Günesin çocuklari
10 March 2006
Hazir simdi siz de buradayken, önce Türkiyeâ??de konser vermekle ilgili hislerinizle baslayalim ister-seniz.
Horacio Duran: Türkiye büyük bir ülke; bizim ülke-mizden çok farkli. Eski bir tarihi var. Aslinda Türkiyeâ??deki durum hakkinda çok az sey biliyorum. Bir çok farkimiz var: politik farklar, tarihsel farklar, kültürel ve dini farklar. Ama burada Å?ilili, Latin Amerikali biri olarak hissettigimiz kadariyla… (Bundan birkaç yil önce, 1990â??da Istanbul ve Bursaâ??ya gelmistim, iki ay önce de Istanbulâ??daydim) buradaki insanlarla gerçekten iyi bir temasimiz var; bu sadece bir dokunus hissi. Bunun disinda su an için ciddi bir seyler söyleyemem, çünkü bilmiyorum. Ama simdi ülke çapinda bir tur yapacagiz; ülke ve insanlari hakkinda daha çok sey ögrenmeyi umuyorum. Bu sefer daha fazla taniyacagim, bu çok iyi.
Türkiyeâ??de insanlar müziginizi seviyorlar. Bu sefer dört-bes ayri sehirde konser vereceksiniz, neredeyse bir Türkiye turnesi yapacaksiniz. Tek bir ülkede bir çok konser vermeniz sikça olan bir sey mi?
Evet, evet. Ülke çapinda turne yaptigimiz oluyor. Italyaâ??da sürgünde yasiyorduk, on bes yil boyunca. Yani, Italya bizim ikinci vatanimiz. Ama baska ülkelere gidince de turne yapiyoruz, bu çok normal. Å?imdi tüm Türkiyeâ??de turneye çikacagimiza çok seviniyoruz.
Sürgünden bahsetmisken, Italyaâ??da sürgünde olmak nasil bir deneyimdi?
Sürgün bir tür ceza.
Yaptiginiz iyi seylerden dolayi…
Herkes için bir ceza sürgün. Tüm insanlik tarihinde sürgün vardi. Kabilede yasadigin için sürülebilirsin. Büyük bir toplulukta yasarken bir anda yal-nizlasirsin, uzaktasindir artik. Sürgün her zaman çok zor bir problem. Biz de sürüldük, ülkemize dönemi-yorduk. Çok hazin bir dönemdi. Öte taraftan, Italyaâ??da yasiyorduk; çok güzel bir ülke, iyi bir zamandi. Bir çok sey ögrendik, demokrasi hakkinda çok sey ögrendik. Dünyayi daha genis bir gözle görmemizi sagladi. Güzel bir ülke.
Grubun genç elemanlariyla beraber çalismanizda, geleneginizi genç kusaklara aktarmadaki basarinizi görebiliyoruz.
Bu gerçekten güzel. Gelenekleri genç kusaklara aktarmak önem verdigimiz seylerden biri. Grupta genç müzisyenlerin olmasindaki vurgu da bu. Çok hos.
Å?iliâ??de 1960â??li yillarda baslayan â??nueva cancionâ?? (yeni türkü) hareketi oldukça ilginç. Türkiyeâ??de genç kusaklarin pek de bilmedigi bu hareket hakkinda biraz bilgi verir misiniz? Bu â??yeni türküâ?? hareketi nasil basladi?
Grubu kurdugumuzda, üniversitede mühendislik okuyorduk. Å?iliâ??de â??yeni türküâ?? hareketi politik hareketle yakindan iliskiliydi, özellikle Allende, Salvador Allende ve Popular Unidad (Halk Birligi) zamaninda. Yani hükümet iyiydi. â??Yeni türküâ?? siyasi bir hareketti. Ama bu politik sözler söylemenin ötesinde daha derin bir politiklikti. Sanirim bunu Leila daha iyi anlayacaktir; çünkü politik sanat yapmak aslinda, mesela bizim yaptigimiz gibi, müzigi, eski enstrümanlari, eski türküleri, eski melodileri yeni nesillere tasimak demek. Bu politik ve kültürel bir mesele. Bir çok kisi dünyada, ve hatta Türkiyeâ??de de, müzikte veya sanatta politik bir hareket deyince isin içine politik sözler katmaliyi anliyorlar. Bu isin sadece bir yönü. Asil önemli olan eski olan müzigi yapmak, eski müzigi yeni nesillere tasimak. Bizim yaptigimiz isin özü de bu. Å?ili ve genel olarak Latin Amerikaâ??daki â??yeni türküâ?? hareketi buydu.
Ve bu hareket, tüm dünyada politik müzik yapmak isteyen bir çok kisiyi ve grubu et-kiledi. Türkiyeâ??de de bir çok insan müziginizden etkilendi, genç müzisyenler, yeni kusaklar.
Geçen sefer birkaç müzik grubunu gördüm ve bu sefer de yeni gruplarla tanisacagiz. Batmanâ??da, Hasankeyfâ??te bir festival var. Bu festivalde, umuyorum ki, daha çok grup taniyip Türkiyeâ??deki müzikal ortami daha iyi anlayacagim. Ama simdilik sunu söyleyebilirim ki, sanirim bizim etkimiz, müzigin kendisinden çok nasil yapildigi konusunda olmus. Elbette bir çok ortak sarki var; Å?ili sarkilari, Latin Amerika sarkilari burada biliniyor. Venceremosâ??un politik bir sarki olarak önemli bir yeri var. Fakat bizim asil etkimiz müzigin, halklarin kendi müziginin nasil anlasilmasi ve ele alinmasi gerektigi konusunda.
Sormak istedigimiz bir sey de Venceremos hakkinda. On yil önce, buradaki konserinizde Venceremosâ??u söylememistiniz.
Baglami çok uygun degildi.
Bu yilki konserinizde Venceremosâ??u çalmanizdan memnuniyet duyduk.
Venceremos politik bir sarki; Å?iliâ??deki sol hareketi temsil ediyor. Istanbul ve Bursaâ??ya ilk geldigimiz 1990 senesinde sartlar baskaydi, farkliydi. Sanirim El Pueblo Unidoâ??yu çalmistik, yanlis hatirlamiyorsam. Klasik gitarci Young William ve flamenko gitarcisi Paco Penaâ??yla beraber gelmistik. Yani, gerçekten de farkli bir baglam vardi. Venceremos gerçekten de son derece politik bir sarki ve biz insanlara müzigi dayatmayiz. Insanlarin istediklerini çalariz. Biz müzigimizi çalariz. Bazi sarkilari insanlar söylemek isterlerse, tamam. Ama insanlari hep ayni sarkilari söylemek zorunda birakmak istemiyoruz.
Bu arada gruptaki gençlerle gerçekten de uyum içindesiniz.
Onlar da bizim müzigimizin etkisi altinda büyüdüler. Geçen senelerde gruba ilk kez katildiklarinda, otuz yil bizim yaptigimiz müzigi çok iyi bi-lerek, hazir bir sekilde geldiler. Dolayisiyla onlarla birlikte çalismak kolay oldu.
Peki, Å?iliâ??deki dinleyici kitleniz nasil? Bugün de müziginizi begeniyorlar mi?
Çok çok genç bir dinleyici kitlemiz var. Binlerce genç insan geliyor konserlere. Geçen pazar, Santiagoâ??da çok büyük bir festival oldu. Ögleden sonra üçte sahneye çiktik ve gece havaalanina gidip dogrudan buraya geldik. Büyük bir parkta yüz binlerce insanin katildigi, ünlü olan ve de olmayan bir çok grubun ayni anda farkli sahnelerde müzik yaptigi bir açik hava festivaliydi. Çok güzeldi, iki yüz bin kisi vardi. Bunlarin yüzde sekseni çok gençti, yirmi yasin altinda, ögrenciler, isçiler, çocuklariyla gelen aileler. Binlerce gencin karsisinda çalmak gerçekten çok hostu.
Gençlere pompalanan tüm bu pop müzik bombardimanina ragmen, hala sizin müziginizi begenmeleri ki bu protest müzik…
Protest dememek lazim. Insanlar protest müzik dediginde, bu bizim müzigimizi anlamanin çok indirgenmis bir sekli. Yani, adaletsizlige karsi protesto da ediyoruz elbette (burada o muzir kahkahasini atar). Ama biz bu sekilde grubumuzu protest bir grup olarak görmüyoruz. Protesto da ediyoruz. Ama böyle demek çok indirgemeci…
Peki, siz müziginizi ve grubu nasil tanimlamaktan yanasiniz?
Müzisyenler kendilerinin ne oldugunu söylemek istemezler ve yapamazlar da. Biz sadece çalariz. Bizim ne oldugumuzu insanlar söyler. Bu arada Å?iliâ??de hiphop da var, Å?ili rocki var, Å?ili heavy-metali ve folk grup-lari, vs., her tür müzik var. Sadece pop degil, sokaklarda her tür müzik var.
Sanirim tüm dünyada sokaklarda hiphop degil, â??nueva cancionâ?? olmali diyebiliriz. Sizin sayenizde tüm dünya â??nueva cancionâ??a sahip.
Evet, evet! Size katiliyorum. Biz de tam da bunu isti-yoruz. Ama biliyorsunuz, gençler her yöne kayabiliyorlar.
Sanirim Inti-Illimani gibi, sizin gibi bir model olmasi genç kusaklara, abur cubur gibi tüketmeye yönelik olmayan bir müzigi, kendi â??yeni türküâ??lerini yapmak için esin vermeye devam edecek.
Dedigini çok iyi anliyorum. Bu bizim görevimiz. Herhangi bir yerde, insanlik tarihinin herhangi bir aninda sanatçinin isi -bu bir kabile olabilir ya da, simdiki gibi, bu korkunç toplum olabilir-, ilginç ki, sanatçinin yaptigi bir tür betimlemeden ibarettir. Kendi yolumuzda olan biteni, gördüklerimizi anlatiriz; ama biz bir seyi degistirmeyiz. Biz sadece betimler ve anlatiriz. Eski magaralara gittiginizde, resimleri görürsünüz; ama müzigi ve yüz binlerce yil önceki sesleri duyamazsiniz. Sadece betimleyen re-simleri görürsünüz. Birileri o zaman olup bitenleri betimlemis. Bu müzik için de geçerli, ama müzik uçar gider. Sanatçinin hayatin herhangi bir aninda, insanlik tarihinin herhangi bir aninda yaptigi sadece betimlemek.
Evet, ama bu betimlemeniz insanlara degistirmek için esin kaynagi oluyor ve bu çok önemli.
Evet, elbette. Ben, sanatçi betimlemis olmak için öylesine betimler demiyorum. Hayir, neler oldugunu anlatir, biz müzigimizde ne hissettigimizi, neyin kavgasini verdigimizi, kahkahalarimizi, her seyimizi, hayatimizi anlatiriz.
Aslinda bu da bir süreç, birlikte degistirme süreci.
Sana katiliyorum. Çünkü bir çok insan, bizim ülke-mizde de, her yerde sanatçilar degistirir, dünyayi sanatçilar degistirir diye düsünüyorlar. Bir sekilde, oldukça manevi, çok öznel bir sekilde sanatçilar degistirir. Çünkü sanatçilar bir seyler sunar, düsünceler, duygular… Yani, sanatçilar insana, insanlarin kalbine bu sekilde ulasir. Ama sanatçinin kendisi hiçbir seyi degistiremez. Sadece degisimi ortaya koyarlar. Degistirme gücüne sahip olanlar insanlarin kendisidir, sanatçi degil.
Elbette sokaklardaki insanlar tarihe sekil verirler.
Evet, sokaklarda ve her yerde…

