güvencesizlikâ?, isçicilikten feyiz alan daha genç bir kuramci kusaginin dahil oldugu toplum merkezleri hareketinin bir kesimi (Tute Biancheâ??nin erken dönem bir tezahürü, geçici çalisma kosullari etrafinda örgütlenen aktivistlerdi) tarafindan ele alinan bir tema haline geldi.
Geçici isçilerin deneyimlerinin arastirilmasi da, seksenlerde sinif bilesimi analizini benimseyen bir Alman çevre içinde merkezi bir temaydi. Bir kisminin daha sonra John Hollowayâ??e açikladiklari gibi,
â??1980â??li yillarin basinda fabrika isçisi mücadelelerinin döngüsü bitmisti; ama birçok genç insan için ücretli emege uyum saglayip emeklilik yasina kadar bir iste çalismak inanilmasi güç bir seydi. Ayrica, biz kendimiz de, bireysel olarak kapitalist hiyerarside daha iyi bir yer için mesleki kariyer pesinde kosmayi reddediyorduk. Bundan, kendimiz için, politik mücadele için ve istediklerimizi yapmak için zaman ayirabilecegimiz sekilde, kisa bir süre rezil bir isi yaptigimiz götürü usulü çalisma pratigi çikti. Formel terimlerle söyleyecek olursak, daha sonra sosyologlar tarafindan sermayenin tek-yönlü tedbirleri karsisinda savunmasiz olma anlaminda â??güvencesizâ? olarak tanimlanacak kosullarda çalistik. Ancak o zamanlar, is yasasinin uygulamalarini ve refah devletini kendi ihtiyaçlarimiz için kullanmak çok daha kolaydi.â?
â??Wildcatâ? editörlerinin devaminda daha ayrintili anlattiklari gibi, baslangiçtaki duruslari yillar geçtikçe belirgin sekilde degisti. Seksenli yillarin ortalarinda â??Zeroworkâ? dergisinin eski bir üyesi enformel ekonomiyle elestirel bir iliskilenmenin â??toplumsal otonomi için bir temelâ? saglayabilecegini ileri sürüyordu. Oysa 1984 yilinda, â??operaismoâ? ve â??otonomiâ? üzerine Kanadaâ??daki bir konferansta Sergio Bolognaâ??nin yorumlari, â??bir özgürlesme olarak güvencesiz emekâ? nosyonunun enformel ekonominin kendisinin iflasi ile yok olmaya mahkum olan geçici bir asamadan baska bir sey olmadigi yönündeydi.
Bilindigi gibi, geçici ya da güvencesiz çalismayi kusatan kosullar, â??Wildcatâ? ile iliskili daha genç bir kusagin Avrupaâ??da baska yerlerde küçük gruplarla (örnegin, Italyaâ??da Precari Nati) baglar gelistirerek call center isçilerinin kosullarina dair bir isçi arastirmasi baslattigi doksanlarin sonunda bir hayli farkli olacakti. Çabalari, kimi çevrelerde tartisma yaratmis olsa da, Avrupaâ??da bir dizi ülkede son yillarda girisilen yeni -ve memnunluk verici- bir isçi arastirmasi ve birlikte-arastirma devri için önemli bir dürtü olarak görülebilir. Hareketler açisindan, güvencesizlik etrafindaki çalismalar yakin zamanda EuroMayDay konusunda büyük bir basari saglayan aglar için temel olmustur. â??Muteâ?un yakin dönemdeki bir sayisinda Angela Mitropoulosâ??un ileri sürdügü gibi, eger güvencesiz emek, sermaye iliskisi tarihinde istisnadan çok bir kural olduysa, o zaman belki de kimi durumlarda â??güvencesizligin bu son dönemdeki yükselisi aslindaâ?, ücretli ve ücretlendirilmeyen emek arasindaki hiyerarsilere dair uzun süredir devam eden körlüklerini düsünürsek, â??onun, onu hiç beklemeyenlerce kesfidirâ?.
Yetmisli yillarda göçmen isçi, â??operaistâ? sözlükte neredeyse kitlesel isçi demenin bir baska biçimiydi ve Materiali Marxisti kitap serisinde ve baska yerlerde bu konu üzerine bir dizi çalisma çikmisti. Ancak Yann Moulier Boutangâ??in da belirttigi gibi, isçiciligin en parlak döneminde bile Italya ve baska bir yer arasindaki kosullarin farkliligi, bir anlayisi bir toplumsal olusumdan digerine mekanik olarak aktarma çabasini bosa düsürecekti (özellikle, göçmenligin sinifin yeniden bilesimi süreci için ne anlama gelebilecegini anlamak açisindan):
â??Henüz benim için belirleyici öneme sahip bir karsilasmadan bahsetmedim: göçmen yoldaslarla olan. Aslinda göç sorusu Italyan yoldaslarimizin, özelikle de Potere Operaioâ??dan olanlarin ilgisini çekiyordu. Ancak Italyan göçü bir yayilma biçimi olarak ilginç olmus olsa da, sinif bilesimi içinde bir kirilma olarak teorik bir göç problemi degildi. FIATâ??taki yoldaslarimiza ya da Romano Alquatiâ??ye, 22 milliyete sahip olmanin bir Italyan isçi sinifina sahip olmakla ayni sey olmadigini anlatmakta zorlandigimizi hatirliyorum, Güneyâ??den Italyanlar olmus olsa da, bu farkli bir seydi. Ve 1973â??te, FIATâ??ta 300 Tunuslu ise alindiginda Alquati, Toni [Negri] ve digerlerine bu olgunun çok yakindan izlenmesi gerektigini, çok önemli oldugunu söyledigimi çok iyi hatirliyorum. Bence bunu yapmamis olmalari çok büyük bir hataydi…â?
Moulier Boutangâ??in çalismalari göçü merkeze alir. Ve Italyaâ??da da özellikle doksanlarin basindan itibaren, â??Altreragioniâ? dergisiyle baglantili yazarlar basta olmak üzere, göçmen isçiler ve göçe dair bir dizi önemli çalisma yapilmistir. Taninabilir bir â??postoperaistaâ? (isçicilik-sonrasi) anlayisin ortaya çikisi anlaminda, göçe yönelik ilgi, göçmenler arasindaki politik çalisma ile Avrupaâ??daki sürgünleri birlestirmistir. Sandro Mezzadra için, kosullarinin insafina kalmis edilgen kurbanlar yerine etkin failler yönündeki bir göçmen algisini Italyaâ??ya getiren, kendisinin Cenovaâ??daki politik çalismasi ile Moulier Boutangâ??in çalismalarinin karsilasmasiydi. Mezzadraâ??ya göre göçmen isçilerin kosullari, indirgemeci egilimlerden kaçinildigi kosulda, çagdas sinif bilesiminin temsilcisiydi:
â??Sinirlarinin farkinda oldugumuz için -ki bunlar canli emegin bilesimini tanimlayan özgül özne pozisyonlarinin çogullugu ugruna vurgulanamayan bir ortakligin sinirlaridir-, â??genellestiriciâ?? kavramlardan kurtulamayiz. Bu sekilde, örnegin çagdas canli emegin bütünü tarafindan paylasilan bir ortaklik ögesini gösteren öznel bir figür olarak göçmen isçiden, bu yüzden bir yandan göçmenlerin devingenlik deneyiminin öznel ve nesnel özelliklerini feda etmeden ve diger yandan da göçmenlerin deneyiminin çesitliligini unutmadan, bahsedebiliriz (yani, örnegin David Harveyâ??in tarif ettigi â??esnek birikim rejimiâ??nin öznel karsiligi olan, hareketlilik ve esneklige dair genel bir tavir).â?
Buraya kadar ele alinan toplumsal öznelerin her biri belli bir sektörel özgüllüge sahipti. Çokluk kategorisine geçmeden önce, â??operaistâ? geçmise sahip digerlerinin bugün sinif bilesiminin daha küresel ve bütünlüklü bir okumasini yapma çabasiyla ortaya attigi iki kavrami daha ele almak istiyorum. Birincisi, Romano Alquatiâ??nin icat ettigi hiper-proletarya terimidir. Torinoâ??daki toplum merkezlerinde uzun süredir alttan alta bir etki olan Alquatiâ??nin yazilari, seksenler ve doksanlarda büyük oranda küçük yayinevleri kanaliyla görünmeye devam etti. Birlikte-arastirma teknikleri üzerine detayli düsüncelerin yani sira, çalismasi, sinif analizine, kökleri yetmislerde entelektüel emegin proleterlesmesi yönündeki düsüncelerine dek izi sürülebilecek, kesinlikle özgün bir yaklasim kazandirmistir. Alquati için, hiper-proletarya, anlar gösterisi içinde ortaya çikan â??büyük bir meta-sinifâ? olarak anlasilmalidir. O kadar çok an, ki aslinda kendilerini görünüste çok çesitli (ve bazen de karsi karsiya gelen) çikarlardan olusan â??devasa bir çoklugunâ? parçasi olarak algilayan üyelerinin kendi-farkindaliklari içinde ortadan kaybolmus gibi görünür. Alquatiâ??ye göre, issizleri ve çogu resmi olarak kendi hesabina çalisani içeren hiper-proletarya, â??iste bile araçlara (ve teknolojilere ve makinelere) hayran kaldiklari, onlari yücelttikleri, taklit ettikleri, fetislestirdikleri bir kosul içindeler. Araçlarin onlardan daha yetkin olduguna ikna olmus durumdalar. Yaniliyorlar.â? Alquati için, â??hiper-proletaryanin, çokluk olsa bile, bastirilmasiâ? için gereken, â??hiper-komünizmâ?den baskasi degildir…
Franco Berardiâ??nin â??cognitariatâ? (bilissel proletarya)[4] kavraminin da Alquatiâ??nin çalismasiyla örtüsen kimi noktalari vardir, özellikle zihinsel kapasitelerin sermaye tarafindan boyunduruk altina alinmasina yapilan vurgu ve bu boyundurugun insan ruhu için ne anlama gelebilecegine dair merak açisindan. Ancak diger â??postoperaistâ? yaklasimlar gibi, Berardiâ??nin bakis açisini sekillendiren en önemli öncüllerin çogu Alquatiâ??nin, ne olursa olsun, deger gibi Marksçi kategorilerin belli bir okumasini saglama çabasina oldukça yabancidir. â??â??Virtüel sinifâ??, yani küresellesmis zihinsel emek döngüsüâ? üzerine daha önceki düsüncelerinden evrilen Berardiâ??nin bakisi, â??dotcom çöküsüâ?nün[5] ve Irakâ??taki savasa küresel muhalefetin ardindan gelen â??bilissel emeginâ? öz-örgütlenmesinin olanaklarini gören iyimser bir bakisti. Onun bilissel proletaryasi, çokluktan daha dardi: Belki de, Lazzarato ve digerlerinin tarif ettigi maddi olmayan emegin â??çevrimiçiâ? boyutuydu. Ayni zamanda Berardiâ??nin analizi, â??virtüelâ? kültürün kutlanmasindan çok uzakti. 2002 yilindaki bir röportajinda ileri sürdügü gibi,
â??bilissel proletarya ve onun bir üyesi olarak â??bilissel proleterâ? fikri son yillarda, belki de son on yilda, bedenimizle -toplumsal bedenimizle ve fiziksel, erotik bedenimizle- bagimizi kaybettigimiz fikriyle yakindan ilgilidir. Internet kültürü ve tüm yeni dijital üretim ve yeni medya biçimleri toplumsal bedenimizle iliskimizi silip atmistir. Ama toplumsal ve ekonomik kriz zamaninda, bir bedenimiz oldugu, aslinda toplumsal ve fiziksel bir bedenimiz oldugu gerçegini dikkate almak zorunda kaliriz. Bilissel proleterler, virtüel üretimin isçileridir. Salt virtüel olmadiklarinin, salt ekonomik olmadiklarinin ayni zamanda fiziksel bedenler olduklarinin farkina varabilecekleri bir an gelecektir.â?
Å?imdiye dek deginilen tüm terimlerin içinde süphesiz en iyi bilineni olan çokluk kategorisini ele almak basli basina ayri bir makale konusudur. Michael Hardt ve Antonio Negriâ??nin bu terimi formüle etme ve toplumsallastirma konusundaki merkezi rolleri de tartisilmazdir. Taydasi Imparatorluk kavraminin yani sira bu kavram da, hem Avrupa hem de daha ötesindeki anti-kapitalist hareketler içindeki etkili çevrelerce açiklayici bir araç olarak benimsenmistir. Hiç de sasirtici olmayan bir sekilde ve yine Imparatorluk gibi, çokluk kavrami da hatiri sayilir derecede tartismanin konusu olmustur: yalnizca Marksist-Leninist ortodoksinin gözlüklerinden dünyaya bakmaya devam eden sol akimlarin gözünde degil, ayni zamanda liberter ya da antagonist sol diyebilecegimiz çevrelerde de. Bu konu hakkinda, daha simdiden devasa bir literatür vardir. Buradaki tartisma için daha anlamli olan, çoklugu toplumsal isçiden kitlesel zekâya, daha önceki bir dizi kategoriyle iliskilendiren bazen karmasik, ama yine de anlasilabilir baglardir. Böylesi bir secereyi çözmeye çalisirken, okur hem Italya hem de ötesindeki sadece Hardt ve Negriâ??yi degil ayni zamanda Paolo Virno ve â??DeriveApprodiâ? dergisi ile bir sekilde bagdastirilan birçok yazari ilgilendiren bir dizi tartismayi kavramaya baslar. Mesela Virnoâ??da Hardt ve Negriâ??nin çalismalarinin merkezindeki kimi vurgulardan farkli tinlayan kimi nüanslar görürüz: diger seylerin yani sira Arianna Bove ve Erik Empsonâ??in â??çoklugun karanlik yüzüâ? dedikleri seyi düsünmeye baslariz. Bu noktada Nick Dyer-Withefordâ??un çokluk, genel zekâ ve maddi olmayan emek kavramlarini Marxâ??in türsel varlik kavrami prizmasindan yeniden okumasindan bahsetmemek büyük bir ihmal olacaktir.
Toplumsal öznellige dair son kategori, en azindan Italyaâ??da, digerlerinden daha az meshurdur. Yetmislerin sonundan itibaren, Maria Rosa Dalla Costa ve Silvia Federici gibi isçici feministlerin yani sira ve yeniden üretim ve toprak üzerine kitlesel mücadelelerin isiginda, â??Zeroworkâ? ve sonra da â??Midnight Notesâ?la iliskili Amerikalilar, (ister evde ister geçimlik tarimda) ücretlendirilmeyen isin merkeziligini öne sürerek borç, enerji, ve çitlemeler üzerine mücadelelere özel bir ilgi gösteren sinif bilesiminin özgün bir okumasini önermislerdir. Bu, daha sonraki â??postoperaismoâ? gibi, sermayenin deger iliskisinin boyundurugundan kurtuldugunu ileri süren â??Zeroworkâ? içindeki kimi duruslarin bir elestirisidir de. Zapatistalarin küresel sahneye beklenmedik çikislari ise, â??The Commonerâ? gibi web sitelerinde bulunabilecek bu perspektifteki çalismalari daha da canlandirmistir. George Caffentzisâ??in Yunan TPTG çevresine açikladigi gibi,
â??Isçi sinifinin ücretlendirilmeyen kisminin aslinda birikim sürecinin temeli oldugunu gördügünüzde, ister istemez bir öncelik gelisir… Ücretlendirilmeyen isçilerin dahil edilmesi kimin â??daha çok ya da daha az önemliâ?? oldugu ya da kimin daha az ya da daha çok sömürüldügüne dair bir çekisme meselesinden çok, kapitalizmi neyin canli tuttugunu daha iyi anlamaya dair bir meseledir. Bir kez emek gücünün ücretlendirilmeyen yeniden üretim döngüsüne odaklanir odaklanmaz, siyasetiniz çarpici bir sekilde degisir. Derhal, isçi sinifi hareketleri tarafindan siklikla göz ardi edilen ve hatta isçi sinifi örgütlerince mühendisligi yapilan bölünmeler ve hiyerarsilerle ugrasmak durumunda kalirsiniz. Isin özünü görmek için, sadece isçi sinifi irkçiligi ve cinsiyetçiliginin utanilacak tarihine bir göz atmak yeter.â?
Iste size, bir çogu içerik olarak örtüsse de vurgu anlaminda siklikla farklilasan bir toplumsal figürler takimi. Ki bu bir baska soruyu daha gündeme getirir: Tüm bunlar, sinif bilesimi içinde, bir bütün olarak sinif üzerinde hegemonyasini kuracak ayricalikli bir katmanin arayisi için mi? Monty Neill ve â??Midnight Notesâ?un diger üyeleri, bu konunun altini önemle çizerler: Altmislarda ve yetmislerde â??operaismoâ?nun çogu üyesi â??sinif öncüsünü analiz etme ya da bulup çikarmaâ? çabasina giristilerse, bugün â??sinif bilesimi analizi yapmakâ?, â??yeni bir öncüyü tespit etmekâ? degil, â??proleter olmayi sonlandiracak sinif mücadelesiâ? içinde â??birçok sinif kesiminin bir araya gelmesini saglamakâ? anlamina gelir. Bu yüzden faydali bir egzersiz, yukaridaki toplumsal öznelere dair çesitli açiklamalari bu perspektifle sorgulamak olacaktir. Bir digeri ise, eski isçici bir kategori olan â??mücadelelerin döngüsüâ? ve onun â??gelismeâ? ile iliskisinin günümüzdeki anlamini arastirmaktir. Kimi dünya sistemi kuramcilarinin yaptigi gibi, bu ikisi arasinda süregiden bir diyalektik hâlâ ileri sürülebilir mi? Yoksa bu ikisini birbirine baglayan bag ebedi olarak kopmus mudur? Her iki durumda da, sermaye iliskisi içinde olabildigince uyumlu bir sekilde yasamaya çalismak yerine, tamamen sermaye iliskisinden kaçmayi hedefleyen bir toplumsal otonomi projesinin açilimlari nelerdir?
Sadece baglan
â??Uluslararasi iletisim kanallarini açarak â??sadece baglanâ??. Bu, en az 1960â??larin basinda oldugu kadar 1980â??lerde de, Italya gündemi için aciliyet içerir -kitlesel tutuklamalar, otoriter tehditler ve kolektif çikarlari atomize etme çabalarina inat.â?
Ferruccio Gambino bu sözcüklerle, â??Socialisme ou Barbarieâ? (Ya Sosyalizm Ya Barbarlik) ve â??Correspondenceâ? günlerinden beri Italyaâ??nin diger devrimci deneyimlerle baglarina dair 1981 tarihli kisa açiklamasini bitirir. Bu ve diger metinler sayesinde bugün bu baglara dair bir seyler biliyorsak, 1979 öncesi ve sonrasinda teori ve pratik üzerine düsüncelerin Ingilizce konusan dünyaya girip çikabildigi kapilari açan Gambino, Ed Emery, Harry Cleaver ve John Merrington gibi bireylerin rollerinin izini sürmek için daha çok çalisma yapilmasi gerekir.
Yetmislerde, diger ülkelerde â??operaismoâ?dan feyiz alan yazarlar tarafindan ilginç çalismalar yapildiysa da, bunlar yine de Italyaâ??daki gelismelerin gölgesinde kalmaya yüz tutmustu. Bu durum 1979â??da degisti. Seksenlerin basinda belli basli Italyanca materyaller tercüme edilirken -birçok örnekte, hapisteki yazarlarla dayanismanin bir parçasi olarak- 7 Nisanâ??daki baskinin sonuçlarindan birisi de â??operaistâ? perspektifin damgasini vurdugu kuramsal düsünce ve arastirmanin artan sekilde cografi yayilimi oldu. Bu, kismen sürgündeki aydinlarin diyasporasindan kaynaklaniyordu: en basta Fransa olmak üzere, Avrupaâ??nin baska yerleri ve Amerikaâ??da. Ama ayni zamanda, Italya içinde otonomist Marksizmin temsilcilerinin yasadigi yenilgi de, diger yerlerdeki hemserilerinin çalismalarina dikkat çekti.
Elbette Fransa, özellikle Negri ile Deleuze ve Guattari arasindaki uzun süren iliski sayesinde, â??operaismoâ?nun teorik akibetinin gelisiminin merkezi olarak belirgin bir rol üstlendi. Seksenlerin sonunda geçmisi Fransiz Troçkizmine giden (Jean-Michel Vincent) gibi digerlerini de içeren â??Futur antérieurâ? dergisinin kurulusu ile, Fransiz bagi yeni bir düzeye tasindi. Alisa Del Reâ??nin anlatimiyla, â??Yetmislerin sonunda içsellestirdigimiz farklardan kaynakli olarakâ? sürgünde baslatilan diger girisimler daha az verimli olmustu.
Ingiltereâ??de seksenlerin sonu ve doksanlarin basinda, John Hollowayâ??in â??açik Marksizmiâ? ile kimi tinlamalar vardi. Werner Bonefeld ve digerleri, daha önceki konsey komünizmi gelenegine açik referanslar yapmaktaydi. Bugünden bakildiginda, seksenlerin basinda Italyaâ??da Otonomi örgütü zamaninda yollari oldukça ayri olan birçok kisiligi bir araya getiren â??Metropoliâ? dergisi â??postoperaismoâ?nun müjdecisi olarak görülebilir. Hapishane de, politik gruplasma ya da yasa bagli daha önceki mesafeleri kapatarak, Sergio Bianchi ve Luciano Ferrari Bravo arasindakine benzer dostluklarin olusmasi gibi, yeni entelektüel ve kisisel baglarin kurulmasini saglayan bir mekân olmustu.
Bir on yil kadar sonra internet erisimin yayginlasmasi ise, tabloyu daha da karmasiklastiracakti. Artik, baska yerde gelistirilen otonomist Marksizm anlayislarinin Italya sahnesinde etkisi yönünde çabalari görmek mümkündü. Massimo De Angelis â??Vis-Ã -visâ? dergisinin ilk günlerini söyle animsar:
â??Nasil ki â??operaismoâ?? ve Italyan Marksizminin etkisi öznellik sorunsalini açarak, Amerikan Marksizmi için taze bir soluk getirdiyse, (bizim bir kenara attigimiz bir dizi sorunsala duyarli ve açik olan) Amerikan otonomist Marksizminden gelen çalismalarin da, Italyaâ??da eski küflenmis elestiriler ile kati siyasal ve teorik tavirlarin ötesine gitmek için olumlu bir katki yapabilecegini düsünmüstüm.â?
Öte yandan, Enda Brophyâ??nin de dikkat çektigi gibi, on yildan fazla bir süre iletisim arastirmalarindaki kimi Ingiliz dilinde yazanlarla â??postoperaismoâ? ile iliskili kimi Italyan kuramcilar arasinda da bir etkilesim olmustur. Belki de Ingilizce cephesinde bu konuya en iyi örnek, Nick Dyer-Withefordâ??un 1999â??da yayimlanan â??Cybermarxâ?[6] kitabidir. Italyan cephedense -düsünceleri Telestreet ve diger yerlerdeki çalismalariyla ilgilenen aktivist medya kanallari yoluyla Ingilizceâ??ye süzülen- Franco Berardi, Dyer-Withefordâ??un yazilarina benzer bir ilgi göstermistir. Christian Marazziâ??nin çagdas üretim, kolektif kimlik ve mücadelede dilin yeri üzerine çalismasi ise, Ingilizce okuyanlar arasinda daha az bilinmesine ragmen bu konuda çok önemli bir yer tutar.
Otonomist Marksizmin hatlari doksanlarda daha da daginiklastiysa da, karsilasma noktalari islevi gören kimi forumlar da vardi. Hiç süphesiz bunlardan en basarilisi, kökleri â??operaismoâ?ya giden ve birçok daldan çok farkli bakis açilari arasindaki karsilasmalar için önemli bir kesisim noktasi ve bunlar ile diger deneyimler arasinda belli bir karsilikli diyalog zemini olan â??DeriveApprodiâ? dergisi (ve simdi de yayinevi) idi. Yakin zamanda â??DeriveApprodiâ?, â??hareketlerin hareketininâ? ardindan dünya çapinda toplumsal çatismalari incelemek üzere gözünü Italyaâ??nin ötesine çevirdi. Akademi içinde Negriâ??nin çalismalarina dair yeni ilgi, Arianna Bove, Tim Murphy, Alberto Toscano, Matteo Mandarini ve Damiano Palano da dahili yeni bir yazar/çevirmen/yorumcu kusagina zemin açti.
â??Operaismoâ? degerlendirmelerinde Borio, Pozi ve Roggero, egilimin doruk noktasinda, küçük bir teorisyen çetesinin düsüncelerinin yaygin bir kadro katmanindan geçerek genis bir kitlesel harekete yayildigi bir mekanizma olusturdugunu ileri sürerler. Bu saptamalarinin tam dogru olup olmadigi bir yana, Italyan otonomist Marksizminin kuramsal seridi ile seksenlerden sonra ortaya çikan hareketler arasindaki iliskiye dair bu tür bir iddiayi kimse ciddiyetle ileri süremez. Yine de zaman zaman, özellikle doksanlardan sonra, kimi baglar kurulabilir. Ancak doksanlarda kimi otonomist Marksist çerçeveler arasindaki farklar canlanan Italyan hareketi arasindaki farklarla paralellik tasisa da, bu konulara dair kisisel deneyimi olan herkes bu paralellerin bazen ne denli noksan oldugunu bilir. Gelisigüzel bir sekilde iki örnek alalim: Doksanlarin ortalarinda, Antonio Negri ile yirmi yil önce Venetoâ??daki hakim otonomist klikten gelen siyasal olusum arasinda artan bir yakinlik görülebiliyordu. Ancak bir temel düzeyde, yani kendini hangi siyasal kimlikle tanimladigina dair belirgin bir zitlikla beraber: Negri komünizm paltosunu çikarmazken, Radio Sherwood ve â??rete autonoma del nord-est (kuzeydogunun otonom agi)â? açikça bu ismi terk etmisti. Benzer sekilde, â??Vis-Ã -visâ? dergisi genellikle sol liberter çizgide materyaller basmasina ragmen, editörlerinin büyük çogunlugunun iliskili oldugu siyasal egilimin -â??Autonomia di Classeâ? (Sinifin Otonomisi)- bilesimi daha genisti (derginin kendi içindeki sitüasyonist ve konseyci tinisina ters yeni-Leninist pozisyonlara kayiyordu).
Sonuç olarak, 1979â??dan sonra kurulan ya da yeniden kurulan çogu bagin, yalnizca â??operaismoâ?nun ana gövdesinden çikan hatlarin eseri oldugu düsünülmesin. Seksenlerde â??Collegamentiâ?, yalnizca Almanyaâ??daki â??Wildcatâ? dergisinden degil, ayni zamanda ABDâ??deki â??Processed Worldâ?den de materyaller çevirdi. Afrikaâ??daki mücadelelere atfettigi önemin yani sira ABDâ??nin Dogu Kiyisindaki â??Midnight Notesâ? Isviçre otonomist hareketine ilgi gösterirken, derginin Isviçreli editörü tarafindan yazilan â??Boloâ??Boloâ? kitabi Bati sahilindeki â??Processed Worldâ?de belli bir yanki buldu. Ve Ingiltereâ??de â??operaismoâ? ve sonrasiyla en istikrarli diyaloga girenlerden biri, anlayisi baska seylerin yani sira sol komünizmden oldukça etkilenen â??Aufhebenâ? dergi kolektifiydi.
Å?imdilik toparlarsak
â??Benim yanitim, â??bu, duruma göre degisirâ??â?¦â? (R. Alquati)
Provakatif bir notla sonlandirmak istiyorum: önce birkaç baska temel terim ve metin hakkinda degisen algilara dair kimi düsünceler, sonra da â??Futuro Anterioreâ? için yapilan röportajlardan alinan kimi yorumlar. Kaç yil geçerse geçsin, 1979â??dan sonra otonomist Marksizmde neler oldugunu anlamaya dair kritik damga olmaya devam eden bir dizi referans noktasi bulunur. Marxâ??in Italyancaâ??da â??Quaderni Rossiâ?nin sayfalarinda ilk kez görünen â??Makineler Üzerine Parçaâ?si ile baslayalim. Burada sunu söylememek elde degil: â??â??Makineler Üzerine Parçaâ?? hakkindaki görüslerini söyle, senin diger her sey hakkindaki görüsünü söyleyeyim.â? Bu metnin farkli â??postoperaistâ? yorumlarina asina olanlar, bu yorumlardan türeyen siyasal sonuçlari da kolaylikla ayirt edebilir. Her seyden öte, Marxâ??in â??sermayenin komünizmiâ? kategorisi okumasina tamamen uyan Paolo Virnoâ??nunki. Ama dikkate deger daha az bilinen baska okumalar da vardir. Marxâ??in â??Grundrisseâ?nin bu bölümündeki argümaninin temel sonucu olarak, sermayenin kendi degerlenmesinin merkezindeki toplumsal olarak gerekli emek zamanin islevinden kaçamayacagi yönündeki, Alquatiâ??nin devam eden israrini kimileri biliyor olabilir. Peki onun, 1977â??deki su saptamasi ile ne yapacagiz:
â??Her seyden öte Marx, burada gelecekten degil, zamaninin kapitalist sisteminden bahsediyor, o zaman halihazirda isleyen fabrikadan. Aslinda kapitalist degerlenmenin sonundan degil, on dokuzuncu yüzyilin ortalarina dogru tekstil endüstrisinin gerçek boyundurugu içindeki bir geçisten söz ediyor.â?
Arastirmaya deger bir diger tema ise, â??operaismoâ?nun enkazindan çikan damarlarin diger toplumsal kuramcilar tarafindan ödünç alinmasidir. Bu zeminin bir kismi, özellikle Fransiz kurami ile irtibat açisindan gayet iyi incelenmistir (peki kaç yorumcu, 1979â??un öncesine gidip â??ayrintiliâ? bir sekilde Bolonyaâ??daki â??mao-dadaizmâ? ile Fransa bagini incelemistir?). Diger zemin ise daha az bilinir. Örnegin; 1979â??dan sonra postfordizm, eski-isçici damarin birçogu için nasil açiklayici bir aygit haline geldi? Ingilizce konusan (birçogu özellikle radikal cografya dünyasindaki akademi içinde yer alan) sol içinde bu terimi kullanisli bir açiklayici araç olarak benimseyenlerin, siklikla postfordizmi isçiler için olumlu bir gelisme olarak gördükleri tartismanin aksine, Avrupaâ??daki eski isçiciler büyük oranda negatif anlam yükleyerek bu kategoriye sarilmislardir. Bildigim kadariyla, yalnizca Ferruccio Gambino bu terimi â??oldukça kör bir aletâ? olarak reddetmisti. Digerleri Imparatorlugun â??pürüzsüz dünyasiâ?ni görürken o, içinde â??emek faktörününâ? tahakkümünü güvence altina almak için çok çesitli stratejilerin uygulandigi kapitalist bloklarin artan bölgesellesmesini görür:
â??…post-Fordist bir modele geçis degil, emek gücünü yeni esneklesmis üretim sistemi içinde politik olarak çözmek için eski ve yeni tahakküm ögelerinin sürekli bir yeniden bilesimi.â?
â??Operaistâ? maceranin Italya disinda daha çok bilinmeyi hak eden birçok katilimcisindan biri olan Dario Dalmaviva, 2001 Å?ubatâ??inda â??Futuro Anterioreâ? projesi için yapilan röportajda durumu söyle tanimlar:
â??Kanimca Italyaâ??da çok büyük bir toplumsal devrim oldu. Istedigimiz gibi siyasal bir devrime dönüsmedi, ama yine de oldu ve karsi tarafta bugüne dek devam eden siddetli bir tepkiyi harekete geçirdi. Onlar kazandilar; fakat nereye gittiklerini bilmemekle kalmayip nerede olduklarini da bilmiyorlar. Sorun su ki, biz de bilmiyoruz.â?
Ikinci yorum ise, büyük oranda erkek bir girisimin içindeki sayili kadin seslerden olan Alisa Del Reâ??den gelir. Politik ve teorik çalismasi yetmislerden kendine özgü ayri bir hatta devam eden isçici bir feminist olan Del Re, meshur â??7 Nisan davasiâ?na dahil olarak hapis yatanlardan birisidir. Geçen 25 yila bakarak sunlari söyler:
â??Bugün emegin kadinlasmasini, duygulanimsal emegi, ya da maddi olmayan emegi duydugumda gülüyorum: Sanki dalga geçiyorlar gibi geliyor; çünkü ne ölçülebilir ne de hesabi tutulabilir olan, ama yine de emek-gücümüzü yeniden üretmemizi ve maddi üretimin gerçeklesmesini saglayan, onsuz maddi üretimin mümkün olamayacagi bir emek biçiminin varligini düsündügümüz 1970â??lerde her gün bunlari söylüyorduk. Bu ortaya çikmaya basladiginda hareketin bu meseleleri kendinin kilmamis olmasi, kapitalist üretim yapisina su anda pesinde kostugumuz büyük bir avantaj sagladi; çünkü maddi olmayan emege dair tüm güncel tartismalar ve israrci oldugum üretimdeki duygulanimsallik (Toni bunu, â??sefkatâ?in yani sira böyle de tanimlar) sermayenin halihazirda islevli kildigi seylerdir. Burada, kadinlarin uzun süredir tartistiklari ve bence bu maddi olmayan üretim analizini teorik bir bakis açisindan düzeltebilecekleri bir baska mesele daha vardir: beden meselesi. Bu, â??saglikli olmamiz gerektigi, bedenimizle mutlu olmamamiz vs. yüzünden bakmamiz gereken bir bedenimiz olduguâ? falan demek degildir. Sermaye zaten bundan bahsediyor. Bizim argümanimiz, üretimin kesinlikle gayri maddi oldugu ve bunun bedenlerimizden bagimsiz bir sekilde gerçeklesemeyecegi yönündedir.â?
Son söz Paolo Virnoâ??nun. â??Luogo Comuneâ? ve â??Futur antérieurâ?ün, farkli ama kismen tamamlayici toplumsal analizler -Ferrari Bravoâ??ya has bir özenle ayrintilandirilan analizler- gelistirdigi doksanlarin baslari üzerine düsünen Virno, daha önceki â??postoperaistâ? projenin kimi katilimcilarinin sinirlarini tanimlamisti:
â??Muglakliklari ve siklikla tikanan niteligiyle sinifin yeniden bilesimi süreçlerini ciddiyetle ele almak yerine, ilgisi daha çok kimi ilham kaynagi meshur isimleri anlamaya yönelmisti.â?
Borio, Pozzi ve Roggero ile yapilan röportajda ise Virno, Seattleâ??dan beri, küresel sermayeye karsi hareketlere en yakin olan toplumsal emek-gücü katmanlarinin artan bir â??temsiliyet ve kendini tanimlamaâ? süreci içinde oldugunu söyler (â??kitlesel entelektüel emek, dilsel emek, güvencesiz emekâ?), her ne kadar siklikla â??etik-sembolikâ? anlamda da olsa. Virno, bu katmanlarin geleneksel olarak â??operaismoâ? tarafindan tanimlanan sinif figürleri zincirini (profesyonel isçi, kitlesel isçi vs.) â??patlatmisâ? oldugunu belirterek, dikkatimizi tekrar suna çeker:
â??Pek bu sekilde tematize edilmese de, tüm isçici gelenek içinde en ilginç sorulardan birisi sudur: Mücadele biçimi, sinifin teknik bilesimini politik bilesimine baglayan esikti; çok çesitli örgütlenme teorilerinin merkezinde bu yatar. Bu yüzden sorun, hareketin üretim iliskileri alanina nasil dönebilecegi ve dolayisiyla -göçler, fikri mülkiyet, toplumsal is günü düzeyinde- nasil düsmana zarar verip onu alt edebilecegi sorunudur.â?
â??Imparatorlukâ? kitabinin -birçok tepki uyandiran- tezi, bilindigi gibi günümüz dünya sisteminde iktidarin merkezsizlestigi yönündedir. Bunun dogru olup olmadigi bir yana, önemli olan, â??operaismoâ?dan çikan çok çesitli ve farkli hatlari da benzer sekilde merkezsiz olarak inceleme zamaninin geldigidir. Her seyden öte, bu -sadece â??kimi ilham kaynagi meshur isimleriâ? degil- her birini, çagdas küresel güç iliskilerini bir bütün olarak kavramaya dönük katkilari açisindan ve her bir hattin â??düsmana zarar verme ve onu alt etmeâ? kolektif projesine en iyi katkiyi nasil sunabilecegi açisindan degerlendirmek anlamina gelecektir.
Steve Wright
[1] Otonom Yayincilik tarafindan Türkçeâ??ye çevrilmekte.
[2] â??Isçi Sinifi Otonomisi ve Krizâ?, Otonom Yayincilik tarafindan Türkçeâ??ye çevrilmekte.
[3] Strange loop: Genelikle paradoks yaratacak sekilde, bir seyin kendisini etkileyerek ve hatta zarar vererek kendine referans yapmasidir. Escherâ??in resimleri, kendi kendine program yazan bilgisayar programlari, ya da â??Bu kitabi çalinâ? isimli kitap garip döngü örnekleridir (ç.n.).
[4] Cognitive (bilissel) proletariat (proletarya) sözcüklerinin birlestirilmesi ile icat edilmis bu sözcük, bilisim sektöründe çalisanlara yönelik kullanilir. Metin boyunca, bunu bilissel proletarya olarak kullandik (ç.n.).
[5] 1990 yilinda, Amerikan Borsasiâ??nda internet sirketlerinin hisse senetlerinin ani düsüsü (ç.n.).
[6] â??Sibermarx: Yüksek Teknoloji Çaginda Sinif Mücadelesiâ?, çev. Ali Çakiroglu, Istanbul, Aykiri Yay., 2004.


16 October 2009 at 6:42 am
Merhaba yazının karakterleri bozuk gorunuyor, benden de kaynaklı olabilir, çok zahmet olmazsa mail ile gondermeniz mumkun mu?
teşekkürler