'Dergiler'

Otonom 17

26 April 2008

 kapak17.JPG

Özledik!.. Sayfalarımızı karıştırıp bakanları, alıp okuyanları, bizi anlamlı ve anlamsız bulan, tanımadığımız fakat var olan tüm okurları özledik. Kitapçıların dergi raflarını, evlerdeki kitaplıkları, sağa sola sayfaları katlanmış olarak bırakılan unutulan köşeleri, yerleri, masa üstlerini, çanta ve cepleri özledik. Devrimci kahkahanın keyfiyle ve hasretle tekrar Merhaba!

 

Geciktik!.. Otonom’un 17. sayısını çok geciktirdik. Siyasal süreçteki gelişmelere teknik olarak yetişemedik. Otonom üç ayda bir çıkan bir dergi. Çok ciddi siyasal gelişmeler oldu. Olmaya gebe ve olacak. Bütün olanlar yarın olacaklar ile ilişkili. Bir gelişme sonuçları olgunlaşmadan bir başka gelişmeyle gündemden düşüyor. Her gelişmenin potansiyelini yakalama durumu Otonom’un 17. sayısının çıkmasını erteletti. Gecikmemiz bu yüzdendir. Fakat 17. sayıyı çıkartmamız gerekli; daha fazla ertelemek ayıp olurdu. Bu yüzden 17. sayı güncelliği çözümleyen bir sayıdan daha çok kuramsal aporialar üzerine yoğunlaşan bir sayı oldu.

 

Yeni bir küresel egemenliğin, üçüncü dünya savaşı içersinden kurulduğunu biliyoruz. Savaş içinde bu egemenliğin kuruluşunun yoğunlaştığı coğrafyanın tam göbeğindeyiz. Bütün siyasal aktörlerin açığa çıktığı ve yeniden kurulduğu bir siyasal sürecin içinden geçiyoruz. İç siyasal dinamiklerin tarihten gelen çelişki ve çatışmaları küresel ve bölgesel güç ilişkileriyle açığa çıkmış bulunmaktadır. Bu güçlerin nasıl bir diziliş içersinde konumlanacakları bir virtüeldir. Virtüel kavramı potansiyel kavramından farklıdır. Potansiyel üzerinden sonuç kestirilebilinir; virtüelde ise sonuç kestirilemez. Süreç içindeki güçler, süreç sonucunda çok değişmiş bir konumda bulunabilir. Erken adımlar ve çözümlemeler tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Güçler arası savaş yiğitçe sürdürülmemektedir. Kirli, oportünist, pragmatik ve kaypak bir zemin üzerinde savaş sürdürülmektedir. Buradan çıkarılacak sonuç şudur: Bu savaş egemenler arası bir güç savaşıdır. Söylem gerçeği yansıtmamaktadır. Tam bir Ortadoğu siyaseti içindeyiz. Bu savaş birinci cumhuriyetçiler ile ikinci cumhuriyetçilerin egemenlik savaşıdır. Emek bu savaşta taraf olmamalıdır.

 

Emeğin gündemi Tuzla tersanesinde yaşananlardı. Emek gündemini tutamadı. Küresel ekonomik kriz, Anayasa çalışmaları, Kuzey Irak operasyonu, türban olayları, sosyal güvenlik yasası, AKP’nin kapatılma davası, Ergenekon operasyonu vb. olaylar iç içe, peş peşe eşzamanlı gelişmelerdi. Bu gelişmeler, üçüncü cumhuriyetin kuruluş sancılarıdır. Bu sancıların yaşanacağı önemli bir yıl içinden geçeceğimiz kesindir. Gelişmelerle ilgili yazılarımızı bir sonraki sayılara bırakıyoruz.

 

Bu süreçte tüm emek cephesinin devrimci mücadelesini şimdiden komünist coşkumuzla   selamlar ve emeğin 1 MAYIS bayramını kutlarız. Görüşmek üzere!…

Uncategorized, Dergiler icinde | 1 yorum »

Otonom 16

26 October 2007

oto16_kapak.jpg
Sermaye özel, toplumsal, siyasal alan sınırlarını ortadan kaldırarak hayatın her alanına sızıyor. Kendisini üretebilmek için emeğin yaratıcı gücünü ücretli emek altında sınıflaştırarak tahakküm altına alıyor. Ulus devletlerin çözülmekte, sermayenin hayatın her hücresinde kendisini üretmekte olduğu bu dönemde, toplumsal alandaki çelişkilerin siyasal alandaki temsiliyetini ifade eden siyasal demokrasi ve tartıştırdığı cumhuriyet, vatandaşlık gibi kavramlar emeğin geleceğini ifade etmiyor.

22 Temmuz seçimleri ile girilen süreç, yeni küresel egemenlik biçiminin bu topraklarda kuruluşunun önemli bir uğrağını ifade ediyor. Bu seçim, normal ve konjonktürel gerilimleri ifade etmenin çok ötesine geçen, egemen güçler arasında yüz yıldır süren tarihsel bir hesaplaşma anlamını taşıyor. Birinci cumhuriyetin çözülüşünü ve ikinci cumhuriyetin kuruluşunu işaret ediyor. Bu seçimlere ister birinci cumhuriyetçilerin ister ikinci cumhuriyetçilerin arkasına dizilerek katılanlar, siyasal demokrasi zemininde konumlanmışlardır. Birinci cumhuriyetçiler siyasal bağımsızlık temelinde hareket ederken, ikinci cumhuriyetçiler siyasal demokrasi konseptinde devletin demokratikleştirilmesinin politik gücü olarak özneleşmişlerdir.

Emeğin özgürleşmesi, sınıflaştırma ilişkilerini güvence altına alan devletin herhangi bir biçimini kurucu güç olarak olumlayarak gerçekleşmeyecektir. Komünizm, sınıfsızlaşmanın politikliğidir ve bugüne içkindir. Komünizm yarınlara ertelenen bir cennet değildir. Komünizmin politikliği bugünden komünalistliktir. Devrim kavramının devrimcileştirilmesi, komünizmin devletleştirilmesi ile değil, komünalistleştirilmesi ile mümkündür. Egemenler açısından yeni bir kuruculuğa işaret eden seçimleri ve emeğin komünalist gücünün olanaklarını araştırdığımız bu sayımızla, yeniden merhaba…

İletişim için:

www.otonomlar.org

otonom@otonomlar.org

otonom@yahoogroups.com

Oku…. »

Dergiler icinde | yorum yok »

Otonom 15

15 May 2007

otonom15.jpg
Tarih ve insanlık bir kez daha kirletilmek isteniyor. Egemenler, tüm insanlığı tanık sandalyesine oturtarak kirli, çirkin savaşlarına suç ortakları arıyor. Bu tanıklık karşısında insanlık onurumuza, vicdanımıza ses vermek, tarihimizi hatırlamak durumundayız. Bizim tarihimiz, emeğin tarihi, egemenlerin ve devletlerin tarihi olamaz. Egemenlik sınırları içinde birbirlerine düşman kılınmaya, devletleştirilmeye çalışılan topraklar, tarihleriyle bu kirli savaşa direniyor. Bu coğrafyanın yerlileri devletleşmek istemiyor…
Toprakların ulusal sınırlar altında çitlenmesi, halklara yıkım ve acıdan başka bir şey getirmiyor. Acılarımızın dindirilmesi ise ne resmi belge ve tezlerin konuşturulduğu metinlere gömülmekten ne de yasalar yoluyla egemenler savaşında taraf olmaktan geçiyor. Özgürlük mücadelesini devlet geleneğinin dışına çıkartan devrimci bir söylem, toprakları birbirine kavuşturacak ve insanlığı kutsal söylemler cehenneminden kurtaracaktır. Hrant Dink�in cenazesinde olduğu gibi iktidar kimliklerimizden uzak yürüdüğümüzde, devlete dönüşmemiş politikliğin kahkahasını özgürlük ve devrim olarak yaşayacağız. İnsanların sel olup akmasıyla aralanan zaman, dünyanın yerlilerinin zamanıdır.
Biz dünyanın ne ulusları ne sınırları ne devletleri ne de egemenleriyiz; biz dünyanın yerlileriyiz ve dünyalıyız. Bize dayatılan sınırlara, milliyetçiliklere ve savaşlara karşı hayatımızı, kardeşliğimizi istiyoruz.

Kardeşlikle, merhaba !

Bu Sayıda:

Kardeşlik
Hukuk, Savaş ve acının temsiliyeti
1908�in Düşündürdükleri…
Aman be bir mecalim var!
Kapitalizm ırkçıdır
Sokak çocukları
Imparatorluk: Emperyalizmin en yüksek aşaması
Sağlığın piyasalaşması ya da acının metalaştırılması
Yörüngesinde Dünyanin
Yörüngesinde Boğaziçinin

Dergiler icinde | 3 yorum »

Otonom 14

6 January 2007

oto14_kapak.jpg

Dünya, yeni bir egemenlik krizinin sancılarıyla “üçüncü dünya savaşı”nın içinden geçiyor. Bu sancıların içinde güçler değişiyor, dönüşüyor ve yeni güçler aktörleşiyor. Bu savaşta, yeni bir egemenlik biçimi olan kapitalist imparatorluğun kurucu güçleri oluşuyor. Bu güçler, küresel emeği doğrudan sermayeleştirmek için engelsiz, pürüzsüz bir zemin oluşturmaya çalışıyor. Emek, küresel sermayenin doğrudan ücretli emeği haline getirilmek isteniyor.

Ancak emek, yaratıcı gücünü sermayenin kendine mal etmesine izin vermeden farklılığı içinde kendi içkin olumlama pratiğini kuracaktır…kurmaktadır… Zaman, her türlü ölçme, tektipleştirme, indirgeme, temsil etme, sınırlama ve kapatma eğilimine direnen dünyanın yerlilerinin zamanıdır. Yüzyıllardır ulus devlet altında inim inim inletilen, yok sayılan, ötekileştirilen, katledilen, yerliliği ve dünyalılığı yasaklanan göçmenler ve dünyanın yerlilerinin zamanı… Bu yerliler, uluslaşarak diğer yerlilerin üzerinde egemenlik kurmak istemiyor. Dünyanın yerlileri siyasal özgürlük değil, toplumsal özgürlük istiyor. Toprakların, devletlerin siyasal mülkiyeti altında düşmanlaştırılmasını istemiyor. Dünyanın yerlileri; sınırların kaldırıldığı, devletlerin olmadığı, orduların dağıtıldığı, silah fabrikalarının kapatıldığı topraklarda barış ve kardeşlik olacağına inanıyor. “Yaşasın devletsiz, sınıfsız toprakların kardeşliği ve dünya yurttaşlığı” diyor. 1968’de başlayan, emeğin ücretli emekten kopuşu devam ediyor.

Bugünden geleceği kuracağımız sorularla yürüyüşümüz de devam ediyor. Hayallerimiz de… Coşku ve heyecanla, merhaba…

Bize merhaba diyebileceğiniz bazı yollar:
www.otonomlar.org
otonom@otonomlar.org
otonom@yahoogroups.com

Bu sayıda:
* Devlet biçimine karşı mücadeleden devlete karşı mücadeleye
* Hınçtan hiçliğe aşkın siyaset
* Emek ulusal değil kurucu güçtür
* Değerin ölçüsü “emek zaman” ve “egemenlik” ilişkisi üzerine yeniden düşünmek
* Felsefedeki eksen değişikliği ve yeniden Spinoza okuması
* Zapatistaların “devrimi mümkün kılan devrimi”
* 6-7 Ekim ulusaşırı göçmen eylemleri günü
* Uyum veya birlikte yaşama
* Chavez, Lula, Kirchner: Bir giriş
* Her kampüs Beyazıttır
* Yörüngesinde Boğaziçi’nin
* Yörüngesinde Dünya’nın

Dergiler icinde | yorum yok »

Otonom 13

28 June 2006

otonom13.jpg

Dünya bir kez daha sarsılırken, yer yerinden oynarken, tüm dünyayı kucaklayabilecek bir söyleme, küresel bir söyleme ihtiyacımız var. İsyanı küreselleştirebilmek için. İktidarlar adına değil, hayat adına devrim diyebilmek için. İşte bu devrimin ve geleceğin gerçek sahipleri… Göçmenler, işsizler, yoksullar, kaçışlarıyla çıplak bedenlerinden başka direniş alanları kalmamış olanlar, yarını belirsiz gençler, mahalleliler, kadınlar, öğrenciler, renkliler, güvencesizler, işsiz işçiler, topraksız köylüler, mutfaktakiler, en alttakiler, sokağın sahipleri, sermayeyle pazarlığa oturmayı reddeden işçiler, çocuklar, deliler, pisiler, havhavlar, civcivler, tosbağalar, ormanlar, ırmaklar, dağlar, toprak ve hayat, yani çokluk, yani “yurtsuz” yurtseverler, yani yersiz yurtsuz yerliler, yani egemenlerin, iktidarların, sınırların, devletlerin kardeşliği yerine toprakların kardeşliği diyenler… İmparatorluğun asla tümüyle tahakküm altına alamayacağı, sistemi daima krize sokan, kapitalist kaba sığmaz emeğin, ölçülemez emeğin bedeni olan çokluk. Orada, burada, her yerde oluşum halinde olan toplumsal güç… Konuşmamız bu yüzler ve bu seslerle. Selamımız size. Kucaklaşmamız içten. Her zaman olduğu gibi… Bize selam edebileceğiniz adresler:
www.otonomlar.org
otonom@otonomlar.org
otonom@yahoogroups.com

Bu sayıda:
• Komünalizm
• “Emeğin üretimden gelen gücü”nden “yaratıcı gücü”ne
• Çokluk ve otonomi
• Cumhuriyetin yerlileri
• İtalya’da ROM gerçeği
• Özgürleşme
• Kelle kesen açık iktidardan yaşam sunan gizli iktidara
• Evcilleşme(me) üzerine bir deneme
• İtalya’da radikal düşünce: teori ve pratiğe özgün bir katkı
• Geçmişten günümüze Otonomist Marksizmin yol haritası
• Bir sınıfsızlaşma deneyimi olarak Zapatistalar
• Salma James ile röportaj
• Yörüngesinde dünyanın

Dergiler icinde | yorum yok »

Otonom 12

10 March 2006

Kızılderili imgesiyle, her türlü tahakküme
isyanlarıyla cevap veren tüm karşı-yaşamları
selamlayarak, yaşamın içini isyankâr bir onurla,
hakiki bir vicdanla ve devrimci bir coşkuyla,
doldurmak, yaşamı gerçekten yaşanabilir kılmak için
çıktığımız bu yolda, yürüyerek öğrenme yolculuğumuz
Zapatistaların onur yürüyüşüyle kucaklaştı. İnsanlığın
tüm ortak değerlerinin korkunç bir yıkımdan
geçirildiği günümüzde, Fransa’da öfkesini kıvılcıma
çeviren bir Müslüman göçmenin, İsrail’de utanç
duvarının ardına itilen bir Filistinlinin, İran’da
sürekli kendini gizlemek zorunda bırakılan bir
ateistin, Meksika’da unutulmaya direnen bir Maya
yerlisinin çığlığı bizim çığlığımızdır. Biz “Senden
başka yüzümüz yok” demiştik… “Kara maskelerimizin
ardında, silahlı sesimizin ardında, anılamaz adımızın
ardında, bizden gördüklerinizin ardında, bunun
gerisinde, biz, siziz” demişti Zapatistalar. Evet, bir
aynaydık, bir değil, birçok, bütün sınırları kaldıran,
“bütün renklerde boyanan, tüm dillerde konuşan, her
yerde yaşayan” ve dünyanın tüm sokaklarında yürüyen,
ama sorarak yürüyen, “öfkeyle yürüyen tutkuyla
soran”… İşte bu çığlığı, bu öfkeyi, bu tutkuyu, bu
onur yürüyüşünü yaşamımıza, sayfalarımıza davet ettik.
Biz komünalizmin içkin kuruculuğu çabasıyla tarihin
içinden tutkuyla yürürken, tarihimizle,
yenilgilerimizle, utancımızla, sırlarımızla,
güçlüklerimizle ve de içkin gücümüzle yüzleşirken,
Ekim Devrimi’ni, emeğin tarihini yoldaşımız Marx’ı,
Lenin’i yeniden okurken, patikamızı Zapatistalar
adımlarıyla şenlendirdi. Bu şenlik hepimizin… çünkü
biz onlarız… çünkü biz siziz… Biz bir aynayız.

Bu sayıda: Oku…. »

Dergiler icinde | yorum yok »

Otonom 11

10 March 2006

kapak_c.jpg

Yeni bir küresel egemenlik biçiminin kuruluş sürecinin ürettiği gerilimler ve dirençler, hem kendi coğrafyamızda hem de AB içindeki güç çatışmalarıyla giderek daha doğrudan hissediliyor. Bu süreç, siyasetin bütün dinamiklerinin ya küresel egemenlik işleyişinin öznesi olarak yeniden yapılanma ya da geçmiş iktidar işleyişinde direnen bir güç olarak konumlanma arasında bir tercih noktasına geldiğinin çok açık bir ifadesi. Bu güçler çatışması içinde, emeğin siyasetini ulusalcı söylemle ulusal sınırlar içine hapsetmek ya da burjuva özünü eleştirmeden demokrasi söylemini sahiplenmek, bu çatışmayı devrimci bir krize dönüştürmek yerine ancak ya yeniden üretebilir ya da reforme edebilir. Bu yüzden bu sayıda sermayenin emeği tahakküm altına alma biçiminin yeni iktidar işleyişinin çözümlenmesiyle birlikte, 19. ve 20. yüzyıl Marksizm tartışmalarına geri dönerek, bugünün sınıflar mücadelesi içinde emeğin kendini politik olarak olumlamasına dayalı, doğrudan komünalist bir devrim istencinin nasıl özgürleşebileceği sorununu tartıştırmak istedik. Kendi yazılarımız dışında bu sayıda özellikle yayınlamayı tercih ettiğimiz çeviri yazılarında, devrim kavramının komünalist bir bakış açısıyla ve güncel bir olanak olarak yeniden kurulabilmesinin önünü açabilecek kök tartışmaları bulabilirsiniz. İlerleyen sayfalarda ise, çığlıklarının duyulduğu ilk günden beri anti-kapitalist hareket içinde isyanın simgesi haline gelen Zapatistalar’ın komünal demokrasi deneyimleri üzerine bir güzelleme…

Komünalist bir dünya arzumuzun çoşkusu ve kahkahasıyla…

Bu sayıda: Oku…. »

Dergiler icinde | yorum yok »

Otonom 10

10 March 2006

kapak10.jpg

Kızılderili; çünkü onlar, yerelde simgeleşen evrensel, satılamayan yaşam imgesi. Ne mutlu, gökyüzümüz ve toprağımız ortak…” diyerek düştük yola. Ve inatla sürdürdük yürüyüşümüzü üç yıl boyunca. Sapanın ucuna taş yaptık, bulut yapıp gökyüzünüze saldık sözümüzü. Yaktık sonra hepsini, dumanlarıyla selam göndermek için onurlu insanlara, isyankarlara, unutulmuşlara, güneşin çocuklarına, kapatılanlara, “alternatif köylere”, sokaklara, duvarları yıkanlara, “küçük generallere”, tüm devrimcilere, devrimci tarihimize, bugünümüze ve küresel yoldaşlarımıza…
Tarihi kirleten şarlatanları gördük sonra. “Küresel demokrasi” adına insanlığa savaş açan; ölüm makinalarıyla korku salan; yasalarıyla düzenleyen, ölçen, biçen, sınırlayan; devletiyle sindiren, zorlayan; ruhumuzu fethetmeye çalışan şarlatanlar… Sözümüzle, eylemimizle, ruhumuzla isyan ettik tarihi kirletenlere. Dünyalı olmanın coşkusu ve kahkahasıyla şenliğe çevirdik bulunduğumuz her yeri, onların karşısında.
Kirli elleriyle bizi sınırlamaya, kalıba sokmaya, metalaştırmaya, kırmaya çalışan büyüklerin dünyasındaki çocuklar olduk. Neşemize, umudumuza, coşkumuza ortak olmak isteyenlerle buluştuk bu üç yıl boyunca. Düşüncelerimizi paylaştık, düşlerimizi eyledik beraberce. Hiçbir zaman sarsılmayacak inancımız, coşkumuz ve arzumuzla devam ediyoruz işte yola…
10. sayımızla merhaba…

Bu sayımızda: Oku…. »

Dergiler icinde | yorum yok »

Otonom 9

10 March 2006

kapak9w.jpg

Bu sayıda: Oku…. »

Dergiler icinde | yorum yok »

10 March 2006

otonom8.gif

Bu sayıda: Oku…. »

Dergiler icinde | yorum yok »