Bilgi toplumu ve emegin denetim altina alinmasi

10 March 2006

â??Bilgi toplumuâ?? kavrami, bir yandan somut ve güncel olanin sinirlarina hapsedilip mutlaklastirilma, ya da tarihsizlestirme riski tasirken, diger yandan geçmisin ve gelecegin bugünde somutlandigini göz ardi eden bir yerden teorisizme kurban edilme riski tasiyor. Oysa kavram, kapitalist birikim sürecinin kendini yeniden üretme ve örgütleme söylem ve pratiklerinin tarihselligi içinde, sermayenin kendini toplumsallastirma dinamikleri üzerinden anlasilabilir. Bu anlamiyla â??bilgi toplumuâ?? kavrami, emegin denetim altina alinmasi mekanizmalari, toplumsal yeniden yapilanma üzerindeki etkileri ve kapitalist sistemin iktidar isleyisini mesrulastirma islevi ile yorumlandiginda ön açici olabilir.

Günümüzde â??hizliâ??, â??kolay ulasilabilirâ?? ve â??kodlanabilirâ?? bilgi ve teknolojiye dayali rekabetin kaçinilmazligi siklikla vurgulaniyor. Bu, bir yandan â??bürokratikâ??, â??merkeziyetçiâ?? ve â??hiyerarsikâ?? niteliklere sahip Fordist birikim sürecinin ve ona denk düsen toplumsal iliskiler bütününün kurucu bilgisinin dönüstürülmesi anlamina gelirken, diger yandan tüm toplumsal alanlarin ve öznelerin kapitalist birikim sürecinin iktidarina, baska hiçbir toplumsallasma olasiligina yer birakmadan, tabi kilinmasini saglayacak bilinç, bilgi ve etkinlik biçimlerinin yaratilmasi anlamina geliyor. Dolayisiyla, emek-sermaye arasindaki çatiski baglaminda, bilgi ve teknoloji, kapitalist üretim iliskilerinin iktidarinin kurulmasi isleviyle sermayenin kendisine içkin bir toplumsallasma süreci olarak okunmak durumundadir. Bu tür bir okumanin önünü açacagini varsaydigim temel noktalar asagida açiklanmaya çalisilacaktir.

 

Bilginin, kapitalist iktidar isleyisinin kurucu ve kurulan denetleme mekanizmalari ile olan iliskisinin içselligi.

Söylemi yaratan bilginin (burada, bilgi toplumu kavraminin söylem olarak toplumsallastirilmasinin bilgisidir), ancak farkli toplumsal pratiklerin çatiskisi zemininde üretilebilecegini, bu üretimin karsitliklarin birbirini dislamasini önceleyen bir yöntemle gerçeklestirildigini ve böylece iktidarin isleyisini mesrulastiran bir hiyerarsi yaratarak, kendi iktidarini iliskide bulundugu tüm toplumsal yapilarla beraber mutlaklastirdigini görmek gerekiyor. Bu anlamiyla bilgi toplumu kavrami ve onun üretilme mekanizmalari dogrudan kurulan ve kuran bir iktidara gönderme yapar, yani bilgi toplumu içsellestirilmis bir toplumsal iktidarin kendisidir.

Bilgi toplumunu kapitalist iliskilerden soyutlayan ve kendinden menkul bir toplumsal degisim ve mutlak bir gerçeklik olarak tanimlayan kuramlarin (egemen iktisat kuramlari, sanayi sonrasi toplum kuramlari ve enformasyon toplumu kuramlari) bilgi toplumu analizlerinde referans aldiklari yöntem itibariyle düstükleri açmazlar veya tartismali noktalar, ya evrimci düsünme sistematigine özgü olan kaçinilmaz belirlenimcilik, ya da pozitivizmin sinirli degiskenli genellemeleridir (yani yansiz bilimcilik).

Ilk defa 1960â??larda kullanilmaya baslayan bilgi toplumu veya daha yaygin olarak ifade edilen biçimiyle enformasyon toplumu kavrami farkli gerçeklik tanimlarina gönderme yapsa bile temel olarak vurgulanan sanayi üretimine dayali kapitalist üretim, tüketim ve bölüsüm iliskilerinin dönüsmüs oldugu ve bilgi-iletisim teknolojilerine dayali bir toplumsal yapiya geçisin basladigi veya geçildigidir. Bilgi toplumu kuramlarinin önünü açan Bell (1973) bilgi toplumunun ortaya çikisini bilgisayarin ortaya çikisi ile açiklar. Degisimin, yani enformasyon toplumuna geçisin, motoru bilgisayardir. Tipki tarim üretiminde toprak, sanayi üretiminde enerji, dogal kaynaklar ve makine teknolojisinin dönüstürücü etkiye sahip olmasi gibi, bilgi-iletisim teknolojileri de sanayi sonrasi toplumun dönüstürücü gücüdür. Bellâ??e göre bilgi-iletisim teknolojilerinin dönüstürücü gücü, bu teknolojilerin bilginin üretildigi ve islendigi merkez ve mekanlar ile bilginin iletilmesi arasinda zaman ve mekan farklarinin ortadan kalkmis olmasindan kaynaklanir. Bu ayrimin ortadan kalmis olmasi, bilgi iletisim teknolojilerinin ekonomik büyümeyi ve teknik yenilenmeyi saglayan bir üretim faktörü olmasinin yani sira, kendisinin de dogrudan bir ekonomik etkinlik alani haline gelmesini saglamistir.

Özellikle 1970â??lerden sonra bilgi-iletisim teknolojilerinin ekonomik dönüsümün motoru olarak algilanmasiyla beraber kapitalist sanayi üretiminin temel dinamikleri hem iktisatçilar hem de sosyal bilimciler tarafindan tartisilmaya baslanir. Tartismalarin en yogun sürdügü alanlar ise emek-deger kuraminin çökmesi, kitle üretimi ve tüketimine dayali, kati Fordist üretim iliskilerinden esnek post-Fordist üretim iliskilerine geçilmesi ve sinif iliskilerinin çözülmesidir. Sinifli toplumun ve tarihin sonunun geldigini iddia eden söylemler de bu süreçte ortaya çikar. Emek-deger kuraminin çöktügü iddialari asil olarak degerin yaraticisi olarak emegin yerini bilginin aldigi tezine dayanirlar. â??Bilgi sermayesiâ?? kavrami açikça dillendirilir ve bilgi ekonomik zenginligin yaraticisi olarak tanimlanir (1980; Stonier, 1983; Masuda, 1981). Bu yönde yapilan analizler, kapitalizmin varolus ve kendini yeniden üretme kosullarini nasil güvence altina aldigina dair temel dinamikleri (emegin toplumsalliginin sömürülmesi ile yaratilan arti-deger, emek sermaye çatiskisi, kar oranlarinin korunmasi vb.) gözden kaçirma egilimi tasirlar. Oysa bilginin toplumsalligi veya yeni bir toplumsalligin yaratilmasi -adina bilgi toplumu, enformasyon toplumu, veya sanayi sonrasi toplum diyelim- emegin toplumsal üretkenliginden bagimsizlastirilarak analiz edilemez. Bu anlamiyla bilgi tek basina deger yaratmaz, ancak toplumsal olarak üretilen bilgi, beceri ve yetenekler kapitalist üretim, tüketim ve bölüsüm iliskilerinin iktidar isleyisine tabi kilinarak deger yaratma güvence altina alinir.

 

Mülksüzlestirerek öznelestirmeye dayali denetleme ve tahakküm altina almanin toplumsallastirilmasi ve bilgi toplumu.

Marksist kuram, emegin metalasmasini emegin üretim araçlarindan yoksun birakilmasi, yani mülksüzlestirilmesi ile açiklar. Kapitalist sistemin kendini yeniden üretebilmesinin yegane kosulu da metalasmis emegin sömürülmesine dayalidir. Emek cephesinin mülksüzlestirilmesi, emegin sermayenin yeniden üretiminin bir öznesi olarak isletilmesi anlamina gelir. Bilgi toplumu baglaminda ele alindiginda emegin üretici gücünün toplumsal olarak yeniden örgütlenmesi ve düzenlenmesi ihtiyaci ile emegin kapitalist sistemin isleyisi içinde öznelestirilmesi süreci bir arada yürür. Yogun birikim rejiminin hiyerarsik, kati ve büyük ölçekli fabrika üretimine dayali örgütlenme biçimine uzlasma ve ücret politikalari ile tabi kilinan ve öznelestirilen emek cephesi, artik esnek üretim biçimine tabi kilinarak öznelestirilmektedir. Bilgi toplumu kavramini referans gösteren toplumsal analizlerde emegin nasil örgütlenmesi gerektigine dair yapilan önerilerin merkezinde ise â??bilgi yönetimiâ?? kavrami yer almaktadir. â??Bilgi yönetimiâ?? kavramina elestirel bir bakis açisi gelistirmeye çalisan Dayâ??in analizine göre â??bilgi yönetimiâ?? kavrami emegin gerçek tahakküm altina alinmasinin bir semptomudur ve emegin üretkenligini tüm toplumsal alanlarda verimlilestirmeye yönelik yönetim stratejilerini içerir.

Benzer biçimde, bilgi toplumunda emegin denetim altina alinmasi mekanizmalarinin nasil isledigi konusunda sinif tartismalari da ön açicidir. Özellikle üçüncü sektör olarak tanimlanan hizmet sektörünün yayginlasmasi ile beraber gündeme gelen bu tartismalar, emegin fabrikada denetim altina alinmasinin kosullarinin disinda yeni denetim mekanizmalarinin tartisilmasini gündeme getirmislerdir. Fabrikalarda emegin vasifsizlastirilmasi yoluyla emek gücünün denetlenmesini saglayan Taylorizmin gördügü islevi, hizmet sektöründe bilgi toplumunun kurucu kavramlarindan biri olan enformasyon teknolojilerinin üstlendigi ileri sürülür (de Benedetti, ak. Kumar, 1995).

Bilgi toplumu kavrami ve emegin denetim altina alinmasi mekanizmalarini anlamak için gözümüzü kapitalizmin yeniden yapilandirmasinin ana aktörlerinden olan kurum ve kuruluslara çevirmek anlamli olabilir. Bunlardan ikisi olan Dünya Bankasi ve OECDâ??nin ve bu kurumlarin politikalarini destekleyen akademik çevrelerin yayinlarinda bilgi toplumu kuramlarina referans vererek açik veya örtük biçimde emegin nasil denetim altina alinacagina dair bir dizi önermeyi bulmak mümkün. Bu yayinlarda kullanilan bilgi toplumu kavraminin kurucu ögeleri bilgi temelli ekonomik gelisme veya büyüme çerçevesinde tanimlanir (OECD, 1996; Stiglitz, 1999, 2001). Bilgi temelli ekonomi, bilginin dogrudan üretimi, yayilimi ve kullanimina dayali ekonomik etkinlikler için kullanilir. Bilgi-iletisim teknolojilerine dayali ekonomik gelismenin, ancak bilgi ve teknolojinin üretim sürecini disaridan etkileyen bir faktör olarak degil, â??is gücüâ??, sermaye, üretim araçlari ve enerji gibi üretim sürecinin içinden ve dogrudan girdisi oldugunda gerçeklestirilebilecegi varsayilir. Bilgi temelli ekonominin kurumsallastirilmasi ve güvence altina alinmasi için dört temel önermeye vurgu yapilir:

1.         Bilgi-iletisim teknolojilerinin dönüstürücü islevlerinin yayginlastirilmasi: Ekonomik performansin arttirilmasi için bilginin formal ve informal yollardan yayginlastirilmasi gerekir. Bunun için bilgisayarlar ve iletisim aglarinin kullaniminin genisletilmesi ve yeni bilgi-iletisim teknolojilerinin gelistirilmesi desteklenmelidir. Günümüzde, gelismis bilgi-teknolojilerine sahip olan ülkelerden bunlara sahip olmayan ülkelere teknik düzeyde bilgi transferi söz konusu olamaz. Her ülke, hatta her toplumsal birim kendi bilgi teknolojilerini gelistirmekle sorumludur. Yani bilgi teknolojileri â??yerellestirilmekâ?? durumundadir.      

2.         Bilgi-iletisim teknolojilerine dayali sektörlerde uzmanlasmis â??isgücüâ?? istihdami:  Bilgi yogun ve yüksek teknolojiye dayali ekonomiler uzman â??is gücüneâ?? ihtiyaç duymaktadir. Bunun anlami, standart is becerilerine ve standart bilginin yani sira esnek becerilere sahip, ayni zamanda iyi egitim almis â??is gücüâ?? istihdamidir.

3.         Bilim üreten kurumlarin (üniversiteler, arastirma merkezleri vb.) yeniden yapilandirilmasi: Bilgi temelli ekonominin güçlendirilmesi anlaminda bilgi üreten ve yayan kurumlarin â??is çevreleriâ?? ile daha organik iliskiler kurmasi gerekmektedir. Bu kurumlar geleneksel yapilarini degistirmeli, hem sanayi üretiminin ihtiyaçlarini karsilayacak arastirmalara yönelmeli hem de nitelikli â??is gücününâ?? egitilmesi islevini üstlenmelidir.

4.         Bilgi toplumu olma kriterlerinin tanimlanmasi: Bilgi toplumu, sanayi toplumu olmanin ötesinde bir gelismislik düzeyi olarak tanimlanir. Bu gelismislik düzeyinin temel kriterleri ise sunlardir: Bilgi üretim ve dagitim olanaklarinin yayginligi, bilgisayar vb.. bilgi-iletisim teknolojilerinin kullanim oranlari, bilgi-iletisim teknolojilerine dayali sektörlerinin diger sektörlere göre orani ve bu sektörlerdeki istihdamin genel istihdama orani, bilgi-iletisim teknolojilerinin üretimi ve egitimi için yapilan yatirim, beseri sermaye yatirimlarinin düzeyi (OECD, 1996).

Yukarida kisaca özetlenmeye çalisilan bilgi temelli ekonominin nasil yaratilacagina ve güvence altina alinacagina dair yapilan önermelerin en temel vurgusu, bilgi teknolojilerine dayali bir toplumsal yapinin kurucu söylem ve pratiginin örgütlenmesinde tüm toplumsal birimlerin bu kurulusun öznesi olarak yapilandirilmasi yönündedir. Bu öznelesme sürecinde emek cephesinin üretilen toplumsal degerden pay alan örgütlü bir güç olarak varolusu dislanir. Böylece hem emek cephesinin sermayeye tabi kilinmis olan örgütlü gücü parçalanmis hem de güçsüzlestirilmis bir emek cephesinin sermayeye tabi kilinmak üzere nasil öznelestirilebileceginin varolus kosullari arastirilir. Bunun tek kosulu ise emek cephesinin sahip oldugu ve toplumsal olarak üretilen üretici yeteneklerinin ve yaraticiliginin bireysellestirilmesidir. Ekonomik büyümeyi saglayacak olan verimliligi arttirmanin öznesi olarak bilgi-iletisim teknolojilerini kullanabilecek becerilere sahip bir â??is gücüâ?? taniminin yapilmasi, bir yandan güçlülestirme ve yetilestirme olarak okunabilecegi gibi, tersinden emek gücünün sahip oldugu toplumsal bilgi ve yeteneklerden mülksüzlestirilmesi olarak da okunabilir. Beseri sermaye, yasam boyu egitim, esnek istihdam vb. söylem ve pratikler ise ancak emek cephesinin sermayeye tabi kilinmasini saglayacak mülksüzlestirme sürecinin iktidar teknikleri olarak algilandiginda anlamlidir.

 

Kaynakça            

Bell, D. (19973). The Coming of Post-Industrial Society. New York: Basic Books.

Day, R. E. ( ? ). Social Capital, Value and Measure: Antonio Negriâ??s Challenge to Capitalism. The Journal of the American Society for Information Society and Technology.

Kumar, K, ( 1999). Sanayi Sonrasi Toplumdan Post-Modern Topluma: Çagdas Dünyanin Yeni Kuramlari. Ankara: Dost Yayinlari

Masuda, Y. (1981). The Information Socity as Post-Industrial Society. Bethesda: World Future Society.

OECD (1996). The Knowledge-Based Economy. Paris.

Stiglitz, J.E. (1999). Scan Globally, Reinvent Locally: Knowledge Infrastructure and the Localization of Knowledge. First Development Network Conference. Bonn, Almanya.

Stiglitz, J.E. (2001). Information and the Change in the Paradigm in Economics. Nobel Ödülü Kuruluâ??na yazilmis mektup.

Stoiner, T. (1983). The Wealth of Information: A Profile of the Post-Industrial Economy. Londra: Thames Methuen.

Cevap ver.

XHTML: Kullanabileceginiz tagler: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>