'Dergiler'

Otonom 20. Sayı Çıktı!

4 October 2009

Oto 20

Merhaba,

Geçen merhabamızda, biraz dertlenip içimizi dökmüştük yüzlerini bilmediğimiz siz dostlarımıza. Şimdi ise yirminci sayımızı çıkarmanın neşesi içindeyiz. Sayılarda keramet aramak nafile, ama gönlümüz yine de bu sayının coşkusunu kendimize çok görmemekten, sizinle paylaşmaktan yana. Kahkahamız elinizdeki sayfalar olsun.

“Bekle bizi” deyip ahdettiğimiz İstanbul, haramilerin, haraççıların, kafesçilerin, şantajcıların istilasında. IMF ve Dünya Bankası denilen hırsız çeteleri, elli dört yıl sonra tekrar Türkiye’de, İstanbul’da toplanıyor. Türkiye, imparatorluğun küresel egemenlik işleyişini oluşturan piramide giderek daha çok eklemleniyor. Küresel pazar ve küresel sermaye, bu coğrafyayı büyük bir iştahla yalayıp yutuyor. Bu kuşatmaya karşı her yer isyan, her yer direniş alanı. Emeğin sermayeye değil, sermayenin emeğe ihtiyacı varsa, kapitalizmin çanına ot tıkamak da emeğin gerçek antagonizmasının kuruluşuna ve kendi kudretini olumlamasına bağlı. Bu kudret dünyalıdır. Bu dünyada topraklar kardeştir. Kardeş topraklarda yaşanan toplumsallıkların politik sınırları ve egemenlikleri yoktur. Politik egemenlik altında halkların kardeşliği olamaz. Emeğin kudretinde, yeryüzü gökyüzüdür. Emeği sınıflaştıran ücretli emek, bu kudrete vurulan bir boyunduruktur. Emeğin kudreti yaratıcıdır, dönüştürücüdür. Ölçülemez toplumsal yarar üretir, bu kudret komünalisttir. Emeğin özgürlüğü onun kendi kudretindedir. Ve de kapitalistlerin kongre salonlarındaki protokollerini yıkacak olan onun bu kudretidir.

Yirminci sayımızla herkese merhaba…

İçindekiler:

- Anti-kapitalizme içkin bir soru: Emeğin farkı nedir?
- Hegel ontolojisinde devlet: Diyalektik reformizmdir
- Meta fetişizmi ve antagonizma… Devamı
- Devrimcilik ve hareket üzerine “gençlikten bir deneme”
- Öğrenci Hareketi ve Örgütlenme
- Kafama bir elma düştü
- Sınıf mücadelesinde bir dönüm noktası olarak 1989-93 süreci
- EAP: çalışanı kurtarma programı
- Meta toplumsal bir üretim ilişkisidir
- Ortak olanın kullanımı
- Mektup var!

Dergiler icinde | yorum yok »

Otonom 19

11 June 2009


1.jpg

Merhaba,

Otonom’u yine geciktirdik, okurlardan özür dileriz; okurlarımızın affına sığınarak yeniden merhaba! Biz otonom emekçileri, iki elin parmakları kadarız. Mütevazı olmaya gerek yok; gücümüzün üzerinde işleri yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Hani derler ya: “Ölüm ne ki, biz yaşamı üstlenmiş insanlarız.” Bizim için üstlenilen, şu aşağılık kapitalist toplumsal ilişkiler içinde emeğini mülkleştirmeden, kendini politik piyasada piyasalaştırmadan, komünalite içinde, emeğimizle ve ekmeğimizle başımız dik, değerlerimizle  ayakta kalmak, onurlu yaşamak!.. Faaliyetlerimizi fonlamak ve ekmeğimizi kazanmak için her birimiz birkaç iş yapmak zorunda kalmaktayız. Anlayacağınız dostlar zaman karşısında politik emeğimiz yalnız ve kadrosal olarak azız. Ah! Şu iki elin parmaklarına diğer ellerin parmakları da katılsa! Bir çoğalabilsek! Emeklerimizin karşılığını bir görebilsek… Örgütlü olmanın neşesini şu bireycileşmiş dünyada bir tadabilsek! Örgütlü olmadan kudret toplumsallaşmıyor dostlar! Olsun, adımız inat ve inadına olsun. Bizce güzel yazılar yazdık hediyemiz olsun…

 

Dergiler icinde | 1 yorum »

18. Sayi Çikti

19 September 2008

18 Kapak

Film sahnelerini aratmayan, her gün baska baska olagan süphelilerin desifre oldugu, ajanlarla, istihbarat savaslariyla dolu günler yasiyoruz. Yarin gazetelerde â??Söylendigine göre Kayzer Soze Türkmüsâ? diye bir baslik atilsa kimse garipsemeyecek sankiâ?¦ Ancak bu film setinde bin bir komployla sahnelenen bu çirkin kavga bizim kavgamiz degil. Bu çirkin kavga, egemen güçlerin iktidar kavgasidir. Yeni bir egemenlik biçiminin, II. Cumhuriyetâ??in, AKPâ??nin Sezarizmi ile kurulusunun sancilaridir. Bizim kavgamizsa, egemenlere, mülk sahiplerine karsi mülksüzlerin verdigi kavgadir, isyandir!
Ancak ne yazik ki, egemenler arasindaki bu kirletici savasin, solun kendi içinde bir krize dönüsmesine tanik oluyoruz. Bu süreç içinde Marksistlerin söylem yoklugu ve Marksistlik adina modernist solâ??un kullandigi söylemler, Marksizmi kendine yabancilastiriyor. Modernist sol, Marksizme yabancilasiyor. Onurumuz olan tarihimiz adina, kendi üzerimize düsünmek artik zorunludur.
Gelecegimiz tarihimizde sakliâ?¦ Bugünün egemenlik iliskilerinin çözümlenebilmesi, sermayenin diyalektiginin elestirisinden geçiyor. Egemen güçlerin iktidar kavgalarina karsi emegin komünalizmindeki içkinlige ve otonomiye ihtiyaç var. Bu, Marxâ??in güncellenmesinin ve emegin 21. yüzyildaki politik paradigmasinin ufuklarini açiyor.  Sözümüzü tüketmek bir yana, tarihimizle ve gelecegimizle yoldasça muhabbet edebilmenin zamanini ve heyecanini yasiyoruz. Bize bu coskuyu veren bütün devrimci tarihimize ve gelecegimize en içten selamlarimizlaâ?¦ Merhaba!

Bu sayida:

Özne ve yapi arasinda: Marksizm ve Hegel Toplumsal fabrika
Devlet aklinin yeniden kurulusu üzerine
Ikinci cumhuriyet ve modernist solun krizi
Devlet ve egemenligin ötesinde siyaset
Dile benden ne dilersen: Back up
Ücret, rant ve kârin bilissel kapitalizmdeki yeni eklemlenmesi
Ilisu Baraji projesi
Derelerin kardesligi
Dünya dönüyor (I)
Mucize operasyon

Dergiler icinde | yorum yok »

Otonom 17

26 April 2008

 kapak17.JPG

Özledik!.. Sayfalarimizi karistirip bakanlari, alip okuyanlari, bizi anlamli ve anlamsiz bulan, tanimadigimiz fakat var olan tüm okurlari özledik. Kitapçilarin dergi raflarini, evlerdeki kitapliklari, saga sola sayfalari katlanmis olarak birakilan unutulan köseleri, yerleri, masa üstlerini, çanta ve cepleri özledik. Devrimci kahkahanin keyfiyle ve hasretle tekrar Merhaba!

 

Geciktik!.. Otonomâ??un 17. sayisini çok geciktirdik. Siyasal süreçteki gelismelere teknik olarak yetisemedik. Otonom üç ayda bir çikan bir dergi. Çok ciddi siyasal gelismeler oldu. Olmaya gebe ve olacak. Bütün olanlar yarin olacaklar ile iliskili. Bir gelisme sonuçlari olgunlasmadan bir baska gelismeyle gündemden düsüyor. Her gelismenin potansiyelini yakalama durumu Otonomâ??un 17. sayisinin çikmasini erteletti. Gecikmemiz bu yüzdendir. Fakat 17. sayiyi çikartmamiz gerekli; daha fazla ertelemek ayip olurdu. Bu yüzden 17. sayi güncelligi çözümleyen bir sayidan daha çok kuramsal aporialar üzerine yogunlasan bir sayi oldu.

 

Yeni bir küresel egemenligin, üçüncü dünya savasi içersinden kuruldugunu biliyoruz. Savas içinde bu egemenligin kurulusunun yogunlastigi cografyanin tam göbegindeyiz. Bütün siyasal aktörlerin açiga çiktigi ve yeniden kuruldugu bir siyasal sürecin içinden geçiyoruz. Iç siyasal dinamiklerin tarihten gelen çeliski ve çatismalari küresel ve bölgesel güç iliskileriyle açiga çikmis bulunmaktadir. Bu güçlerin nasil bir dizilis içersinde konumlanacaklari bir virtüeldir. Virtüel kavrami potansiyel kavramindan farklidir. Potansiyel üzerinden sonuç kestirilebilinir; virtüelde ise sonuç kestirilemez. Süreç içindeki güçler, süreç sonucunda çok degismis bir konumda bulunabilir. Erken adimlar ve çözümlemeler tehlikeli sonuçlar dogurabilir. Güçler arasi savas yigitçe sürdürülmemektedir. Kirli, oportünist, pragmatik ve kaypak bir zemin üzerinde savas sürdürülmektedir. Buradan çikarilacak sonuç sudur: Bu savas egemenler arasi bir güç savasidir. Söylem gerçegi yansitmamaktadir. Tam bir Ortadogu siyaseti içindeyiz. Bu savas birinci cumhuriyetçiler ile ikinci cumhuriyetçilerin egemenlik savasidir. Emek bu savasta taraf olmamalidir.

 

Emegin gündemi Tuzla tersanesinde yasananlardi. Emek gündemini tutamadi. Küresel ekonomik kriz, Anayasa çalismalari, Kuzey Irak operasyonu, türban olaylari, sosyal güvenlik yasasi, AKPâ??nin kapatilma davasi, Ergenekon operasyonu vb. olaylar iç içe, pes pese eszamanli gelismelerdi. Bu gelismeler, üçüncü cumhuriyetin kurulus sancilaridir. Bu sancilarin yasanacagi önemli bir yil içinden geçecegimiz kesindir. Gelismelerle ilgili yazilarimizi bir sonraki sayilara birakiyoruz.

 

Bu süreçte tüm emek cephesinin devrimci mücadelesini simdiden komünist coskumuzla   selamlar ve emegin 1 MAYIS bayramini kutlariz. Görüsmek üzere!…

Uncategorized, Dergiler icinde | 1 yorum »

Otonom 16

26 October 2007

oto16_kapak.jpg
Sermaye özel, toplumsal, siyasal alan sinirlarini ortadan kaldirarak hayatin her alanina siziyor. Kendisini üretebilmek için emegin yaratici gücünü ücretli emek altinda siniflastirarak tahakküm altina aliyor. Ulus devletlerin çözülmekte, sermayenin hayatin her hücresinde kendisini üretmekte oldugu bu dönemde, toplumsal alandaki çeliskilerin siyasal alandaki temsiliyetini ifade eden siyasal demokrasi ve tartistirdigi cumhuriyet, vatandaslik gibi kavramlar emegin gelecegini ifade etmiyor.

22 Temmuz seçimleri ile girilen süreç, yeni küresel egemenlik biçiminin bu topraklarda kurulusunun önemli bir ugragini ifade ediyor. Bu seçim, normal ve konjonktürel gerilimleri ifade etmenin çok ötesine geçen, egemen güçler arasinda yüz yildir süren tarihsel bir hesaplasma anlamini tasiyor. Birinci cumhuriyetin çözülüsünü ve ikinci cumhuriyetin kurulusunu isaret ediyor. Bu seçimlere ister birinci cumhuriyetçilerin ister ikinci cumhuriyetçilerin arkasina dizilerek katilanlar, siyasal demokrasi zemininde konumlanmislardir. Birinci cumhuriyetçiler siyasal bagimsizlik temelinde hareket ederken, ikinci cumhuriyetçiler siyasal demokrasi konseptinde devletin demokratiklestirilmesinin politik gücü olarak öznelesmislerdir.

Emegin özgürlesmesi, siniflastirma iliskilerini güvence altina alan devletin herhangi bir biçimini kurucu güç olarak olumlayarak gerçeklesmeyecektir. Komünizm, sinifsizlasmanin politikligidir ve bugüne içkindir. Komünizm yarinlara ertelenen bir cennet degildir. Komünizmin politikligi bugünden komünalistliktir. Devrim kavraminin devrimcilestirilmesi, komünizmin devletlestirilmesi ile degil, komünalistlestirilmesi ile mümkündür. Egemenler açisindan yeni bir kuruculuga isaret eden seçimleri ve emegin komünalist gücünün olanaklarini arastirdigimiz bu sayimizla, yeniden merhabaâ?¦

Iletisim için:

www.otonomlar.org

otonom@otonomlar.org

otonom@yahoogroups.com

Oku…. »

Dergiler icinde | yorum yok »

Otonom 15

15 May 2007

otonom15.jpg
Tarih ve insanlik bir kez daha kirletilmek isteniyor. Egemenler, tüm insanligi tanik sandalyesine oturtarak kirli, çirkin savaslarina suç ortaklari ariyor. Bu taniklik karsisinda insanlik onurumuza, vicdanimiza ses vermek, tarihimizi hatirlamak durumundayiz. Bizim tarihimiz, emegin tarihi, egemenlerin ve devletlerin tarihi olamaz. Egemenlik sinirlari içinde birbirlerine düsman kilinmaya, devletlestirilmeye çalisilan topraklar, tarihleriyle bu kirli savasa direniyor. Bu cografyanin yerlileri devletlesmek istemiyor…
Topraklarin ulusal sinirlar altinda çitlenmesi, halklara yikim ve acidan baska bir sey getirmiyor. Acilarimizin dindirilmesi ise ne resmi belge ve tezlerin konusturuldugu metinlere gömülmekten ne de yasalar yoluyla egemenler savasinda taraf olmaktan geçiyor. Özgürlük mücadelesini devlet geleneginin disina çikartan devrimci bir söylem, topraklari birbirine kavusturacak ve insanligi kutsal söylemler cehenneminden kurtaracaktir. Hrant Dink�in cenazesinde oldugu gibi iktidar kimliklerimizden uzak yürüdügümüzde, devlete dönüsmemis politikligin kahkahasini özgürlük ve devrim olarak yasayacagiz. Insanlarin sel olup akmasiyla aralanan zaman, dünyanin yerlilerinin zamanidir.
Biz dünyanin ne uluslari ne sinirlari ne devletleri ne de egemenleriyiz; biz dünyanin yerlileriyiz ve dünyaliyiz. Bize dayatilan sinirlara, milliyetçiliklere ve savaslara karsi hayatimizi, kardesligimizi istiyoruz.

Kardeslikle, merhaba !

Bu Sayida:

Kardeslik
Hukuk, Savas ve acinin temsiliyeti
1908�in Düsündürdükleri…
Aman be bir mecalim var!
Kapitalizm irkçidir
Sokak çocuklari
Imparatorluk: Emperyalizmin en yüksek asamasi
Sagligin piyasalasmasi ya da acinin metalastirilmasi
Yörüngesinde Dünyanin
Yörüngesinde Bogaziçinin

Dergiler icinde | 3 yorum »

Otonom 14

6 January 2007

oto14_kapak.jpg

Dünya, yeni bir egemenlik krizinin sancilariyla â??üçüncü dünya savasiâ?nin içinden geçiyor. Bu sancilarin içinde güçler degisiyor, dönüsüyor ve yeni güçler aktörlesiyor. Bu savasta, yeni bir egemenlik biçimi olan kapitalist imparatorlugun kurucu güçleri olusuyor. Bu güçler, küresel emegi dogrudan sermayelestirmek için engelsiz, pürüzsüz bir zemin olusturmaya çalisiyor. Emek, küresel sermayenin dogrudan ücretli emegi haline getirilmek isteniyor.

Ancak emek, yaratici gücünü sermayenin kendine mal etmesine izin vermeden farkliligi içinde kendi içkin olumlama pratigini kuracaktir…kurmaktadir… Zaman, her türlü ölçme, tektiplestirme, indirgeme, temsil etme, sinirlama ve kapatma egilimine direnen dünyanin yerlilerinin zamanidir. Yüzyillardir ulus devlet altinda inim inim inletilen, yok sayilan, ötekilestirilen, katledilen, yerliligi ve dünyaliligi yasaklanan göçmenler ve dünyanin yerlilerinin zamani… Bu yerliler, uluslasarak diger yerlilerin üzerinde egemenlik kurmak istemiyor. Dünyanin yerlileri siyasal özgürlük degil, toplumsal özgürlük istiyor. Topraklarin, devletlerin siyasal mülkiyeti altinda düsmanlastirilmasini istemiyor. Dünyanin yerlileri; sinirlarin kaldirildigi, devletlerin olmadigi, ordularin dagitildigi, silah fabrikalarinin kapatildigi topraklarda baris ve kardeslik olacagina inaniyor. â??Yasasin devletsiz, sinifsiz topraklarin kardesligi ve dünya yurttasligiâ? diyor. 1968â??de baslayan, emegin ücretli emekten kopusu devam ediyor.

Bugünden gelecegi kuracagimiz sorularla yürüyüsümüz de devam ediyor. Hayallerimiz de… Cosku ve heyecanla, merhaba…

Bize merhaba diyebileceginiz bazi yollar:
www.otonomlar.org
otonom@otonomlar.org
otonom@yahoogroups.com

Bu sayida:
* Devlet biçimine karsi mücadeleden devlete karsi mücadeleye
* Hinçtan hiçlige askin siyaset
* Emek ulusal degil kurucu güçtür
* Degerin ölçüsü â??emek zamanâ? ve â??egemenlikâ? iliskisi üzerine yeniden düsünmek
* Felsefedeki eksen degisikligi ve yeniden Spinoza okumasi
* Zapatistalarin â??devrimi mümkün kilan devrimiâ?
* 6-7 Ekim ulusasiri göçmen eylemleri günü
* Uyum veya birlikte yasama
* Chavez, Lula, Kirchner: Bir giris
* Her kampüs Beyazittir
* Yörüngesinde Bogaziçiâ??nin
* Yörüngesinde Dünyaâ??nin

Dergiler icinde | yorum yok »

Otonom 13

28 June 2006

otonom13.jpg

Dünya bir kez daha sarsilirken, yer yerinden oynarken, tüm dünyayi kucaklayabilecek bir söyleme, küresel bir söyleme ihtiyacimiz var. Isyani küresellestirebilmek için. Iktidarlar adina degil, hayat adina devrim diyebilmek için. Iste bu devrimin ve gelecegin gerçek sahipleri… Göçmenler, issizler, yoksullar, kaçislariyla çiplak bedenlerinden baska direnis alanlari kalmamis olanlar, yarini belirsiz gençler, mahalleliler, kadinlar, ögrenciler, renkliler, güvencesizler, issiz isçiler, topraksiz köylüler, mutfaktakiler, en alttakiler, sokagin sahipleri, sermayeyle pazarliga oturmayi reddeden isçiler, çocuklar, deliler, pisiler, havhavlar, civcivler, tosbagalar, ormanlar, irmaklar, daglar, toprak ve hayat, yani çokluk, yani â??yurtsuzâ? yurtseverler, yani yersiz yurtsuz yerliler, yani egemenlerin, iktidarlarin, sinirlarin, devletlerin kardesligi yerine topraklarin kardesligi diyenler… Imparatorlugun asla tümüyle tahakküm altina alamayacagi, sistemi daima krize sokan, kapitalist kaba sigmaz emegin, ölçülemez emegin bedeni olan çokluk. Orada, burada, her yerde olusum halinde olan toplumsal güç… Konusmamiz bu yüzler ve bu seslerle. Selamimiz size. Kucaklasmamiz içten. Her zaman oldugu gibi… Bize selam edebileceginiz adresler:
www.otonomlar.org
otonom@otonomlar.org
otonom@yahoogroups.com

Bu sayida:
â?¢ Komünalizm
â?¢ â??Emegin üretimden gelen gücüâ?nden â??yaratici gücüâ?ne
â?¢ Çokluk ve otonomi
â?¢ Cumhuriyetin yerlileri
â?¢ Italyaâ??da ROM gerçegi
â?¢ Özgürlesme
â?¢ Kelle kesen açik iktidardan yasam sunan gizli iktidara
â?¢ Evcillesme(me) üzerine bir deneme
â?¢ Italyaâ??da radikal düsünce: teori ve pratige özgün bir katki
â?¢ Geçmisten günümüze Otonomist Marksizmin yol haritasi
â?¢ Bir sinifsizlasma deneyimi olarak Zapatistalar
â?¢ Salma James ile röportaj
â?¢ Yörüngesinde dünyanin

Dergiler icinde | yorum yok »

Otonom 12

10 March 2006

Kizilderili imgesiyle, her türlü tahakküme
isyanlariyla cevap veren tüm karsi-yasamlari
selamlayarak, yasamin içini isyankâr bir onurla,
hakiki bir vicdanla ve devrimci bir coskuyla,
doldurmak, yasami gerçekten yasanabilir kilmak için
çiktigimiz bu yolda, yürüyerek ögrenme yolculugumuz
Zapatistalarin onur yürüyüsüyle kucaklasti. Insanligin
tüm ortak degerlerinin korkunç bir yikimdan
geçirildigi günümüzde, Fransaâ??da öfkesini kivilcima
çeviren bir Müslüman göçmenin, Israilâ??de utanç
duvarinin ardina itilen bir Filistinlinin, Iranâ??da
sürekli kendini gizlemek zorunda birakilan bir
ateistin, Meksikaâ??da unutulmaya direnen bir Maya
yerlisinin çigligi bizim çigligimizdir. Biz â??Senden
baska yüzümüz yokâ? demistik… â??Kara maskelerimizin
ardinda, silahli sesimizin ardinda, anilamaz adimizin
ardinda, bizden gördüklerinizin ardinda, bunun
gerisinde, biz, sizizâ? demisti Zapatistalar. Evet, bir
aynaydik, bir degil, birçok, bütün sinirlari kaldiran,
â??bütün renklerde boyanan, tüm dillerde konusan, her
yerde yasayanâ? ve dünyanin tüm sokaklarinda yürüyen,
ama sorarak yürüyen, â??öfkeyle yürüyen tutkuyla
soranâ?… Iste bu çigligi, bu öfkeyi, bu tutkuyu, bu
onur yürüyüsünü yasamimiza, sayfalarimiza davet ettik.
Biz komünalizmin içkin kuruculugu çabasiyla tarihin
içinden tutkuyla yürürken, tarihimizle,
yenilgilerimizle, utancimizla, sirlarimizla,
güçlüklerimizle ve de içkin gücümüzle yüzlesirken,
Ekim Devrimiâ??ni, emegin tarihini yoldasimiz Marxâ??i,
Leninâ??i yeniden okurken, patikamizi Zapatistalar
adimlariyla senlendirdi. Bu senlik hepimizin… çünkü
biz onlariz… çünkü biz siziz… Biz bir aynayiz.

Bu sayida: Oku…. »

Dergiler icinde | yorum yok »

Otonom 11

10 March 2006

kapak_c.jpg

Yeni bir küresel egemenlik biçiminin kurulus sürecinin ürettigi gerilimler ve dirençler, hem kendi cografyamizda hem de AB içindeki güç çatismalariyla giderek daha dogrudan hissediliyor. Bu süreç, siyasetin bütün dinamiklerinin ya küresel egemenlik isleyisinin öznesi olarak yeniden yapilanma ya da geçmis iktidar isleyisinde direnen bir güç olarak konumlanma arasinda bir tercih noktasina geldiginin çok açik bir ifadesi. Bu güçler çatismasi içinde, emegin siyasetini ulusalci söylemle ulusal sinirlar içine hapsetmek ya da burjuva özünü elestirmeden demokrasi söylemini sahiplenmek, bu çatismayi devrimci bir krize dönüstürmek yerine ancak ya yeniden üretebilir ya da reforme edebilir. Bu yüzden bu sayida sermayenin emegi tahakküm altina alma biçiminin yeni iktidar isleyisinin çözümlenmesiyle birlikte, 19. ve 20. yüzyil Marksizm tartismalarina geri dönerek, bugünün siniflar mücadelesi içinde emegin kendini politik olarak olumlamasina dayali, dogrudan komünalist bir devrim istencinin nasil özgürlesebilecegi sorununu tartistirmak istedik. Kendi yazilarimiz disinda bu sayida özellikle yayinlamayi tercih ettigimiz çeviri yazilarinda, devrim kavraminin komünalist bir bakis açisiyla ve güncel bir olanak olarak yeniden kurulabilmesinin önünü açabilecek kök tartismalari bulabilirsiniz. Ilerleyen sayfalarda ise, çigliklarinin duyuldugu ilk günden beri anti-kapitalist hareket içinde isyanin simgesi haline gelen Zapatistalarâ??in komünal demokrasi deneyimleri üzerine bir güzelleme…

Komünalist bir dünya arzumuzun çoskusu ve kahkahasiyla…

Bu sayida: Oku…. »

Dergiler icinde | yorum yok »