'Otonomist Marksizm'

Meta toplumsal bir üretim ilişkisidir

3 October 2009

city_469609.jpg

Bir mağazanın vitrininde duran bir ayakkabıyı meta yapan nedir? Bu sorunun cevabı sermayenin ayakkabı üretmeye duyduğu ihtiyaçta gizlidir. Sermaye bir ürünü artı değer yaratmak için üretir. Ürün içindeki donmuş artı emek zamanın artı değer biçiminde mülkleştirilmesi, ürünün meta biçimi altında paraya çevrilmesini gerektirir. Öyleyse ayakkabı vitrinde durduğu haliyle artı değer üretemez. Ayakkabının fabrikada mı, atölyede mi yoksa zanaatçının elinde mi üretildiği de meta olup olmadığını anlayabilmemiz için yeterli değildir. Meta üreten toplumsal ilişki, yani kapitalizm var olmadan önce de alım satım ilişkisinin var olduğunu düşünürsek ayakkabının tek başına alım satım ilişkisine girmesi de yeterli olmaz. Meta bu iki sürecin bütünlüğü içinde konulmak zorundadır. Ayakkabının meta olabilmesi için kullanım değerine sahip olduğu bir başkasına donmuş emek zaman birimlerince belirlenen değişim değeri karşılığında devredilmesi gereklidir.i Ayakkabının metalaşma süreci, artı değer üretme ilişkisinin devindirici gücüdür ve sermaye ayakkabıyı bu ilişkinin üretimi ve yeniden üretimi için üretir. Bir ürün ancak bu ilişkinin içerisinde meta olabilir. Metanın ilişkisel karakteri onun toplumsallığını kaçınılmaz kılar. Meta salt bir ürün değil toplumsal bir üretim ilişkisidir. Ayakkabının hammaddesinin tedarik edilmesinden, üretim araçlarına, üretimin mekanına ve dolaşım süreçlerine kadar herhangi bir evrede dondurulmuş hali meta değildir. Meta ancak bu süreçlerin ilişkiselliğinin bir bütünü sonucunda ortaya çıkabilir ve doğru anlaşılabilmesi ancak bu bütünlük çerçevesinde mümkün olabilir. Metayı üreten sermaye tüm bu evreleri devindiren özne, dolaşım ve üretimin süreç halindeki birliğidir.
Oku…. »

Kapitalist İmparatorluk, Otonomist Marksizm, Emek Cephesi icinde | yorum yok »

İtalya’da radikal düsünce: teori ve pratige özgün bir katki (Volkan Yaraşır)

6 September 2008

217.jpg

1968, 20. yüzyilin en büyük toplumsal muhalefet dalgasiydi. Ve bir küresel ayaga kalkisti.

Refah toplumunun insanin ruhunu kadavra eden karakterine ve özgürlük ütopyasini kirleten reel sosyalizme karsi kitleler, imkansizi istemek için sokaklari isgal etti. Baska bir dünyanin mümkün olabilecegini, molotof kokteylleriyle kaldirim taslarini birlestirerek, fabrikayla sokagi kaynastirarak, eylemin yikici ve yaratici gücünde gösterdi. Oku…. »

Otonomist Marksizm icinde | yorum yok »

Geçmisten günümüze Otonomist Marksizmin yol haritasi

6 September 2008

wildcat.jpg
Geçmisten günümüze Otonomist Marksizmin yol haritasi

Otonomist Marksizmin son çeyrek yüzyil içindeki hatlari nasil yorumlanabilir? 1979â??dan önce, bu konuya iliskin herhangi bir tartisma zorunlu olarak Italyan deneyimine odaklanirdi. Ancak 80â??lerin basiyla, daha önce emek süreci, hareket ve teori arasinda var olan yakin iliskinin görünüste kirilmasiyla birlikte, Italyaâ??da â??operaismoâ? (isçicilik) olarak bilinen proje â??parçalara ayrilmisâ? görünüyordu. Oku…. »

Otonomist Marksizm icinde | 1 yorum »

Çokluk ve otonomi

6 September 2008

Mexican people picking green beans in a field just above Everglades National Park, Turco (c) 2002.jpg

Çokluk ve otonomi

Lenin, burjuva parlamenter demokrasisine karsi iktidar Sovyetlere dedigi Nisan Tezleriâ??nde, devrimi üstlenecek güç olarak proletaryayi adres gösteriyordu. Ama devrimi üstlenecek olan bu proletarya, Rusyaâ??nin o dönemki kosullari dikkate alindiginda, ortodoks Marksizmin endüstriyel isçi sinifi degildi. Lenin, Ekim devrimi aninda Rusyaâ??nin sinif bilesenini devrimci bir perspektifle konusturabilecek bir hareketin önderligini olusturma çabasindaydi. Oku…. »

Otonomist Marksizm icinde | yorum yok »

Otonomi antagonizmadir

1 September 2008

intro.jpg
â??Biz de kapitalist gelismeyi birincil ve isçileri ikincil konuma koyan bir kavramla çalistik. Bu bir hatadir. Å?imdi sorunu ters çevirmeliyiz… ve tekrar bastan baslamaliyiz: Baslangiç isçi sinifinin sinif mücadelesidir.â?  (Tronti, Lenin in England, 1964)

Marksizmin Marxâ??tan sonraki gelisimini belirleyen en önemli ugraklardan biri olan Ekim Devrimi, 1848 devrimleri ve Paris Komünüâ??nden sonra emegin birlesik bir antagonist güç olarak yeniden ortaya çikisi açisindan bir milatti. 1848 yenilgisini tarihsel toplumsal kosullarin yeterince olgunlasmamasina baglayan Marxâ??tan kalan miras, sermayenin toplumsal gücünün sinirinin emegin politik gücünün de siniri olduguydu. Sermayenin toplumsal gücünün sinirlarina varilmadan bir devrim asla gerçeklesemezdi. Oku…. »

Otonomist Marksizm icinde | yorum yok »

Ya egemenlik ya komünalizm!

1 September 2008

Çokluk nosyonu, günümüzdeki kapitalizm karsiti hareketler için siyasi-toplumsal bir öznellik alani olarak önerildiginden beri, çesitli cephelerden yükselen birçok elestiriyle karsilasmistir. Sol disindan gelen ve postmodernizme fazla prim verenlerinkini bir yana birakacak olursak[1], gelen elestiriler genel olarak çokluku fazla soyut, gerçek disi, karsiligi olmayan, hatta tehlikeli bir öneri olarak görürler. Birikim’in 2007 Kasim sayisinda yayimlanmis olan Thomas Coutrot’nun ‘‘Çokluk’ ve Demokrasi: Tehlikeli Perende’ yazisi da bu tona sahip güncel elestirilerden biridir. Bu elestirinin ilgi çekici yani, alisik oldugumuz üzere, bizim muhafazakâr kanat dedigimiz ve merkezi bir partinin öncülügünü savunan Ortodoks Marksistlerden degil de, siyasal liberalizme sahip çikan bir görüsten gelmis olmasidir. Coutrot ‘insa edilecek yeni demokrasi perspektifleri’nin, egemenligi ve temsiliyeti reddetmek yerine, ‘Aydinlanma’nin siyasi liberalizmi ile özgürlükçü sosyalist gelenegin olusturdugu iki canli kaynaktan beslenmesi gerektigini’ savunur (s. 59). Isin asli, bu makale, ironik bir biçimde, çoklukun ontolojisinin temsil ve egemenlik mekanizmalariyla nasil bir tezat içerisinde oldugunu açikça gözler önüne serdigi için, bizim için üzerinde durmaya degerdir. Dahasi, çoklukun komünizm projesinin siyasal liberalizmle hiçbir sekilde uzlasmayacagini belki de çokluku savunanlardan daha iyi ortaya koydugu için de oldukça ‘gerçekçi’ bir elestiri oldugu söylenebilir. (Gerçekçi, çünkü çokluk temsiliyet iliskileri ve egemenlik için gerçekten de tehdittir.) Oku…. »

Otonomist Marksizm icinde | yorum yok »

1848 özelestirisi üzerine düsünmek-I

17 June 2006

commune.png
Sinif siyaseti yeni bir kuruculugun içinden geçiyor; geçerken de köklü tikaniklar yasaniyor ve tasiniyor. Sol bu tikanikligi asamiyor, boguluyor ve kendine yabancilasiyor. Bu bogulma ve yabancilasma ile yüzlesmemizin zamani geldi ve geçiyor. Devrimci politik pratige dönük yüzlerin, bu yüzlesmeyi üstlenmesi gerekiyor. Komünalist otonomistler olarak gücümüz oraninda bunu yapmaya çalisiyoruz.
Biz bu tikaniklik, bogulma ve yabancilasmayla yüzlesmeye girdigimizde, önümüzü tikayan iki temel boyuta çarptik: Bunlardan ilki metafizik, ikincisi ise tarihsel ve maddi boyut. Bu iki boyut üzerinde düsünmek bu metnin sinirlarini asar; fakat metin ile baglantisini dikkate alarak düsüncelerimizi ifade etmedigimiz zaman da metinde bosluklar olusuyor. Bu baglamda sinirli bir deginme ile yetinecegiz.
Oku…. »

Otonomist Marksizm icinde | 1 yorum »

Komünizm ve Marx

20 March 2006

20050418125554256_1.jpg

Komünizm ve Marx

Bugünün devrimci düsüncesinin beslenecegi damarlari açma çabasi, kendi dönemimize kadarki devrimci tüm hareketlerin ve bu hareketlerin yenilgileriyle ve de yengileriyle yogrulmus olan teorik birikimin degerlendirilmesini elzem kilmaktadir. Bu degerlendirme, ideolojik kapatmalar üzerinden degil, geçmisi simdide ve gelecekte bütünleyen bir soykütük yöntemiyle yapilabilir. Tarihe bakis yöntemi hareketin kurulusuna içkin olarak kurulmali, bugünün sinif mücadelesinin güncel ihtiyaçlarindan, mücadeleden hareketle de kapitalist tahakkümün aldigi biçim ve yogunlasma alanlarinin tespitinden yola çikmalidir. Bunun tersi olan ideolojik kapatmalar ise teorik üretimi dondurur, düsünceyi mekaniklestirip en büyük gücü olan elestirelligi ondan alarak onu bir ezber formuna indirger. Bu noktadan sonra tarih degil sahte tarih yazimlari konusur. Gerçek, maddi ve dinamik olanin yerine soyut ve statik kategoriler geçmeye baslar ve bu kategoriler kendinde bir gerçeklik kazanmaya baslar. Ve biz artik tarihe bakmak yerine bu kategorilerle yetinip kendi hareketimizin olusunun dinamigini de kaybederiz. Yani sadece geçmisi degil gelecegimizi de kaybederiz. Iste bu idealizmdir. Idealizm felsefe ansiklopedilerinin, â??eytisimsel özdekçiliginâ? defterini dürüp rafa kaldirdigi bir maddesinden ibaret degildir. Idealizm tam da kapitalist tahakkümün kendine islerlik kazandirdigi bir düsünce biçimidir. Salt bir kategori degil, kategorileri gerçegin yerine koyarak düsünmenin kendisidir. Bu anlamda kurucudur ve tarihi öldürüp onun yerine sahte tarih yazimini geçirerek cinayeti gizleyebilecegini sanan bir katile benzer. Kapitalizmin isleyisi tarihsizlestirmedir, çünkü tarih mücadelenin tarihidir. Biz soykütük yöntemini bu tarihin açiga çikarilmasi ve geçmisin deneyimlerinin özgürleserek kendi adlarina, kendileri olarak bizimle konusmalarini saglamak için önemsiyoruz. Biz kendi geçmisimizle, onu kategorilere sokarak hesaplasmak degil, karsilikli bir konusmaya girmek, ondan simdiye kadar saklanmis sirlarini bize vermesini istiyoruz. Oku…. »

Otonomist Marksizm icinde | yorum yok »

Harry Cleaver’la röportaj (*)

10 March 2006

Austin, Texas’ta yasayan meshur Amerikali otonomist Harry Cleaver, Accion Zapatista içinde aktif olarak çalismaktadir. Yazilarinin çoguna, internetteki http://www.eco.utexas.edu:80/Homepages/Faculty/Cleaver/index2.html adresinden ulasilabilir. Bu röportaj, Massimo De Angelis tarafindan, 1993 Temmuz’unda Londra’da yapilmistir. Ilk kez, Italyan otonomist bir dergi olan �vis-à-vis� dergisinin, Sonbahar 1993 tarihli 1. sayisinda yayinlanmistir. Oku…. »

Otonomist Marksizm icinde | yorum yok »

Otonomist Marksizm ya da Farkli bir Tarih Okumasi Denemesi

10 March 2006

‘Preguntando caminamos, yürürken soralim. Evet, ama biz öfkeyle yürür, tutkuyla sorariz.’

Biz görünür olani parçalamak , görünür olmayani görünür kilmak ve oracikta hakkindan gelmek için yola çiktik. Görünür olan karsimizda, tüm öfkemizle onun varligini içimizde var etme çabasini izliyoruz. Görünür olan iktidardir. Yok edecegiz. Görünür olmayan ise gönüllü kulluktur, görünür olani yaratan ve onu kutsayan. Bedenlerimizin en ücra köselerine kadar sinmis olan gönüllü kulluk varligimizi gerçeklestirmemiz önünde en büyük engeldir. Yaraticiligin kendini var etmesi ve böylelikle yok etmesi önündeki engel. Aci içimizde köklesmis, kaniksanmis ve hapsedilmistir. Acimizi bilincimize çikaracagiz, bedenimize dayatacagiz. Tek çikisimiz acinin hissedilmesidir. Ancak onu hissettigimizde onu yaratani, böylelikle aciyi ortadan kaldiracagiz. Önümüzde duran, bedenimizin içinden geçtigi ve içinde var oldugu ve onu var ettigi iktidar, gönüllü kullugun öz suyundan beslenir. Onun ortaya çikmasi en büyük tehlikedir iktidar için. O yüzden kendini bedenimize açar ve bizi ‘iktidar’ yapar: Å?eylerin iktidari. Yani seylerin kulu. Varolusumuzu seylere tabi kilar. Ve biz kendi iktidari yeniden üretisimizde kendimizden, acimizdan kaçariz. Çektigimiz aci yaraticiligin acisidir. Kaçis noktamiz iktidarin kokmaz, görünmez, duyulmaz, karanlik (renksiz) ve dokunulmaz bedenidir. Her yerdir. Yani ayni zamanda görünmez olandir da. Iktidar yaratilmis tanridir. Yaraticiligin, korkularinin esiri olan insanoglundan kaçarak kendini var edebildigi tek yer. Biz kendi yetersizligimizde asmanin degil askinin pesindeyiz. Askin olan iktidardir, tanridir, devlettir, mülkiyettir, sermayedir, akildir. Ve biz kendi ölçülemezligimizi, yaraticiligin ölçülemezligini, tutkunun ölçülemezligini yakalayamadigimizda ve onun iktidari olamadigimizda askinin kollarinda huzur içinde uyuruz. Askin bizi bizim için tanimlar. Onun isidir bu. Tanimlamanin kabulü tanimlamaya tabiyeti içerir. Tanimlamanin tahakkümünü. Ve biz ancak tanimlamalar içinde algilar ve anlariz. Tanim disi olan ‘bostur’, haricidir. Oysa hareket ve yaratim tanimdan tanim disina kaçistir. Doludan, varolandan bosa, ‘hiçlige’. Olustur bu, özgürlük. Oku…. »

Otonomist Marksizm icinde | yorum yok »