17 June 2006

Sınıf siyaseti yeni bir kuruculuğun içinden geçiyor; geçerken de köklü tıkanıklar yaşanıyor ve taşınıyor. Sol bu tıkanıklığı aşamıyor, boğuluyor ve kendine yabancılaşıyor. Bu boğulma ve yabancılaşma ile yüzleşmemizin zamanı geldi ve geçiyor. Devrimci politik pratiğe dönük yüzlerin, bu yüzleşmeyi üstlenmesi gerekiyor. Komünalist otonomistler olarak gücümüz oranında bunu yapmaya çalışıyoruz.
Biz bu tıkanıklık, boğulma ve yabancılaşmayla yüzleşmeye girdiğimizde, önümüzü tıkayan iki temel boyuta çarptık: Bunlardan ilki metafizik, ikincisi ise tarihsel ve maddi boyut. Bu iki boyut üzerinde düşünmek bu metnin sınırlarını aşar; fakat metin ile bağlantısını dikkate alarak düşüncelerimizi ifade etmediğimiz zaman da metinde boşluklar oluşuyor. Bu bağlamda sınırlı bir değinme ile yetineceğiz.
Oku…. »
Otonomist Marksizm icinde | yorum yok »
20 March 2006

Komünizm ve Marx
Bugünün devrimci düşüncesinin besleneceği damarları açma çabası, kendi dönemimize kadarki devrimci tüm hareketlerin ve bu hareketlerin yenilgileriyle ve de yengileriyle yoğrulmuş olan teorik birikimin değerlendirilmesini elzem kılmaktadır. Bu değerlendirme, ideolojik kapatmalar üzerinden değil, geçmişi şimdide ve gelecekte bütünleyen bir soykütük yöntemiyle yapılabilir. Tarihe bakış yöntemi hareketin kuruluşuna içkin olarak kurulmalı, bugünün sınıf mücadelesinin güncel ihtiyaçlarından, mücadeleden hareketle de kapitalist tahakkümün aldığı biçim ve yoğunlaşma alanlarının tespitinden yola çıkmalıdır. Bunun tersi olan ideolojik kapatmalar ise teorik üretimi dondurur, düşünceyi mekanikleştirip en büyük gücü olan eleştirelliği ondan alarak onu bir ezber formuna indirger. Bu noktadan sonra tarih değil sahte tarih yazımları konuşur. Gerçek, maddi ve dinamik olanın yerine soyut ve statik kategoriler geçmeye başlar ve bu kategoriler kendinde bir gerçeklik kazanmaya başlar. Ve biz artık tarihe bakmak yerine bu kategorilerle yetinip kendi hareketimizin oluşunun dinamiğini de kaybederiz. Yani sadece geçmişi değil geleceğimizi de kaybederiz. İşte bu idealizmdir. İdealizm felsefe ansiklopedilerinin, “eytişimsel özdekçiliğin” defterini dürüp rafa kaldırdığı bir maddesinden ibaret değildir. İdealizm tam da kapitalist tahakkümün kendine işlerlik kazandırdığı bir düşünce biçimidir. Salt bir kategori değil, kategorileri gerçeğin yerine koyarak düşünmenin kendisidir. Bu anlamda kurucudur ve tarihi öldürüp onun yerine sahte tarih yazımını geçirerek cinayeti gizleyebileceğini sanan bir katile benzer. Kapitalizmin işleyişi tarihsizleştirmedir, çünkü tarih mücadelenin tarihidir. Biz soykütük yöntemini bu tarihin açığa çıkarılması ve geçmişin deneyimlerinin özgürleşerek kendi adlarına, kendileri olarak bizimle konuşmalarını sağlamak için önemsiyoruz. Biz kendi geçmişimizle, onu kategorilere sokarak hesaplaşmak değil, karşılıklı bir konuşmaya girmek, ondan şimdiye kadar saklanmış sırlarını bize vermesini istiyoruz. Oku…. »
Otonomist Marksizm icinde | yorum yok »
10 March 2006
Austin, Texas’ta yaşayan meşhur Amerikalı otonomist Harry Cleaver, Accion Zapatista içinde aktif olarak çalışmaktadır. Yazılarının çoğuna, internetteki http://www.eco.utexas.edu:80/Homepages/Faculty/Cleaver/index2.html adresinden ulaşılabilir. Bu röportaj, Massimo De Angelis tarafından, 1993 Temmuz’unda Londra’da yapılmıştır. İlk kez, İtalyan otonomist bir dergi olan �vis-à-vis� dergisinin, Sonbahar 1993 tarihli 1. sayısında yayınlanmıştır. Oku…. »
Otonomist Marksizm icinde | yorum yok »
10 March 2006
‘Preguntando caminamos, yürürken soralım. Evet, ama biz öfkeyle yürür, tutkuyla sorarız.’
Biz görünür olanı parçalamak , görünür olmayanı görünür kılmak ve oracıkta hakkından gelmek için yola çıktık. Görünür olan karşımızda, tüm öfkemizle onun varlığını içimizde var etme çabasını izliyoruz. Görünür olan iktidardır. Yok edeceğiz. Görünür olmayan ise gönüllü kulluktur, görünür olanı yaratan ve onu kutsayan. Bedenlerimizin en ücra köşelerine kadar sinmiş olan gönüllü kulluk varlığımızı gerçekleştirmemiz önünde en büyük engeldir. Yaratıcılığın kendini var etmesi ve böylelikle yok etmesi önündeki engel. Acı içimizde kökleşmiş, kanıksanmış ve hapsedilmiştir. Acımızı bilincimize çıkaracağız, bedenimize dayatacağız. Tek çıkışımız acının hissedilmesidir. Ancak onu hissettiğimizde onu yaratanı, böylelikle acıyı ortadan kaldıracağız. Önümüzde duran, bedenimizin içinden geçtiği ve içinde var olduğu ve onu var ettiği iktidar, gönüllü kulluğun öz suyundan beslenir. Onun ortaya çıkması en büyük tehlikedir iktidar için. O yüzden kendini bedenimize açar ve bizi ‘iktidar’ yapar: Şeylerin iktidarı. Yani şeylerin kulu. Varoluşumuzu şeylere tabi kılar. Ve biz kendi iktidarı yeniden üretişimizde kendimizden, acımızdan kaçarız. Çektiğimiz acı yaratıcılığın acısıdır. Kaçış noktamız iktidarın kokmaz, görünmez, duyulmaz, karanlık (renksiz) ve dokunulmaz bedenidir. Her yerdir. Yani aynı zamanda görünmez olandır da. İktidar yaratılmış tanrıdır. Yaratıcılığın, korkularının esiri olan insanoğlundan kaçarak kendini var edebildiği tek yer. Biz kendi yetersizliğimizde aşmanın değil aşkının peşindeyiz. Aşkın olan iktidardır, tanrıdır, devlettir, mülkiyettir, sermayedir, akıldır. Ve biz kendi ölçülemezliğimizi, yaratıcılığın ölçülemezliğini, tutkunun ölçülemezliğini yakalayamadığımızda ve onun iktidarı olamadığımızda aşkının kollarında huzur içinde uyuruz. Aşkın bizi bizim için tanımlar. Onun işidir bu. Tanımlamanın kabulü tanımlamaya tabiyeti içerir. Tanımlamanın tahakkümünü. Ve biz ancak tanımlamalar içinde algılar ve anlarız. Tanım dışı olan ‘boştur’, haricidir. Oysa hareket ve yaratım tanımdan tanım dışına kaçıştır. Doludan, varolandan boşa, ‘hiçliğe’. Oluştur bu, özgürlük. Oku…. »
Otonomist Marksizm icinde | yorum yok »
10 March 2006
Sosyal Demokrasi (1880-1918) içinden Anton Pannekoek, Otto Ruhle, Herman Gorter ve Sylvia Pankhurst’un da dahil oldukları Konsey Komünistleri ve Rosa Luxemburg ortaya çıkar. Luxemburg ve Konseyciler arasında karşılıklı etkileşim pek olmadığı gibi Luxemburg’un düşünceleri 1919 yılındaki ölümünden ancak otuz yıl sonra karşılık bulur. İlk dönem konseycileri, daha sonra G.I.K (Enternasyonalist Komünistler Grubu), Henk Canne Meijer, Cajo Brendel ve Paul Mattick takip eder. İlk konseyciler KAPD’nin (Alman Komünist İşçi Partisi) dağılmasından sonra kayda değer bir örgütsel varlık ortaya koyamamış olsalar da, Konsey Komünizmi I. Dünya Savaşı ile başlayan ve bugüne değin süren farklı bir eğilimi temsil eder. Amerika Birleşik Devletleri’nde Situationist International, Root and Branch (Kök ve Dal) ve Socialisme ou Barbarie (Ya Sosyalizm Ya Barbarlık) den ayrılan ICL/ICO ve bunların çeşitli kolları yoluyla 1960′lı yıllar konseyci grupların ve düşüncelerin yeniden dirilişine tanık olur. Oku…. »
Otonomist Marksizm icinde | yorum yok »
10 March 2006
‘Biz’ kavramı, ‘kendimiz’i ifade edebileceği gibi, ‘kendimiz’in içinde bulunduğu genel devrimci hareketin bütününü de ifade edebilir. Genelin adına, bir başkası adına kullanılacak �Biz’, bize ait bir düşünme biçimi değildir. Varlık, bir başkası üzerinden kendisini konuşturur. Varlık, bir başkasında değil, kendisinde kendini konuşturmalıdır. Bu bağlamda kullanacağımız ‘biz’, genelin içinde bulunan ‘kendimiz’ olarak algılanmalıdır. Okuyucu kendimizde kendini bulursa bizim için mutluluktur. Oku…. »
Otonomist Marksizm icinde | yorum yok »