Tekel İşçilerinin İsyanı Hayatına Sahip Çıkmanın İsyanıdır
22 February 2010
Emek Cephesi icinde | 1 yorum »
22 February 2010
Emek Cephesi icinde | 1 yorum »
3 October 2009

Bir mağazanın vitrininde duran bir ayakkabıyı meta yapan nedir? Bu sorunun cevabı sermayenin ayakkabı üretmeye duyduğu ihtiyaçta gizlidir. Sermaye bir ürünü artı değer yaratmak için üretir. Ürün içindeki donmuş artı emek zamanın artı değer biçiminde mülkleştirilmesi, ürünün meta biçimi altında paraya çevrilmesini gerektirir. Öyleyse ayakkabı vitrinde durduğu haliyle artı değer üretemez. Ayakkabının fabrikada mı, atölyede mi yoksa zanaatçının elinde mi üretildiği de meta olup olmadığını anlayabilmemiz için yeterli değildir. Meta üreten toplumsal ilişki, yani kapitalizm var olmadan önce de alım satım ilişkisinin var olduğunu düşünürsek ayakkabının tek başına alım satım ilişkisine girmesi de yeterli olmaz. Meta bu iki sürecin bütünlüğü içinde konulmak zorundadır. Ayakkabının meta olabilmesi için kullanım değerine sahip olduğu bir başkasına donmuş emek zaman birimlerince belirlenen değişim değeri karşılığında devredilmesi gereklidir.i Ayakkabının metalaşma süreci, artı değer üretme ilişkisinin devindirici gücüdür ve sermaye ayakkabıyı bu ilişkinin üretimi ve yeniden üretimi için üretir. Bir ürün ancak bu ilişkinin içerisinde meta olabilir. Metanın ilişkisel karakteri onun toplumsallığını kaçınılmaz kılar. Meta salt bir ürün değil toplumsal bir üretim ilişkisidir. Ayakkabının hammaddesinin tedarik edilmesinden, üretim araçlarına, üretimin mekanına ve dolaşım süreçlerine kadar herhangi bir evrede dondurulmuş hali meta değildir. Meta ancak bu süreçlerin ilişkiselliğinin bir bütünü sonucunda ortaya çıkabilir ve doğru anlaşılabilmesi ancak bu bütünlük çerçevesinde mümkün olabilir. Metayı üreten sermaye tüm bu evreleri devindiren özne, dolaşım ve üretimin süreç halindeki birliğidir.
Oku…. »
Kapitalist İmparatorluk, Otonomist Marksizm, Emek Cephesi icinde | yorum yok »
6 September 2008

70â??li yillardan itibaren emek cephesinin güç kaybindan söz edilmekte. Bu güç kaybinin nedeni olarak, sermaye birikim sürecinin küresel serbest piyasa ekseninde yeniden yapilanmasi; sonucu olarak da, sendikalarin ve emegi temsil eden partilerin artik politika belirlemede etkili olmadigi veya olamadigi gösteriliyor. Ama ne sermaye birikim sürecinin yeniden yapilanmasinin politik kuruculugu emege dissal bir nedendir, ne de emek cephesinin ekonomik mücadele örgütü sendikalarin ve politik temsiliyetini üstlenen partilerin etkili olamamasi bu sermaye birikim sürecinin deger yaratma iliskisinden bagimsiz bir sonuçtur. Oku…. »
Emek Cephesi, Güncel icinde | yorum yok »
6 September 2008

Komünalizm
â??Å?imdiye kadarki tüm materyalizminâ?¦ baslica kusuru, nesnenin, gerçekligin, duyumlulugun, duyumsal insan faaliyeti, pratik (Praxis) olarak degil, öznel olarak degil; yalnizca nesne (Objekt) ya da sezgi biçiminde kavranmasidir.â?1 Maddeci olduklarinda tarihi, tarih karsisinda da maddeciligi unutan kaba materyalistler, â??â?¦insan faaliyetinin kendisini nesnel faaliyet olarak kavramaz.â?2 Marxâ??ta nesnellik, bir objektivite degil; duyumsal insan faaliyeti, etkinlik ve pratiktir. Oku…. »
Emek Cephesi icinde | yorum yok »
2 September 2008

Ekim devriminin krizi: Sovyetler mi devlet mi?
20. yüzyil siniflar mücadelesi pratiginde, ister asamali reform isterse asamali devrim taktigi üzerine kurulu olsun, komünizm gerekli maddi kosullarin olusumuna baglanan bir geçis paradigmasi içinde düsünüldü. 19. yüzyil siniflar mücadelesinin Paris Komünüâ??ndeki yenilgisinin ardindan Alman Marksizmi, kapitalizmin nihai bir krizinin söz konusu olamayacagi varsayimi temelinde, bu geçisin politik olarak devletin demokratiklestirilmesi üzerine oturtulmasinin bir ifadesiydi. Oku…. »
Emek Cephesi icinde | yorum yok »
2 September 2008

1848 özelestirisi üzerine düsünmek II[1]
Marx üzerinde düsünmek, Marx ötesi Marxâ??a geçmek ve Marxâ??i güncellestirmek ihtiyaci, â??Neden Marx?â? sorusunu yanitlamaktan geçiyor. Ekonomi politik, kapitalizmin tözüdür ve ekonomi politigin teorik ve pratik elestirisi yapilmadan anti-kapitalist bir devrim mümkün degildir. Marx, devrimi hayatini adadigi ekonomi politigin elestirisi içinden kurmustur. Bu imzaya çarpmadan, Marxâ??i içermek ya da asmak mümkün degildir. â??Neden Marx?â? sorusuna yanitimiz budur. Oku…. »
Emek Cephesi icinde | yorum yok »
18 April 2006
Devrime daha var…
Toni Negri ile söylesi (14 Kasim 2005-La Stampa)
â??Ne çetesi! Banliyölerdeki patlama kendiliginden bir jacquerie[1] (ayaklanma) degil. Öyle olsa bile; bu, temel çizgileri fordizmin krizi olan, kökten degismis bir sosyal yapi içerisinde ve bu krize -sadece Fransaâ??da degil- politik bir tepkinin yoklugunda gerçeklesmekte. Bu yüzden, bana göre bir baskaldiri olarak kaliyor; ama eger kelimeyi yumusak bir anlami ile anlarsak ayaklanma da diyebilirim.â? Tam bir ayaklanmadan söz etmek için eksik olan sey açik: â??Marxâ??in â??kendi içinâ?? dedigi, hedefleri olan bir politik bilinç eksik. Bu hareket bir sey istiyor ama hâlâ ne istedigini bilmiyor.â? Oku…. »
Emek Cephesi icinde | yorum yok »
10 March 2006
Sermayenin üretiminin ve yeniden üretiminin sirri, emegin üretken ve yaratici etkinliklerini kendine mal ederek kendi olumlamasinin gücü haline getirmesidir. Sermaye; canli emegin kendisi, eylemi ve toplumsalligi üzerindeki egemenlik hakkini gasp ederek kendi toplumsal devinimini güvence altina alir. Bu anlamda sömürü, sermayenin emegin üretken ve yaratici potansiyeline olan bagimliligindan dogar. Sömürünün ön kosulu, emegin mülksüzlestirilerek emek gücünü satmaya zorunlu kilinmasidir. Bu yüzden sömürünün sinifsal anlami karsiligini; sadece emegin üretmis oldugu deger degil, bu degeri üretebilmesinin toplumsal kosullari üzerindeki egemenlikten dislanmasinda, yoksunlastirilmasinda bulur. Sömürü emegin mülksüzlestirilerek sermaye karsisinda bir sinif olarak kuruldugu, ücretli emek olarak sinifsallastirildigi andan itibaren baslar. Sermayenin üretimi ve yeniden üretimi, ancak ücretli emek ve sermaye arasindaki sinif iliskisinin üretimi ve yeniden üretimiyle mümkündür. Oku…. »
Emek Cephesi icinde | yorum yok »
10 March 2006
Neden G. Kore? G. Kore, güneydogu Asya’nin özellikle kapitalistlesmemis, metalasmamis topraklarinin küresellesme döneminin ihtiyaçlari dogrultusunda kapitalist iliski agina dahil edilmesinin en önemli ajanydi. Neoliberal politikalarin mesruiyetinin ve kabulünün en önemli dayanaklarindan olan Asya Kaplanlarinin motor gücü G. Kore, 1997′de yasanan Asya Krizinin bir numarali kurbani olarak yavas yavas görünür olmaktan çekilmeye çalisildi. Ancak küresellesme ve gelisme tartismalarinin odagina oturan Güneydogu Asya’da yasanan krizin açiklanmasi, neoliberal politikalarin mesruiyeti açisindan kaçinilmazdi. Bu noktada liberalist yaklasimlar Kore’de yasanan krizi asiri devlet müdahalesine bagalarken yeni kurumcu-regülasyonist açiklamalar tam tersine devlet müdahalesinin yetersizliginden dem vurmaktaydi. Oku…. »
Emek Cephesi icinde | yorum yok »
10 March 2006
1970′li yillarda büyük bir kriz içine giren kapitalizm çözümü uluslararasilasmada buldu. Küresellesme adi verilen bu süreç, kapitalizmin ulusal egemenlik temelinde tanimlanmis iktidar isleyisinin tasfiyesi ve küresel bir piyasanin olusturulmasi temelinde neoliberal politikalarla basta saglik ve egitim olmak üzere bütün toplumsal alanlarin ticarilestirilmesi anlamina geliyor. Ticarilestirme sürecinin akli konumundaki GATS ( Hizmet Ticareti Genel Anlasmasi) üzerinden verilen taahhütler dogrultusunda ulus devletler bu neoliberal politikalari uygulamaya giristiler. Son zamanlarda art arda gündeme gelen Is Yasasi, YÖK ve Kamu Reformu Yasa Tasarilari sermayenin emek cephesi üzerinde bu dogrultudaki bütünlükçü saldirisinin birer parçasidir. YÖK Yasa Tasarisi üniversitelerde fiilen baslamis olan ticarilestirme sürecini küresel piyasanin siyasal ve toplumsal normlarina uyumlu hale getirmek, üniversiteleri birer sirkete dönüstürmek amacini tasiyor. Kamu Reformu Yasa Tasarisi ise ticarilestirme sirasinin sokaklara geldigini gösteriyor. Oku…. »
Emek Cephesi icinde | yorum yok »