Avrupa’da GATS ve Üniversiteler

10 March 2006

-Gelismekte olan ülkelerde hizmetlerin liberalizasyonu, gelismekte olan dünyada 2015 yili itibariyle 6 trilyon dolarlik bir ek gelir yaratabilir.
-Hizmet ticaretindeki sinirlarin yüzde 33 oraninda kaldirilmasindan edinilecek kazanim küresel ekonomik refahi 389.6 milyar dolarlik bir seviyeye çikaracaktir.
-Hizmet görüsmeleri tüm DTÖ üyeleri ve gelismekte olan ülkeler için gerçek firsatlar sunuyor.

DTÖ basin bildirisinden

Dünya Ticaret Örgütü 1995 yilindan bu yana, Genel Hizmet Ticareti Anlasmasi (GATS) çerçevesinde üye ülkelerin ticaret bakanliklari nezdinde yapilan görüsmeleri sürdürüyor. Görüsmeler Kasim 2001′de Doha’daki (Katar) bakanlar toplantisiyla çok önemli bir asamaya geldi. Doha’nin sonuç bildirisiyle egitim, bu yazinin konusu açisindan yüksek ögretim, bütünlüklü olarak serbest rekabete açilmis durumda. Bu yüzden Avrupa’daki kamu üniversitelerinin tarihsel bir degisimin esiginde nasil yeniden yapilandigina iliskin ipuçlarini yakalamak amaci tasiyan bir yaziya GATS rejimine deginerek baslamak kaçinilmaz.
Kamu üniversiteleri, tüm dünyada kamu hizmetlerine ayrilan finansmanin azaltilmasi, devlet destegi disinda finansman kaynaklari yaratma, piyasanin degisen ihtiyaçlariyla çelisen egitim sistemini degistirme, ögrenim talebini karsilayamama ve egitimin küresellesmesi sonucunda, özel üniversite ve egitim kuruluslarinin yarattigi rekabet tehdidiyle karsi karsiya. Avrupa’da yeni bir yapilanma içine giren kamu üniversitelerinin yüksek ögretim alanina iliskin tartismalari da bu alanda GATS’i gündemlestiriyor.
Yakin dönemde, Avrupali kamu üniversiteleri, Kanadali ve Amerikali üniversitelerle birlikte, hükümetlerinden GATS’a iliskin taahhütte bulunmamalarini, bugüne dek imzalanmis anlasmalar disinda yeni taahhütlere imza atmamalarini talep eden ortak bir deklarasyon yayimladilar (Yüksek Ögretim ve GATS Üzerine Ortak Deklarasyon, 28 Eylül 2001). Yüksek ögretim düzeyindeki kamusal egitim hizmetinin GATS tarafindan disarida birakildigi savini gerçekçi bulmayan üniversiteler, egitimin ticaret politikalari rejimi çerçevesinde degil egitim alanina iliskin karar verme yetkisine haiz kurumlar tarafindan belirlenmesini istiyor. Dayanak olarak da GATS’in degil, bu kurumlar çerçevesinde imzalanan anlasmalar, konvansiyonlar ve deklarasyonlarin referans alinmasini öneriyorlar. Avrupali üniversiteler GATS’in Avrupa Birligi (ve Ingiltere) tarafindan 1994′te imzalanmasindan bu yana tartismayi hizlandirdilar. Bir dizi konvansiyon ve deklarasyonla bu tartismalardaki ana noktalar formüle edilmeye baslandi. GATS’a karsi tutumu ifade eden çagrinin altyapisi ise, egitim bakanlarinin 1999′da imzaladigi Bologna Deklarasyonu ile kuruldu.
29 Avrupa ülkesi tarafindan imzalanan Bologna Deklarasyonu kamu üniversitelerinin nasil bir yapilanma egilimine girdigine iliskin en önemli verileri vermektedir. Bologna Deklarasyonu ile baslayan süreç, deklarasyonu imzalamayan ülkelerin (Türkiye, Hirvatistan, Kibris -Rum kesimi kastediliyor-) de katilimiyla genisleyerek yürüyor. Bologna süreci olarak ifade edilen süreç egitim alaninda GATS rejiminin sekillenmesiyle dogrudan iliskilidir. Baska türlü söylersek, GATS rejimi DTÖ ve hizmet ticaretine iliskin görüsmelerle sinirli degildir. Bu yüzden, GATS’a iliskin tartismalarda egitimle iliskili kurumlardan ve üniversitelerden gelen reaksiyonlar rejimin sekillenmesinde gerçekçi tartismalari yansitmaktadir ve bu yönüyle, üniversitelerin yeniden yapilanmasinda önemli bir isleve sahiptir. Ancak, Bologna sürecine odaklanmadan önce GATS’i anlamak gerekiyor.
DTÖ’nün yukarida anilan basin bildirisi, retorigini bir yana birakirsak, DTÖ içinde henüz sonuçlanmamis çetrefil tartismalari yansitiyor. DTÖ, basin bildirisinde birkaç noktanin altini özellikle çizmeye çalisiyor. Bu noktalar, GATS rejiminin isleyisine iliskin veri sundugu için önemli. DTÖ’ye göre, su, egitim, saglik gibi kamu hizmetlerinin liberalizasyonu veya özellestirilmesi amaçlanmiyor. Süregiden görüsmeler, özellestirmeyi, ticarilestirmeyi veya hizmet deregülasyonunu içermiyor. Aksine hükümetlerin regülasyon hakki vardir. Süregiden görüsmeler, gönüllü ve demokratik bir sürecin parçasidir. Hizmet sektörlerinin rekabete açilmasiyla hizmetlerin evrensellestirilmesi, yani hizmetin herkese ulastirilmasi mümkün olacaktir.
Arka arkaya siralanan bu noktalar, GATS rejimindeki gerilim hattinda çözülmesi, netlestirilmesi ve kamu hizmetlerinin ticarilesmesinin nasil vücut bulacagina iliskin sorulardir. Egitimin ticarilesmesine dönük engellerin kaldirilmasi düzenleyici bir çerçevenin ortaya konmasini beraberinde getiriyor. Bu sancili süreç, kamu üniversitelerinin yeniden yapilanma zorunlulugunu derinlestirerek gündemlestirmektedir. Hizmet sektörünün serbest rekabete açilmasi egitim hizmetini ve kamu üniversitelerini nasil biçimlendiriyor? Sorunlu alanlari tespit edebilmek için GATS anlasmasinin ne ifade ettigine bakmak gerekiyor.

GATS ve egitim
GATS anlasmasini Avrupali kamu üniversiteleri açisindan tartismali hale getiren önemli maddelerden biri, kamu hizmetlerinin GATS kapsami disinda birakildigini ifade eden maddedir. Anlasmaya göre, devletlerce, ticari olmayan ve rekabete dayali olmayan biçimde yürütülen kamu hizmetleri hizmet ticaretinin liberalizasyonuna dahil degildir.
Bu ifade, tartismanin taraflarinin da savundugu gibi, hangi hizmetin ticari ve rekabete dayali olmadigini tanimlama noktasinda açik degildir. Ayrica, herhangi bir ülkede devletçe yürütülen, düzenlenen ve finanse edilen bir hizmet sektöründe yabanci girisimcinin varligi, söz konusu kamusal hizmetin zaten rekabete tabi oldugu anlamina gelecektir. Bu gerçeklik, egitim alaninda üniversitelerde ticarilesme uygulamalarinin hali hazirda baslamis ve üniversitelerin toplumsal iliski alani olarak piyasanin içine çekilme egilimine zaten girmis olmasiyla açiga çikiyor. Avrupali kamu üniversitelerinin sürdürdügü tartisma bu gerçekligi somutlayacak veriler sunmaktadir.
Burada vurgulanmasi gereken, GATS anlasmasinin öneminin ticarilesme uygulamalarinin, yerel ve bölgesel deneyimleri evrensellestirmek ve hukuksal güvencesini olusturmaya dayanak oldugu gerçegidir. Egitimin serbest rekabete açilmasi, hizmet ticaretinin liberalizasyonuna engel olusturan etkenlerin kaldirilmasini gerektirmektedir ve bunu, imza koyan devletlerin üstlenmesi gerekir. Deregülasyonla birlikte, üye hükümetlerin gerekli düzenlemeleri getirmesi, yani DTÖ’ce ifade edilen regülasyon hakkini, egitim alaninda ‘müsteriye hizmet’ konseptine geçisin gerektirdigi düzenleyici reformlari egitim alaninda uygulamasi beklenmektedir. Hizmet ticaretinin liberalizasyonunun getirdigi parçalanmaya yeni bir entegrasyon süreci ve yeni merkezlerin olusumu eslik ediyor.
Bu durumda, GATS’in sadece yukaridan asagiya bir yapilanma olmadigi anlasiliyor. Dogru, GATS anlasmasinin genel hükmü bugün DTÖ üyesi 144 ülkenin de bagimli oldugu bir zorunluluktur. Ülkeler anlasmayi imzalamalariyla birlikte hizmet sektörlerinin artarak serbestlestirilecegi, engellerin giderek kaldirilacagi güvencesini vermektedir. Bu hüküm, sürecin geri dönüssüz bir sekilde isletilmesine dönüktür. Ancak, ayni zamanda bu genel kosulu saglamak üzere ülkelerin ulusal düzeyde verdikleri özel taahhütleri listelenerek takvime baglaniyor. Ülkeler özel taahhütlerle, hangi sektörleri ve alt-sektörleri ne derecede serbest rekabete açtiklarini ve bununla ilgili öngördükleri kisitlamalari listeliyorlar.
Yine de, ülkelerin bu düzeydeki regülasyon haklari, ana noktaya geri dönersek, kamu hizmetlerinin liberalizasyonun disinda kalacagi güvencesini vermiyor. Ülkelerin özel taahhütlerinin listelerinin de tüm üyelerin bilgisine açik oldugu görüsme süreci, Haziran 2002′den itibaren ülkelerin ikili görüsmelerle birbirlerinden belli sektörlerin serbest rekabete açilmasini talep ettigi pazarlik görüsmelerine kayiyor. Örnegin, A ülkesi B ülkesinden enerji sektörünü serbest rekabete açmasi konusunda talepte bulunabilir. Karsilik olarak, B ülkesi de A ülkesinden egitim sektörünün liberalizasyonunu talep etme hakkinda sahip. Mart 2003′ten itibaren ülkeler aldiklari talep karsiliginda sunduklarini açiklamaya baslayacaklar. Serbest rekabete açilmis bir sektör, ‘ulusal muamele’yi gerektirmiyor; yani, ülke içinde faaliyet gösteren yerel kurulusla yabanci kurulus arasinda ayrimcilik gözetilmemesi, ayni düzenlemenin getirilmesi sarti var. Görüsmelerin 2005 yili basinda sonlanmis olmasi öngörülüyor.
Akla gelen soru, GATS anlasmasi içinde egitimin hangi durumda oldugu. Bugüne dek üye ülkeler içinde 44′ü egitim alanina iliskin taahhütte bulundular. Yüksek ögretim alaninda ise 32 ülke taahhütte bulundu. Bunlarin arasinda 12 AB üyesi ülke ve Türkiye de bulunuyor.
Bu verileri konusturmak gerekiyor. Ülkelerin egitim alanindaki hizmetleri serbest rekabete açmalarinin nedeni nedir? GATS anlasmasiyla somutlanan bu rejim nasil isliyor?

Egitimin uluslararasilasmasi ve kalite güvencesi sorunu
Küresellesen ekonomik aglarin egitim sistemleri ile iliskisi, küresellesmeyle birlikte yeni bir hukuksal çerçeve geregi, sinir asiri isbirligi ve ortakliklar, teknoloji transferi, ticari anlasmazliklarin görüsülmesi, yeni bir fikri mülkiyet haklari rejimi, isgücünün dolasimina iliskin yeni düzenleme biçimleri gibi konularin gündemlesmesiyle birlikte biçim kazaniyor.
Yeni ekonomi üretimin dogrudan girdisi olarak bilgiyi üretme kapasitesi, küresel olmasi ve bir ag biçiminde örgütlenmesi üzerinden isliyor. Yeni enformasyon ve haberlesme teknolojileri sadece esneklesen üretimin ihtiyaci olarak degil, ayni zamanda esnek ademi merkezilesme ve karar alma mekanizmalarinin da ihtiyaci olarak karsimiza çikiyor. Rekabet gücünün arttirilmasi için bilim, teknoloji, isletme modelleri ve üretimin eklemlenmesi, üniversiteleri küresel aglara eklemlenme arayisina itiyor.
Bu arayis, egitimin uluslararasilasmasi sonucu kuvvetlendi. AB, 1985 yilindan bu yana ERASMUS programi kapsaminda birligin üyesi ülkeler arasinda egitim isbirligi kapsaminda ögrencilerin serbest dolasimini destekliyor (üniversite düzeyindeki isbirligi, Türkiye’nin de yakin dönemde dahil oldugu SOCRATES programi çerçevesinde yürütülüyor). Program, uluslararasi egitimin kaliteyi arttiracagi varsayimina dayandiriliyor. Bunun yani sira, yüksek ögretim alaninda, egitimin uluslararasilasmasinda en büyük etken egitim hizmetlerinin geleneksel ihracati, yani yabanci ögrencilerin varligiydi. Avrupa ülkelerinin bu ihracat payinda, Amerika, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda ve Japonya gibi ülkelerin öne çikmasiyla, yasadiklari düsüs GATS rejimine iliskin tartismalara baska bir boyut katiyor. Özellikle de, ihracat paylarini yükselten bu ülkelerin Avrupali ögrencileri de çektikleri düsünüldügünde…
Egitim hizmetinin ulus asiri sunulmasi, üniversite subesi, üniversite veya program acentaligi, offshore kurum (örnegin, Amerikan egitim sistemini herhangi bir Avrupa ülkesinde uygulayan, ancak ABD’de ana kampüsü olmayan bagimsiz bir kurum) ve uzaktan egitim (sanal, on-line egitim) gibi biçimler gelistirdi. Bu biçimlerin yani sira, üniversitelere hizmet saglayan telekom, kablo ve uydu sirketleri, üniversitelerle ortakliklar gelistiren büyük yayinci ve medya kuruluslari, kendi egitim programlarini gelistiren yazilim, bilgisayar ve enformasyon teknolojisi sirketleri, Motorola gibi kendi çalisanlarina dönük sirket üniversiteleri veya ABD’deki Michigan Sanal Otomotiv Koleji gibi kuruluslar da egitim alanina müdahale eden unsurlardir.
Uzaktan egitim emek piyasasindaki degisimlere de karsilik gelen bir egilim. Yeni ekonomi paradigmasinin ihtiyaçlari egitimdeki ögrenme yapilarini da biçimlendiriyor. UNESCO’nun 1998′de yüksek ögrenim üzerine düzenledigi genis katilimli konferansta (5.000 kisilik katilim), yasam boyu ögrenim kavramiyla esnek ögrenme yollarinin gelistirilmesi geregi vurgulanmisti. Avrupa açisindan, demografik yapinin degismesi ve nüfusun yaslanmasi, lisans sonrasi 25 yas üstü lisansüstü programlara devam eden ögrenci sayisinda artisin yasanmasi yasam boyu ögrenim kavraminin altinin çizilmesini güçlendiriyor (Danimarka, Almanya, Birlesik Krallik, Isveç ve Hollanda bu anlamda artis yasanan ülkeler, Eurostat, 1998 verileri). Bu durum, ayni zamanda Avrupa’nin, hem rekabet gücünü arttirma anlaminda bölgesel olarak kendi beseri sermayesine, hem de istihdam sorunu açisindan isgücünün niteliklestirilmesine de vurgu yaptigini gösteriyor.
Gelismekte olan ülkeler diye siniflandirilan ülkelerde uzaktan egitim kurumlari geçmisten bu yana vardi (Türkiye’de Eskisehir Anadolu Üniversitesi bünyesindeki açik ögretim tipik bir örnektir). Ancak, yeni gelisen kurumlar eskilerine nazaran uluslararasi nitelik tasiyorlar ve iletisim-haberlesme teknolojileri üzerinden yapilaniyorlar. Ancak, bu kurumlar uluslararasi nitelik tasimiyorlar. Uzaktan egitim veren ABD kökenli Phoenix Üniversitesi’nin de Avrupa’ya girmesiyle, ulus asiri egitim hizmetlerinin sunumu geleneksel, kampüs bazli üniversiteler açisindan bir tehdit olusturuyor. Sürpriz olmayan bir sekilde, Danimarka, Finlandiya, Isveç ve Birlesik Krallik uzaktan egitim programlari gelistirmeye basladilar.
Egitimin uluslararasilasmasini çetrefillesen baska bir durum, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) örneginde açiga çikti. MIT, derslerini internet üzerinden yayimlamaya baslayacagini duyurmustu. Tüm bu gelismeler, bir fikri mülkiyet haklari ve kalite güvencesi sorununu gündeme getiriyor. DTÖ bünyesinde fikri mülkiyet haklarina iliskin, Türkiye’nin de imza attigi bir anlasma imzalandi (Fikri Mülkiyet Haklarinin Ticaretle Baglantili Boyutlarina iliskin Anlasma -TRIPS). Kalite güvencesi sorunu ise henüz bu çapta uluslararasi bir düzenleme çerçevesinde tartisilmayan bir konu.

Sonuç: Bologna süreci
Kalite güvencesine iliskin boslugu doguran iki etken bulunuyor: ilki, basli basina kalite güvencesi veren özel kuruluslarin uluslararasilasmasi ve ikinci olarak da, ulus asiri egitim hizmetlerinin sunulmasiyla birlikte bu kurumlarin verdigi diploma, sertifika ve belgelerin taninirligindan dogan sorunlar ve Avrupa içinde farkli sistemlerin kullanilmasindan kaynakli denklik ve taninirlik sorunlari.
Avrupa’da taninan yüksek ögretim derecelerinin çogu geleneksel, kampüs bazli kurumlar tarafindan veriliyor. Ulusal olarak taninan bu kurumlar, ayni zamanda egitim ihracatindaki en büyük payi olusturuyorlar (OECD/US Forum, Washington, 2002). Avrupa üniversiteleri bölgesel düzeyde bir bütün olarak yüksek ögrenim sisteminin kendi içinde kalite güvencesi getirmek üzere bir arayisin içine girmis durumdalar. Türkiye, Azerbaycan ve Ermenistan’in da dahil oldugu, Avrupa Ekonomik Alani’nin kapsadigi ülkelerin kamu üniversitelerini temsil eden Avrupa Üniversiteleri Birligi’nin 28 Eylül 2001′de imza attigi deklarasyon bu arayisin ifadesidir (Yüksek Ögretim ve GATS Üzerine Ortak Deklarasyon’a ayrica Kanada Üniversiteler ve Kolejler Birligi, Amerikan Egitim Konseyi ve Amerika’daki Yüksek Ögrenim Akreditasyon Konseyi imza attilar). Avrupa Konseyi ve Avrupa egitim bakanliklarinin da farkli düzlemlerde imza attigi konvansiyonlar ve deklarasyonlar ulasilan gelismeyi somutlastirmaya ve stratejik hedefler olarak yürürlüge koymaya çalisiyor.
29 ülkenin egitim bakanlarinin 1999′da imzaladiklari Bologna Deklarasyonu temel gerekçeyi Avrupali vatandaslarin dolasimini ve is edinebilmelerini saglamak ve yüksek ögrenim sisteminin küresel düzeyde rekabet gücünü arttirmak olarak açikliyor. Deklarasyon’un ifade ettigi temel hedef bunlari gerçeklestirebilmek amaciyla 2010 yili itibariyla bir Avrupa Yüksek Ögrenim Alani yaratmak. Hedefe ulasilmasi için, her imzaci ülkenin kendi egitim sisteminde yapacagi reform kapsamina giren konular siralaniyor:
- okunabilir ve karsilastirilabilir dereceler için ortak bir çerçevenin benimsenmesi;
- her ülkede sistemin lisans ve lisans-sonrasi düzeylere ayrilmasi, lisans düzeyinin en az üç yil ve emek piyasasina cevap veren nitelikte olmasi;
- yasam boyu ögrenim etkinliklerini de kapsayan ECTS-kredi sistemi (farkli programlarda edinilen kredilerin transferine, biriktirilmesine yönelik sistem);
- karsilastirilabilir kriterler ve yöntemlerle, kalite güvencesinde bir Avrupa boyutu;
- ögrencilerin ve ögretmenlerin serbest dolasimina engelleri kaldirmak.
Bologna Deklarasyonu’nun sonrasinda 300 kadar yüksek ögrenim kurumu Mart 2001′de biraraya gelerek Bologna’daki hedefleri destekleyen Salamanca Konvansiyonu’nu imzaladilar ve Mayis ayinda yapilan Prag egitim bakanlari toplantisina sundular. Kimi Avupa ülkeleri bu zaman zarfinda Bologna’nin hedeflerine uygun refomlari yürürlüge koydular bile (Bunlarin arasinda en bütünlüklü ifadeler, Tükiye’deki YÖK YASA Tasarisi’yla paralellikler tasiyan Ispanya ve Almanya’da yüksek ögretim yasalaridir). Prag görüsmesinde Bologna’da siralanan hedefleri açarak gerçeklestirilmesi yönünde sürecin nasil isletilecegi tartisildi ve bir sonraki izleme ve takip görüsmelerinin 2003 yilinin ikinci yarisinda Berlin’de yapilmasi kararlastirildi.
Bologna süreci isliyor. Yalnizca, Avrupa yüksek ögrenim alani olusturarak Avrupa’daki üniversite egitiminin rekabet edebilirligini arttirmayi niyetlenmekle kalmayip, bölgesel olarak da yüksek ögrenimde ‘Avrupa kalitesi’ni öne sürerek Avrupa’nin rekabet gücünü attirmak amaçlaniyor. Kalite güvencesi konusundaki tartismalar bu anlamda merkezi bir öneme sahip.
Kalite güvencesi konusundaki tartismalarin kamu üniversitelerini ortak bir tutum almaya yöneltecek denli gündemlestirilmesinin asil bir nedeni ise, kalite güvencesini olusturmaya yönelik düzenlemelerin GATS anlasmasi çerçevesinde hizmet ticaretinin liberalizasyonuna engel olarak yorumlanacagi kaygisidir. Ortak Deklarasyon’da bu kaygi açikça ifade edilmektedir; üniversiteleri temsil eden kuruluslar egitim hizmetlerinin ticaretindeki engellerin akademik derecelerin taninmasina iliskin bir bosluktan veya egitim hizmeti saglayan kuruluslara iliskin kalite güvencesi arayisi olmamasindan kaynaklandigi savunuyorlar.
Ancak, tüm boyutlariyla ele alindiginda, OECD ülkelerinin egitim hizmetlerinin ticareti üzerine düzenlenen forum bünyesinde tartistiklari gibi, küresel egitim pazarinin önünü açabilmek açisindan Bologna küçük bir adim (OECD/US Forum, 2002). Yine de, Bologna süreci GATS rejimindeki bu bosluklari doldurmaya çalisan önemli bir çaba olarak görülmeli. Bologna sürecindeki görüsmelere, ögrenci muhalefetinin Avrupa çapinda düzenledigi kitlesel boykot ve yürüyüs eylemleri eslik ediyor. Kamu üniversitelerinin gelecegi tartisiliyor.

Cevap ver.

XHTML: Kullanabileceginiz tagler: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>