18 April 2006
Devrime daha var…
Toni Negri ile söyleşi (14 Kasım 2005-La Stampa)
“Ne çetesi! Banliyölerdeki patlama kendiliğinden bir jacquerie[1] (ayaklanma) değil. Öyle olsa bile; bu, temel çizgileri fordizmin krizi olan, kökten değişmiş bir sosyal yapı içerisinde ve bu krize -sadece Fransa’da değil- politik bir tepkinin yokluğunda gerçekleşmekte. Bu yüzden, bana göre bir başkaldırı olarak kalıyor; ama eğer kelimeyi yumuşak bir anlamı ile anlarsak ayaklanma da diyebilirim.” Tam bir ayaklanmadan söz etmek için eksik olan şey açık: “Marx’ın ‘kendi için’ dediği, hedefleri olan bir politik bilinç eksik. Bu hareket bir şey istiyor ama hâlâ ne istediğini bilmiyor.” Oku…. »
Emek Cephesi icinde | yorum yok »
10 March 2006
Sermayenin üretiminin ve yeniden üretiminin sırrı, emeğin üretken ve yaratıcı etkinliklerini kendine mal ederek kendi olumlamasının gücü haline getirmesidir. Sermaye; canlı emeğin kendisi, eylemi ve toplumsallığı üzerindeki egemenlik hakkını gasp ederek kendi toplumsal devinimini güvence altına alır. Bu anlamda sömürü, sermayenin emeğin üretken ve yaratıcı potansiyeline olan bağımlılığından doğar. Sömürünün ön koşulu, emeğin mülksüzleştirilerek emek gücünü satmaya zorunlu kılınmasıdır. Bu yüzden sömürünün sınıfsal anlamı karşılığını; sadece emeğin üretmiş olduğu değer değil, bu değeri üretebilmesinin toplumsal koşulları üzerindeki egemenlikten dışlanmasında, yoksunlaştırılmasında bulur. Sömürü emeğin mülksüzleştirilerek sermaye karşısında bir sınıf olarak kurulduğu, ücretli emek olarak sınıfsallaştırıldığı andan itibaren başlar. Sermayenin üretimi ve yeniden üretimi, ancak ücretli emek ve sermaye arasındaki sınıf ilişkisinin üretimi ve yeniden üretimiyle mümkündür. Oku…. »
Emek Cephesi icinde | yorum yok »
10 March 2006
Neden G. Kore? G. Kore, güneydoğu Asya’nın özellikle kapitalistleşmemiş, metalaşmamış topraklarının küreselleşme döneminin ihtiyaçları doğrultusunda kapitalist ilişki ağına dahil edilmesinin en önemli ajanydı. Neoliberal politikaların meşruiyetinin ve kabulünün en önemli dayanaklarından olan Asya Kaplanlarının motor gücü G. Kore, 1997′de yaşanan Asya Krizinin bir numaralı kurbanı olarak yavaş yavaş görünür olmaktan çekilmeye çalışıldı. Ancak küreselleşme ve gelişme tartışmalarının odağına oturan Güneydoğu Asya’da yaşanan krizin açıklanması, neoliberal politikaların meşruiyeti açısından kaçınılmazdı. Bu noktada liberalist yaklaşımlar Kore’de yaşanan krizi aşırı devlet müdahalesine bağalarken yeni kurumcu-regülasyonist açıklamalar tam tersine devlet müdahalesinin yetersizliğinden dem vurmaktaydı. Oku…. »
Emek Cephesi icinde | yorum yok »
10 March 2006
1970′li yıllarda büyük bir kriz içine giren kapitalizm çözümü uluslararasılaşmada buldu. Küreselleşme adı verilen bu süreç, kapitalizmin ulusal egemenlik temelinde tanımlanmış iktidar işleyişinin tasfiyesi ve küresel bir piyasanın oluşturulması temelinde neoliberal politikalarla başta sağlık ve eğitim olmak üzere bütün toplumsal alanların ticarileştirilmesi anlamına geliyor. Ticarileştirme sürecinin aklı konumundaki GATS ( Hizmet Ticareti Genel Anlaşması) üzerinden verilen taahhütler doğrultusunda ulus devletler bu neoliberal politikaları uygulamaya giriştiler. Son zamanlarda art arda gündeme gelen İş Yasası, YÖK ve Kamu Reformu Yasa Tasarıları sermayenin emek cephesi üzerinde bu doğrultudaki bütünlükçü saldırısının birer parçasıdır. YÖK Yasa Tasarısı üniversitelerde fiilen başlamış olan ticarileştirme sürecini küresel piyasanın siyasal ve toplumsal normlarına uyumlu hale getirmek, üniversiteleri birer şirkete dönüştürmek amacını taşıyor. Kamu Reformu Yasa Tasarısı ise ticarileştirme sırasının sokaklara geldiğini gösteriyor. Oku…. »
Emek Cephesi icinde | yorum yok »
10 March 2006
1
Çokluk içkinliğin adıdır. Çokluk tekilliklerin bir bütünüdür. Bu öncüller temelinde, halk kavramını aşkınlıktan kurtardığımızda gerçeklikten geriye kalan şeyin ontolojik tanımını izlemeye hemen başlayabiliriz. Halk kavramının modernitenin hegemonik geleneği içinde nasıl şekil aldığı bilinen bir şey. Hobbes, Rousseau ve Hegel her biri kendince ve değişik şekillerde egemen aşkınlıktan başlayarak bir halk kavramı ürettiler: bu yazarların zihinlerinde çokluk kaos ve savaş olarak algılanı-yordu. Modernite düşüncesi bu temellerde ikili bir şekilde işler: bir taraftan tekilliklerin çeşitliliğini (multiplicity) soyutlayıp aşkın bir tarzla halk kavramında tekleştirir; öte taraftan (çokluğu kuran) tekilliklerin bütünlüğünü çözerek birey yığınına çevirir. Modern doğal hak teorisi, ister ampirik ister idealist kökenli olsun, her ikisi de içkinlik düzleminin dağılmasının ve aşkınlığın teorisidir. Aksine çokluğun teorisi, öznelerin kendi adına konuşmasını ve mülk sahibi bireylerdense temsil edilemeyen tekilliklerle uğraşılmasını gerektirir. Oku…. »
Emek Cephesi icinde | yorum yok »
10 March 2006
Günümüzde üretim süreçlerinin kendi içinde parçalara ayrılabilmesi ve üretimin küresel düzeyde örgütlenebilir hale gelmesi ile birlikte üretim süreçleri farklılaşırken, bu sürece denk düşen farklı emek kullanım tarzları açığa çıktı. Türkiye özgünlüğünde, bu emek kullanım tarzlarının nasıl düzenleneceği ve örgütleneceği sorunu, emek ve sermaye arasındaki iş ilişkisinin yeni ekonomik sürecin ihtiyaçlarına göre yeni bir düzenlemesini içeren İş Kanunu ile çözülmüş oldu. Kapitalizmin üretim sürecini parçalayarak emeğin üretim süreci içindeki toplumsallığını ve bu toplumsallıktan gelen örgütlülüğünü yok eden işleyişi, bu kanunla beraber siyasi ve hukuki olarak güvence altına alınıyor. Kapitalizmin post-fordist döneminin esnek emek kullanım tarzı, fordizm döneminin fabrika disiplininden farklılaşarak emeği üretim süreci içinde bireyselleştirerek disipline ediyor. Kar olanaklarının değişen seyrine göre üretim süreçlerinin kendi içinde parçalara ayrılabilmesi, emeğin istihdamının, çalışma saatlerinin ve ücretlerinin verimlilik ve performans kriterlerine göre değişen şekillerde düzenlenebilmesini olanaklı hale getiriyor. Emeğin harcandığı mekanın parçalanmasıyla, emeğin örgütlülüğünün maddi temeli ortadan kaldırılıyor. Bu kanunla beraber emek süreci, emeği hem siyasal hem de ekonomik bir maliyet unsuru olmaktan çıkaracak bir biçimde yeniden düzenleniyor. Kapitalizmin yeniden yapılandırılması bağlamında, devletin emek ve sermaye arasındaki çatışkının yönetilebileceği toplumsal bir uzlaşma zemini oluşturma işlevinden uzaklaşarak, işveren ve işçi arasındaki sözleşme ilişkisini piyasanın ihtiyaçlarına göre düzenleyecek kuralları hukuki ve siyasi olarak güvence altına alma işlevi ile yapılanmasına uygun olarak, emek ve sermaye arasındaki iş ilişkisi küresel piyasanın işleyişine tabi kılınıyor. Yasanın öngördüğü esnek çalışma biçimleri, emek ve sermaye arasındaki toplumsal ilişkiyi bu işleyişe uygun olarak biçimlendirme işlevleri bağlamında değerlendirilmeli. Oku…. »
Emek Cephesi icinde | yorum yok »