Modern Siyasetin Mantığı: İktidar Diyalektiktir

12 June 2009


Modern felsefe geleneği içinde diyalektik, hiçbir şeyin kendi içinde olmayıp başkayla bağlantılılığı içinde düşünülebilmesine olanak veren, böylelikle özne ve nesne, akıl ve beden, düşünce ve pratik gibi türlü ikilikleri çözüme kavuşturan bütünlükçü bir felsefi yöntem olarak olumlanmıştır. Diyalektik, ikiliklerin bir bütünün dolayımıyla birbirini yok etmeyen tersine yeniden üreten çelişkiler biçiminde uzlaştırılmasının felsefesidir. Bu felsefenin kuruluşu ise, diyalektiği tarihsel-toplumsal alana taşıyarak ona daha önce görülmemiş ontolojik bir anlam atfeden Hegel’e aittir. Hegel’deki göndermesiyle hatırlayalım. Tin soyutlaması altında karşımıza çıkan bütün, tekilliklerde başkalaşmak yoluyla kendiyle çelişerek devinen mutlak hakikati/varlığı ifade ederken, diyalektik mutlak bütünün bu çelişkili devinimidir. Bununla birlikte sınıflar mücadelesinin felsefesi ya da bilimi olma iddiasındaki Marksizmler için diyalektiğin asıl önemi, karşıtların çelişmesinden doğan hareketi gösterebiliyor olmasından gelir. Buna göre diyalektik, mutlak olan her şeyin geçici karakterini ortaya koyan, kesintisiz oluş ve yok oluşun yasasıdır. Dolayısıyla Hegel’den beslenen Marksizmlerin ortak noktası, Hegel’de kendine başkalaşarak kendini üreten varlığın çelişkili devinimini veren diyalektiği, sınıflar mücadelesinin yasası olarak uygulamak olmuştur. Tarihin motoru sınıflar mücadelesiyse, sınıflar mücadelesinin motoru karşıtların çelişmesidir. Ancak Hegel’de Tin soyutlaması altında mutlak hakikatin/varlığın hareketini veren diyalektiğin, Marksist söylemde karşıtların çelişmesinin sürekliliği temelinde mutlak olan her şeyin geçiciliğini veren bir yasaya dönüştürülmesi nasıl mümkün olabilmiştir?

Oku….. »

Politik Felsefe icinde | yorum yok »

Otonom 19

11 June 2009


1.jpg

Merhaba,

Otonom’u yine geciktirdik, okurlardan özür dileriz; okurlarımızın affına sığınarak yeniden merhaba! Biz otonom emekçileri, iki elin parmakları kadarız. Mütevazı olmaya gerek yok; gücümüzün üzerinde işleri yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Hani derler ya: “Ölüm ne ki, biz yaşamı üstlenmiş insanlarız.” Bizim için üstlenilen, şu aşağılık kapitalist toplumsal ilişkiler içinde emeğini mülkleştirmeden, kendini politik piyasada piyasalaştırmadan, komünalite içinde, emeğimizle ve ekmeğimizle başımız dik, değerlerimizle  ayakta kalmak, onurlu yaşamak!.. Faaliyetlerimizi fonlamak ve ekmeğimizi kazanmak için her birimiz birkaç iş yapmak zorunda kalmaktayız. Anlayacağınız dostlar zaman karşısında politik emeğimiz yalnız ve kadrosal olarak azız. Ah! Şu iki elin parmaklarına diğer ellerin parmakları da katılsa! Bir çoğalabilsek! Emeklerimizin karşılığını bir görebilsek… Örgütlü olmanın neşesini şu bireycileşmiş dünyada bir tadabilsek! Örgütlü olmadan kudret toplumsallaşmıyor dostlar! Olsun, adımız inat ve inadına olsun. Bizce güzel yazılar yazdık hediyemiz olsun…

 

Dergiler icinde | yorum yok »

18. Sayi Çikti

19 September 2008

18 Kapak

Film sahnelerini aratmayan, her gün baska baska olagan süphelilerin desifre oldugu, ajanlarla, istihbarat savaslariyla dolu günler yasiyoruz. Yarin gazetelerde â??Söylendigine göre Kayzer Soze Türkmüsâ? diye bir baslik atilsa kimse garipsemeyecek sankiâ?¦ Ancak bu film setinde bin bir komployla sahnelenen bu çirkin kavga bizim kavgamiz degil. Bu çirkin kavga, egemen güçlerin iktidar kavgasidir. Yeni bir egemenlik biçiminin, II. Cumhuriyetâ??in, AKPâ??nin Sezarizmi ile kurulusunun sancilaridir. Bizim kavgamizsa, egemenlere, mülk sahiplerine karsi mülksüzlerin verdigi kavgadir, isyandir!
Ancak ne yazik ki, egemenler arasindaki bu kirletici savasin, solun kendi içinde bir krize dönüsmesine tanik oluyoruz. Bu süreç içinde Marksistlerin söylem yoklugu ve Marksistlik adina modernist solâ??un kullandigi söylemler, Marksizmi kendine yabancilastiriyor. Modernist sol, Marksizme yabancilasiyor. Onurumuz olan tarihimiz adina, kendi üzerimize düsünmek artik zorunludur.
Gelecegimiz tarihimizde sakliâ?¦ Bugünün egemenlik iliskilerinin çözümlenebilmesi, sermayenin diyalektiginin elestirisinden geçiyor. Egemen güçlerin iktidar kavgalarina karsi emegin komünalizmindeki içkinlige ve otonomiye ihtiyaç var. Bu, Marxâ??in güncellenmesinin ve emegin 21. yüzyildaki politik paradigmasinin ufuklarini açiyor.  Sözümüzü tüketmek bir yana, tarihimizle ve gelecegimizle yoldasça muhabbet edebilmenin zamanini ve heyecanini yasiyoruz. Bize bu coskuyu veren bütün devrimci tarihimize ve gelecegimize en içten selamlarimizlaâ?¦ Merhaba!

Bu sayida:

Özne ve yapi arasinda: Marksizm ve Hegel Toplumsal fabrika
Devlet aklinin yeniden kurulusu üzerine
Ikinci cumhuriyet ve modernist solun krizi
Devlet ve egemenligin ötesinde siyaset
Dile benden ne dilersen: Back up
Ücret, rant ve kârin bilissel kapitalizmdeki yeni eklemlenmesi
Ilisu Baraji projesi
Derelerin kardesligi
Dünya dönüyor (I)
Mucize operasyon

Dergiler icinde | yorum yok »

Ikinci cumhuriyet ve modernist solun krizi

18 September 2008

Ikinci cumhuriyet ve modernist solun krizi

Egemen güçler arasinda verilen iktidar kavgalarinin biçimi ile yöneten ve yönetilenler arasinda verilen sinif savasiminin biçimi arasindaki fark, ezilenler açisindan onur vericidir. Mülk sahibi egemen siniflarin kendi aralarinda verdikleri güç savasini sürdürme biçimleri komplo, mülksüzlerin mülk sahiplerine karsi verdigi mücadele biçimi ise isyandir.
Komplolarla sürdürülen igrenç bir kavganin içinden geçiyoruz. Kirli ve mide bulandirici komplolar savasina her gün tanik oluyoruz. Hollywood filmlerini aratmayacak ajanlari ve istihbarat savaslarini izliyoruz. Siyasal bir degerin toplumsal bir degere dönüsmesi, degeri elde edecek olan mücadelenin içerik ve biçimine baglidir. Bu kirletici savas, bizim savasimiz ve bizim tarzimiz degildir. Bu biçimde sürdürülen bir politik savastan, ne â??laiklikâ? ne de â??demokrasiâ? bir toplumsal deger olarak çikabilir. Peki, komplolarla sürdürülen bu egemenler arasi güç savasini, mülklüler ile mülksüzler arasi savasa dönüstürebilir miyiz? Komploya karsi isyan, bu sürece agirligini koyabilir mi? Bu süreçte, toplumsal degere dönüserek kalicilasan politik bir deger olusabilir mi? Oku….. »

Güncel icinde | 2 yorum »

İtalya’da radikal düsünce: teori ve pratige özgün bir katki (Volkan Yaraşır)

6 September 2008

217.jpg

1968, 20. yüzyilin en büyük toplumsal muhalefet dalgasiydi. Ve bir küresel ayaga kalkisti.

Refah toplumunun insanin ruhunu kadavra eden karakterine ve özgürlük ütopyasini kirleten reel sosyalizme karsi kitleler, imkansizi istemek için sokaklari isgal etti. Baska bir dünyanin mümkün olabilecegini, molotof kokteylleriyle kaldirim taslarini birlestirerek, fabrikayla sokagi kaynastirarak, eylemin yikici ve yaratici gücünde gösterdi. Oku….. »

Otonomist Marksizm icinde | yorum yok »

Geçmisten günümüze Otonomist Marksizmin yol haritasi

6 September 2008

wildcat.jpg
Geçmisten günümüze Otonomist Marksizmin yol haritasi

Otonomist Marksizmin son çeyrek yüzyil içindeki hatlari nasil yorumlanabilir? 1979â??dan önce, bu konuya iliskin herhangi bir tartisma zorunlu olarak Italyan deneyimine odaklanirdi. Ancak 80â??lerin basiyla, daha önce emek süreci, hareket ve teori arasinda var olan yakin iliskinin görünüste kirilmasiyla birlikte, Italyaâ??da â??operaismoâ? (isçicilik) olarak bilinen proje â??parçalara ayrilmisâ? görünüyordu. Oku….. »

Otonomist Marksizm icinde | yorum yok »

Çokluk ve otonomi

6 September 2008

Mexican people picking green beans in a field just above Everglades National Park, Turco (c) 2002.jpg

Çokluk ve otonomi

Lenin, burjuva parlamenter demokrasisine karsi iktidar Sovyetlere dedigi Nisan Tezleriâ??nde, devrimi üstlenecek güç olarak proletaryayi adres gösteriyordu. Ama devrimi üstlenecek olan bu proletarya, Rusyaâ??nin o dönemki kosullari dikkate alindiginda, ortodoks Marksizmin endüstriyel isçi sinifi degildi. Lenin, Ekim devrimi aninda Rusyaâ??nin sinif bilesenini devrimci bir perspektifle konusturabilecek bir hareketin önderligini olusturma çabasindaydi. Oku….. »

Otonomist Marksizm icinde | yorum yok »

Emeğin “üretimden gelen gücü”nden “yaratici gücü”ne

6 September 2008

1.jpg

70â??li yillardan itibaren emek cephesinin güç kaybindan söz edilmekte. Bu güç kaybinin nedeni olarak, sermaye birikim sürecinin küresel serbest piyasa ekseninde yeniden yapilanmasi; sonucu olarak da, sendikalarin ve emegi temsil eden partilerin artik politika belirlemede etkili olmadigi veya olamadigi gösteriliyor. Ama ne sermaye birikim sürecinin yeniden yapilanmasinin politik kuruculugu emege dissal bir nedendir, ne de emek cephesinin ekonomik mücadele örgütü sendikalarin ve politik temsiliyetini üstlenen partilerin etkili olamamasi bu sermaye birikim sürecinin deger yaratma iliskisinden bagimsiz bir sonuçtur. Oku….. »

Emek Cephesi, Güncel icinde | yorum yok »

Komünalizm

6 September 2008

IMG_0908.jpg

Komünalizm

â??Å?imdiye kadarki tüm materyalizminâ?¦ baslica kusuru, nesnenin, gerçekligin, duyumlulugun, duyumsal insan faaliyeti, pratik (Praxis) olarak degil, öznel olarak degil; yalnizca nesne (Objekt) ya da sezgi biçiminde kavranmasidir.â?1 Maddeci olduklarinda tarihi, tarih karsisinda da maddeciligi unutan kaba materyalistler, â??â?¦insan faaliyetinin kendisini nesnel faaliyet olarak kavramaz.â?2 Marxâ??ta nesnellik, bir objektivite degil; duyumsal insan faaliyeti, etkinlik ve pratiktir. Oku….. »

Emek Cephesi icinde | yorum yok »

Düsünür Toni Negri ile Röportaj[1]: ABD’nin basarisizligi politik bir yenilgidir.

2 September 2008

neg2.jpg

Düsünür Toni Negri ile Röportaj[1]

â??ABDâ??nin basarisizligi politik bir yenilgidir.â?�

Italyan düsünür Toni Negri, ABDâ??nin Irak isgalini bir basarisizlik olarak degerlendiriyor.

Negri, Hotel Bauenâ??de[2] Pagina/12â??ye konustu; Latin Amerikaâ??ya dair umutlu bir bakis açisina sahip olan Negri, â??gelenekselâ?� Avrupa solunu elestiriyordu. Oku….. »

Kapitalist İmparatorluk icinde | 1 yorum »