Tekel İşçilerinin İsyanı Hayatına Sahip Çıkmanın İsyanıdır

22 February 2010

afis

Emek Cephesi icinde | 2 yorum »

Otonom 20. Sayı Çıktı!

4 October 2009

Oto 20

Merhaba,

Geçen merhabamızda, biraz dertlenip içimizi dökmüştük yüzlerini bilmediğimiz siz dostlarımıza. Şimdi ise yirminci sayımızı çıkarmanın neşesi içindeyiz. Sayılarda keramet aramak nafile, ama gönlümüz yine de bu sayının coşkusunu kendimize çok görmemekten, sizinle paylaşmaktan yana. Kahkahamız elinizdeki sayfalar olsun.

“Bekle bizi” deyip ahdettiðimiz Ýstanbul, haramilerin, haraççýlarýn, kafesçilerin, þantajcýlarýn istilasýnda. IMF ve Dünya Bankasý denilen hýrsýz çeteleri, elli dört yýl sonra tekrar Türkiye’de, Ýstanbul’da toplanýyor. Türkiye, imparatorluðun küresel egemenlik iþleyiþini oluþturan piramide giderek daha çok eklemleniyor. Küresel pazar ve küresel sermaye, bu coðrafyayý büyük bir iþtahla yalayýp yutuyor. Bu kuþatmaya karþý her yer isyan, her yer direniþ alaný. Emeðin sermayeye deðil, sermayenin emeðe ihtiyacý varsa, kapitalizmin çanýna ot týkamak da emeðin gerçek antagonizmasýnýn kuruluþuna ve kendi kudretini olumlamasýna baðlý. Bu kudret dünyalýdýr. Bu dünyada topraklar kardeþtir. Kardeþ topraklarda yaþanan toplumsallýklarýn politik sýnýrlarý ve egemenlikleri yoktur. Politik egemenlik altýnda halklarýn kardeþliði olamaz. Emeðin kudretinde, yeryüzü gökyüzüdür. Emeði sýnýflaþtýran ücretli emek, bu kudrete vurulan bir boyunduruktur. Emeðin kudreti yaratýcýdýr, dönüþtürücüdür. Ölçülemez toplumsal yarar üretir, bu kudret komünalisttir. Emeðin özgürlüðü onun kendi kudretindedir. Ve de kapitalistlerin kongre salonlarýndaki protokollerini yýkacak olan onun bu kudretidir.

Yirminci sayýmýzla herkese merhaba…

Ýçindekiler:

- Anti-kapitalizme içkin bir soru: Emeðin farký nedir?
- Hegel ontolojisinde devlet: Diyalektik reformizmdir
- Meta fetiþizmi ve antagonizma… Devamý
- Devrimcilik ve hareket üzerine “gençlikten bir deneme”
- Öðrenci Hareketi ve Örgütlenme
- Kafama bir elma düþtü
- Sýnýf mücadelesinde bir dönüm noktasý olarak 1989-93 süreci
- EAP: çalýþaný kurtarma programý
- Meta toplumsal bir üretim iliþkisidir
- Ortak olanýn kullanýmý
- Mektup var!

Dergiler icinde | yorum yok »

Meta toplumsal bir üretim iliþkisidir

3 October 2009

city_469609.jpg

Bir maðazanýn vitrininde duran bir ayakkabýyý meta yapan nedir? Bu sorunun cevabý sermayenin ayakkabý üretmeye duyduðu ihtiyaçta gizlidir. Sermaye bir ürünü artý deðer yaratmak için üretir. Ürün içindeki donmuþ artý emek zamanýn artý deðer biçiminde mülkleþtirilmesi, ürünün meta biçimi altýnda paraya çevrilmesini gerektirir. Öyleyse ayakkabý vitrinde durduðu haliyle artý deðer üretemez. Ayakkabýnýn fabrikada mý, atölyede mi yoksa zanaatçýnýn elinde mi üretildiði de meta olup olmadýðýný anlayabilmemiz için yeterli deðildir. Meta üreten toplumsal iliþki, yani kapitalizm var olmadan önce de alým satým iliþkisinin var olduðunu düþünürsek ayakkabýnýn tek baþýna alým satým iliþkisine girmesi de yeterli olmaz. Meta bu iki sürecin bütünlüðü içinde konulmak zorundadýr. Ayakkabýnýn meta olabilmesi için kullaným deðerine sahip olduðu bir baþkasýna donmuþ emek zaman birimlerince belirlenen deðiþim deðeri karþýlýðýnda devredilmesi gereklidir.i Ayakkabýnýn metalaþma süreci, artý deðer üretme iliþkisinin devindirici gücüdür ve sermaye ayakkabýyý bu iliþkinin üretimi ve yeniden üretimi için üretir. Bir ürün ancak bu iliþkinin içerisinde meta olabilir. Metanýn iliþkisel karakteri onun toplumsallýðýný kaçýnýlmaz kýlar. Meta salt bir ürün deðil toplumsal bir üretim iliþkisidir. Ayakkabýnýn hammaddesinin tedarik edilmesinden, üretim araçlarýna, üretimin mekanýna ve dolaþým süreçlerine kadar herhangi bir evrede dondurulmuþ hali meta deðildir. Meta ancak bu süreçlerin iliþkiselliðinin bir bütünü sonucunda ortaya çýkabilir ve doðru anlaþýlabilmesi ancak bu bütünlük çerçevesinde mümkün olabilir. Metayý üreten sermaye tüm bu evreleri devindiren özne, dolaþým ve üretimin süreç halindeki birliðidir.
Oku….. »

Emek Cephesi, Kapitalist İmparatorluk, Otonomist Marksizm icinde | yorum yok »

Modern Siyasetin Mantığı: İktidar Diyalektiktir

12 June 2009


Modern felsefe geleneði içinde diyalektik, hiçbir þeyin kendi içinde olmayýp baþkayla baðlantýlýlýðý içinde düþünülebilmesine olanak veren, böylelikle özne ve nesne, akýl ve beden, düþünce ve pratik gibi türlü ikilikleri çözüme kavuþturan bütünlükçü bir felsefi yöntem olarak olumlanmýþtýr. Diyalektik, ikiliklerin bir bütünün dolayýmýyla birbirini yok etmeyen tersine yeniden üreten çeliþkiler biçiminde uzlaþtýrýlmasýnýn felsefesidir. Bu felsefenin kuruluþu ise, diyalektiði tarihsel-toplumsal alana taþýyarak ona daha önce görülmemiþ ontolojik bir anlam atfeden Hegel’e aittir. Hegel’deki göndermesiyle hatýrlayalým. Tin soyutlamasý altýnda karþýmýza çýkan bütün, tekilliklerde baþkalaþmak yoluyla kendiyle çeliþerek devinen mutlak hakikati/varlýðý ifade ederken, diyalektik mutlak bütünün bu çeliþkili devinimidir. Bununla birlikte sýnýflar mücadelesinin felsefesi ya da bilimi olma iddiasýndaki Marksizmler için diyalektiðin asýl önemi, karþýtlarýn çeliþmesinden doðan hareketi gösterebiliyor olmasýndan gelir. Buna göre diyalektik, mutlak olan her þeyin geçici karakterini ortaya koyan, kesintisiz oluþ ve yok oluþun yasasýdýr. Dolayýsýyla Hegel’den beslenen Marksizmlerin ortak noktasý, Hegel’de kendine baþkalaþarak kendini üreten varlýðýn çeliþkili devinimini veren diyalektiði, sýnýflar mücadelesinin yasasý olarak uygulamak olmuþtur. Tarihin motoru sýnýflar mücadelesiyse, sýnýflar mücadelesinin motoru karþýtlarýn çeliþmesidir. Ancak Hegel’de Tin soyutlamasý altýnda mutlak hakikatin/varlýðýn hareketini veren diyalektiðin, Marksist söylemde karþýtlarýn çeliþmesinin sürekliliði temelinde mutlak olan her þeyin geçiciliðini veren bir yasaya dönüþtürülmesi nasýl mümkün olabilmiþtir?

Oku….. »

Politik Felsefe icinde | 2 yorum »

Otonom 19

11 June 2009


1.jpg

Merhaba,

Otonom’u yine geciktirdik, okurlardan özür dileriz; okurlarýmýzýn affýna sýðýnarak yeniden merhaba! Biz otonom emekçileri, iki elin parmaklarý kadarýz. Mütevazý olmaya gerek yok; gücümüzün üzerinde iþleri yaptýk ve yapmaya devam ediyoruz. Hani derler ya: “Ölüm ne ki, biz yaþamý üstlenmiþ insanlarýz.” Bizim için üstlenilen, þu aþaðýlýk kapitalist toplumsal iliþkiler içinde emeðini mülkleþtirmeden, kendini politik piyasada piyasalaþtýrmadan, komünalite içinde, emeðimizle ve ekmeðimizle baþýmýz dik, deðerlerimizle  ayakta kalmak, onurlu yaþamak!.. Faaliyetlerimizi fonlamak ve ekmeðimizi kazanmak için her birimiz birkaç iþ yapmak zorunda kalmaktayýz. Anlayacaðýnýz dostlar zaman karþýsýnda politik emeðimiz yalnýz ve kadrosal olarak azýz. Ah! Þu iki elin parmaklarýna diðer ellerin parmaklarý da katýlsa! Bir çoðalabilsek! Emeklerimizin karþýlýðýný bir görebilsek… Örgütlü olmanýn neþesini þu bireycileþmiþ dünyada bir tadabilsek! Örgütlü olmadan kudret toplumsallaþmýyor dostlar! Olsun, adýmýz inat ve inadýna olsun. Bizce güzel yazýlar yazdýk hediyemiz olsun…

 

Dergiler icinde | 1 yorum »

18. Sayi Çikti

19 September 2008

18 Kapak

Film sahnelerini aratmayan, her gün baska baska olagan süphelilerin desifre oldugu, ajanlarla, istihbarat savaslariyla dolu günler yasiyoruz. Yarin gazetelerde â??Söylendigine göre Kayzer Soze Türkmüsâ? diye bir baslik atilsa kimse garipsemeyecek sankiâ?¦ Ancak bu film setinde bin bir komployla sahnelenen bu çirkin kavga bizim kavgamiz degil. Bu çirkin kavga, egemen güçlerin iktidar kavgasidir. Yeni bir egemenlik biçiminin, II. Cumhuriyetâ??in, AKPâ??nin Sezarizmi ile kurulusunun sancilaridir. Bizim kavgamizsa, egemenlere, mülk sahiplerine karsi mülksüzlerin verdigi kavgadir, isyandir!
Ancak ne yazik ki, egemenler arasindaki bu kirletici savasin, solun kendi içinde bir krize dönüsmesine tanik oluyoruz. Bu süreç içinde Marksistlerin söylem yoklugu ve Marksistlik adina modernist solâ??un kullandigi söylemler, Marksizmi kendine yabancilastiriyor. Modernist sol, Marksizme yabancilasiyor. Onurumuz olan tarihimiz adina, kendi üzerimize düsünmek artik zorunludur.
Gelecegimiz tarihimizde sakliâ?¦ Bugünün egemenlik iliskilerinin çözümlenebilmesi, sermayenin diyalektiginin elestirisinden geçiyor. Egemen güçlerin iktidar kavgalarina karsi emegin komünalizmindeki içkinlige ve otonomiye ihtiyaç var. Bu, Marxâ??in güncellenmesinin ve emegin 21. yüzyildaki politik paradigmasinin ufuklarini açiyor.  Sözümüzü tüketmek bir yana, tarihimizle ve gelecegimizle yoldasça muhabbet edebilmenin zamanini ve heyecanini yasiyoruz. Bize bu coskuyu veren bütün devrimci tarihimize ve gelecegimize en içten selamlarimizlaâ?¦ Merhaba!

Bu sayida:

Özne ve yapi arasinda: Marksizm ve Hegel Toplumsal fabrika
Devlet aklinin yeniden kurulusu üzerine
Ikinci cumhuriyet ve modernist solun krizi
Devlet ve egemenligin ötesinde siyaset
Dile benden ne dilersen: Back up
Ücret, rant ve kârin bilissel kapitalizmdeki yeni eklemlenmesi
Ilisu Baraji projesi
Derelerin kardesligi
Dünya dönüyor (I)
Mucize operasyon

Dergiler icinde | yorum yok »

Ikinci cumhuriyet ve modernist solun krizi

18 September 2008

Ikinci cumhuriyet ve modernist solun krizi

Egemen güçler arasinda verilen iktidar kavgalarinin biçimi ile yöneten ve yönetilenler arasinda verilen sinif savasiminin biçimi arasindaki fark, ezilenler açisindan onur vericidir. Mülk sahibi egemen siniflarin kendi aralarinda verdikleri güç savasini sürdürme biçimleri komplo, mülksüzlerin mülk sahiplerine karsi verdigi mücadele biçimi ise isyandir.
Komplolarla sürdürülen igrenç bir kavganin içinden geçiyoruz. Kirli ve mide bulandirici komplolar savasina her gün tanik oluyoruz. Hollywood filmlerini aratmayacak ajanlari ve istihbarat savaslarini izliyoruz. Siyasal bir degerin toplumsal bir degere dönüsmesi, degeri elde edecek olan mücadelenin içerik ve biçimine baglidir. Bu kirletici savas, bizim savasimiz ve bizim tarzimiz degildir. Bu biçimde sürdürülen bir politik savastan, ne â??laiklikâ? ne de â??demokrasiâ? bir toplumsal deger olarak çikabilir. Peki, komplolarla sürdürülen bu egemenler arasi güç savasini, mülklüler ile mülksüzler arasi savasa dönüstürebilir miyiz? Komploya karsi isyan, bu sürece agirligini koyabilir mi? Bu süreçte, toplumsal degere dönüserek kalicilasan politik bir deger olusabilir mi? Oku….. »

Güncel icinde | 2 yorum »

İtalya’da radikal düsünce: teori ve pratige özgün bir katki (Volkan Yaraşır)

6 September 2008

217.jpg

1968, 20. yüzyilin en büyük toplumsal muhalefet dalgasiydi. Ve bir küresel ayaga kalkisti.

Refah toplumunun insanin ruhunu kadavra eden karakterine ve özgürlük ütopyasini kirleten reel sosyalizme karsi kitleler, imkansizi istemek için sokaklari isgal etti. Baska bir dünyanin mümkün olabilecegini, molotof kokteylleriyle kaldirim taslarini birlestirerek, fabrikayla sokagi kaynastirarak, eylemin yikici ve yaratici gücünde gösterdi. Oku….. »

Otonomist Marksizm icinde | yorum yok »

Geçmisten günümüze Otonomist Marksizmin yol haritasi

6 September 2008

wildcat.jpg
Geçmisten günümüze Otonomist Marksizmin yol haritasi

Otonomist Marksizmin son çeyrek yüzyil içindeki hatlari nasil yorumlanabilir? 1979â??dan önce, bu konuya iliskin herhangi bir tartisma zorunlu olarak Italyan deneyimine odaklanirdi. Ancak 80â??lerin basiyla, daha önce emek süreci, hareket ve teori arasinda var olan yakin iliskinin görünüste kirilmasiyla birlikte, Italyaâ??da â??operaismoâ? (isçicilik) olarak bilinen proje â??parçalara ayrilmisâ? görünüyordu. Oku….. »

Otonomist Marksizm icinde | 1 yorum »

Çokluk ve otonomi

6 September 2008

Mexican people picking green beans in a field just above Everglades National Park, Turco (c) 2002.jpg

Çokluk ve otonomi

Lenin, burjuva parlamenter demokrasisine karsi iktidar Sovyetlere dedigi Nisan Tezleriâ??nde, devrimi üstlenecek güç olarak proletaryayi adres gösteriyordu. Ama devrimi üstlenecek olan bu proletarya, Rusyaâ??nin o dönemki kosullari dikkate alindiginda, ortodoks Marksizmin endüstriyel isçi sinifi degildi. Lenin, Ekim devrimi aninda Rusyaâ??nin sinif bilesenini devrimci bir perspektifle konusturabilecek bir hareketin önderligini olusturma çabasindaydi. Oku….. »

Otonomist Marksizm icinde | yorum yok »