10 March 2006
Önceleri bir öğrenci ve daha sonra bir profesör olarak yaptığım işin içeriği ve biçimi eğitim-öğretimin sınıfsal yapısı tarafından belirlendi. Bugün, bir profesör olarak, öğrenciler, diğer profesörler, öğretim dışı kadro ve üniversite yönetimi ile birlikte çalışıyorum. Sonuçta bütün bu ilişkiler, genel yüksek eğitim politikaları ve -üniversiteleri de yaratan, işlevlendiren- kapitalizm tarafından şekilleniyor. Oku…. »
Eğitimin Ticarileşmesi icinde | yorum yok »
10 March 2006
Neo-liberal politikalar çerçevesinde, 80′lerden sonra ivme kazanan bir süreç dahilinde, başta üniversiteler olmak üzere eğitim kurumları yeniden yapılandırılmakta. �Bilgi toplumu’ paradigması, bu politikaların merkezine oturmakta, yapılanmanın mantığını oluşturmakta. Bu paradigmanın söylemi, ancak rekabete dayalı bir anlayışla ekonomik gelişmenin sağlanabileceği ve bunun için hızlı, nitelikli, yönetsel bilginin üretilmesi ve toplumsallaştırılması gerekliliğidir. Verimli kaynak kullanımının sağlanması, yeni istihdam biçimleri, toplam kalite ve değerlendirme çalışmaları, eğitim ve araştırma faaliyetlerinin birbirinden ayrılması çalışmaları, bilgi iletişim teknolojilerinin üretiminin geliştirilmesi, yaşam boyu öğrenme yollarının geliştirilmesi, müfredatın standartlaştırılması, performansa dayalı derecelendirme sistemlerinin hayata geçirilmesi vs. bu söylemin gündemleştirdiği bazı başlıklardır. Oku…. »
Eğitimin Ticarileşmesi, AB icinde | yorum yok »
10 March 2006
Otonom: Söyleşimize geçenlerde yaşadığımız bir deneyimi sizinle paylaşarak başlamak istiyoruz. Bir hafta önce, hatta tam da sizin konferansınızın olduğu salonda, katılımcıları arasında OECD, IMF, Dünya Bankası, Bologna sürecinden temsilcilerin yanı sıra, Türkiye’den üniversite rektörleri, YÖK ve sermayenin temsilcisi TÜSİAD’ın da bulunduğu “Üniversiteler ve Yönetişim” üzerine bir toplantı düzenlendi. Onların gündemi de eğitimdi; içeride eğitim ve piyasa işbirliğinin nasıl sağlanabileceğini tartışıyorlardı. Aslında 1980′li yıllardan beri hem üniversite hem de genel olarak eğitimin sermaye ve piyasa ilişkileri ile daha uyumlu hale getirilmesi söz konusu. İlk başlarda bu durum, sol kesimlerce özelleştirme temelinde analiz edildi. Ancak zaman içinde görüldü ki, söz konusu durum kamu sektöründen özel sektöre doğru bir geçişten daha fazlasını içeriyor. Örneğin Boğaziçi Üniversitesi’nin devlet üniversitesi olması, burasının ticari bir yer olmadığı anlamına gelmiyor. Eğitim ve dolayısıyla tüm sosyal ilişkiler ticarileşmiş durumda. Öğrenciyle öğrenci, öğrenciyle öğretmen, öğretmenle öğretmen ve diğer çalışanlar arasındaki ilişkiler tamamen neo-liberal kapitalist sistemin belirlenimleri altında şekilleniyor. Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Özelleştirme mi yoksa daha geniş bir ticarileşme perspektifi ile mi ele almak gerekir bu alanda yaşananları? Biz Türkiye’deki durumu az çok biliyoruz; ancak Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa ve dünyanın diğer kesimlerinde süreç nasıl? Oku…. »
Eğitimin Ticarileşmesi icinde | yorum yok »
10 March 2006
‘Bilgi toplumu’ kavramı, bir yandan somut ve güncel olanın sınırlarına hapsedilip mutlaklaştırılma, ya da tarihsizleştirme riski taşırken, diğer yandan geçmişin ve geleceğin bugünde somutlandığını göz ardı eden bir yerden teorisizme kurban edilme riski taşıyor. Oysa kavram, kapitalist birikim sürecinin kendini yeniden üretme ve örgütleme söylem ve pratiklerinin tarihselliği içinde, sermayenin kendini toplumsallaştırma dinamikleri üzerinden anlaşılabilir. Bu anlamıyla ‘bilgi toplumu’ kavramı, emeğin denetim altına alınması mekanizmaları, toplumsal yeniden yapılanma üzerindeki etkileri ve kapitalist sistemin iktidar işleyişini meşrulaştırma işlevi ile yorumlandığında ön açıcı olabilir. Oku…. »
Eğitimin Ticarileşmesi icinde | yorum yok »
10 March 2006
Bugünlerde uzaktan eğitim üzerine dönen tartışmaların tümü, bilgisayar destekli eğitimin mucizele-rine duyulan sonsuz bir hayranlık halinde, teknoloji tartışmasında kilitleniyor. Teknolojide bir devrim olarak tanımlanan uzaktan eğitimin kendisi, bir icat havasında ve hatta bir devrim görüntüsünde. Bu, alışıldık olandan gözü pek bir kopuşu ve geleceğin yüksek eğitimindeki kökten dönüşümleri öngören fevkalade bir adım olarak görüldü. Görünüşte teknoloji güdümlü önlenemez bir kader ve teknolojik üstünlüğün baştan çıkarıcı cazibesi karşısında, her şeye şüpheyle yaklaşanlar tamamen susmuş durumda ve sorulan tüm sorular kendi cevabını içinde taşıyor. Oysa ki, tartışmayı egemenliği altına alan ve sınırlandıran bu teknoloji fetişizmi karşısında bir bedel ödemekteyiz. Çünkü bu fetişizmin kendisi, uzaktan eğitime yönelik yaşadığımız sürüklenişin en temel anlamını görmemizi engelliyor. Bu sürükleniş, esasen ne teknolojiye ilişkin bir şey ne de yeni bir şey. Biz daha önce buradan geçmiştik. Oku…. »
Eğitimin Ticarileşmesi icinde | yorum yok »
10 March 2006
‘Eğitimin piyasalaştırılmasının altında yatan neden, neo-liberal ekonomik ilkelerin ve kapitalist piyasanın tüm dünyadaki üstünlüğüdür.’
Dünya Bankası Raporu (1998)
Giriş: Piyasalaştırma süreci
Yüksek eğitim, kapitalist düzen için özel bir öneme sahiptir. Üniversiteler, emek piyasaları için işçilerin sahip olmaları gereken uzmanlık becerilerini tanımlar, egemen ideolojileri güçlendirir ve devletle sanayinin ihtiyaçlarını tüm toplumun ihtiyacı olarak örgütler. Üniversitelerin bu alışılmış rolüne rağmen, öğrenciler ve üniversite çalışanları eleştirel ve sorgulayan bir kimlik oluşturma konusunda genellikle başarılıdır. Üstelik bu başarıyı kapitalist ilişkilerin varlığına rağmen gösterirler. Oku…. »
Eğitimin Ticarileşmesi icinde | yorum yok »
10 March 2006
Bu yazıda, Şubat ayında gündeme gelen yükseköğretim yasa tasarısı taslağı ve hukuki düzenlemeler ile bu hukuki düzenlemelerle eğitimin yapılandırılması arasındaki ilişki ele alınacaktır. Oku…. »
Eğitimin Ticarileşmesi icinde | yorum yok »
10 March 2006
-Gelişmekte olan ülkelerde hizmetlerin liberalizasyonu, gelişmekte olan dünyada 2015 yılı itibariyle 6 trilyon dolarlık bir ek gelir yaratabilir.
-Hizmet ticaretindeki sınırların yüzde 33 oranında kaldırılmasından edinilecek kazanım küresel ekonomik refahı 389.6 milyar dolarlık bir seviyeye çıkaracaktır.
-Hizmet görüşmeleri tüm DTÖ üyeleri ve gelişmekte olan ülkeler için gerçek fırsatlar sunuyor.
DTÖ basın bildirisinden
Oku…. »
Eğitimin Ticarileşmesi icinde | yorum yok »
10 March 2006
Sırada ‘Öğrenci Memnuniyeti’!!!
“YÖK için her şey hazır, son bir stratejik operasyona ihtiyaç var: devlet üniversitelerinin ticarileştirilerek piyasalaştırılması ve buna uygun olarak devlet üniversitelerinin yapılandırılması. Yüksek öğretimde stratejik yapılandırma programı 94’te Dünya Bankası ve OECD’nin de önerileriyle TÜSİAD tarafından rapor edildi. Bu program doğrultusundaki öneriler yasalaşmayı bekliyor. Uluslararası kapitalist emperyalizmin yeniden yapılanmasına bağlantılı olarak ülkemizi yeniden yapılandırma stratejisinin bir parçası olarak tahkim ve mezarda emeklilik yasasıyla devlet üniversitelerinin ticarileştirilmesi bir bütünün parçalarını oluşturuyor. Devlet üniversitelerinin ticarileştirmesine barikat olacak bir öğrenci muhalefeti uluslararası kapitalizmin ülkemizde yapılanmasına sokulan en önemli çomak olacaktır. Sol siyasal muhalefet tahkimin önüne direnerek yenilen bir barikat bile olamadı. İşçi hareketi mezarda emekliliğe karşı duramadı. Sıra bizde, önümüzdeki dönem üniversite muhalefetinin önemi burada yatıyor.”
Oku…. »
Eğitimin Ticarileşmesi icinde | yorum yok »
10 March 2006
Her tarihsel süreçte eğitimin nasıl olması gerektiğine dair yaklaşımlar, bir yandan naif gibi algılanabilecek bilme ve tanıma merakının bir görüngüsü olarak tanımlansa da (buna inanmak özgürce düşünmenin önünü kesen en naifçe naiflik olsa gerek), aynı zamanda o tarihsel sürecin belirleyicisi olan ideolojik yönelimin, toplumsal çatışkıları çözmede ve/veya kendi lehine devam ettirmede kullandığı örgütsel formları yaratmanın birer aracıdırlar. Oku…. »
Eğitimin Ticarileşmesi icinde | yorum yok »